Özelleştirme masalının son örneği: İDO

Özelleştirme iyidir, güzeldir söylemleri artık ikna etmiyor. Özelleştirilen İDO'ya karşı artan tepkiler son otuz yıldır ciddi bir ideolojik propaganda aracı olan özelleştirme masalının artık sonuna gelindiğinin kanıtı niteliğinde.
Salı, 26 Haziran 2012 15:42

1980’lerde esmeye başlayan neoliberalizm rüzgârının en önemli söylemi özelleştirmeydi. Bu dönemde özelleştirme ideologları sık sık özelleştirme hizmet kalitesini, rekabeti artırır, ucuzluk sağlar, tekelleşmeyi önler nakaratlarını tekrar edip durdular.

İdeolojik açıdan ise geniş halk kitleleri sermayenin temel tezlerinden biri olan kamusal olanın “kârsız, verimsiz ve irrasyonel” olarak çalıştığı ve bu nedenle özelleştirmenin güzel olduğu argümanı ile ikna edildi.

Serbest piyasa ekonomisinin temel dayanaklarından biri olan özelleştirme olgusuna yakından bakmak gerekirse ilk göze çarpan sonuç özelleştirmenin sermaye sahipleri ve emekçiler açısından yarattığı sonuçların farklılığıdır. Özelleştirme uygulamaları sermayeye yeni yatırım alanları açmakla birlikte çok kısa zamanda ve çok büyük boyutlarda bir rant aktarımı sağlarken halkın geri kalanı için işsizlik, pahalılık, devlet eliyle sağlanan hizmet ve üretimden mahrum kalma anlamına geliyor.

AKP'li yıllarda özelleştirme
Türkiye’de ise Özal döneminde tohumları atılan özeleştirme propagandasının asıl ürünleri AKP’li yıllarda toplandı.

AKP iktidarının son on yılda özelleştirme bilançosu bir hayli kabarık: 2003 yılında Seka Balıkesir İşletmesi, Petkim Standart Kimya Şirketi, Seka Aksu İşletmesi, Kuşadası limanı, TCDD İzmir Limanı, 2004’de EBK Manisa Et ve Tavuk Kombinası, Kütahya Şeker Fabrikası, THY'deki kamu hisselerinin %23'ü, ETİ Gümüş, Sümerbank Diyarbakır İşletmesi, Tekel Alkollü İçkiler Sanayi, 2005’te Sümerbank Beykoz Deri ve Kundura, Seka İzmit İşletmeleri, Türk Telekom, Tüpraş, Eti Seydişehir Alüminyum , 2006’da Tüpraş, Erdemir, TCDD Derince Limanı, 2008’de Pektim, TCDD Bandırma ve Samsun Limanları, Ankara Doğalgaz Üretim'ne ait 9 santral, Tekel Sigara Sanayi İşletmeleri, 2009’da Başkent Elektrik Dağıtım, Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum ve Çarşamba şeker fabrikaları satılan kurum ve kuruluşlardan bazıları.

Dünya tersine mi dönüyor?
Bu listeye bir de geçen yıl satılan İstanbul Deniz Otobüsleri Sanayi ve Ticaret A.Ş’yi (İDO) de eklemek mümkün. 8 Nisan 2011 tarihinde İDO’nun yüzde 100 oranındaki hissesi Tepe-Akfen-Souter-Sera Ortak Girişim Grubu’na satıldı.

Son günlerde ise ana akım medyada “Özelleştirmenin yüz karası: İDO, İDO çıldırttı, İDO’ya tepkiler çığ gibi…” başlıklı haberlere çok sık rastlanır oldu. İDO’yu satın alan şirketin uyguladığı “esnek ve dinamik” fiyat politikası, organizasyon bozuklukları, düşük hizmet kalitesi bu haberlerin temel nedenleri. Son otuz yıldır hantal kamu kuruluşlarına karşı özelleştirmenin iyi ve güzel olduğunu yazan basında bugün özelleşen İDO’nun uyguladığı politikalara karşı devlet göreve çağrılıyor.

İDO neler yapıyor?
'Esnek' ve 'dinamik' fiyat politikası adını verdiği uygulamayla bütün bilet ücretlerini bir anda yükselten İDO, özellikle tatil sezonunda vatandaşlar için kâbus halini aldı. İstanbul'dan Bursa, Yalova, Bandırma gibi hatlara en kolay ulaşım olarak görülen İDO'dan başka alternatifi olmayan vatandaşlar, eğer bileti kalkış saatine yakın almak isterlerse neredeyse uçak fiyatına yakın ücret ödemek zorunda kalıyor.

Ayrıca, biletini geç alanlar daha yüksek ücret ödüyor, araçlı seyahatlerde şoför de ücrete tâbi tutuluyor, arabalı vapurda öne geçmek isteyen fazla ücret ödüyor, hizmet bedeli adı altında ekstra para alınıyor, cam kenarından alınan biletler için de yine ekstra ücret ödenmesi gerekiyor.

Özelleştirilen İDO sermayeyi dahi isyan ettirdi
Tek deniz otobüs firması olması sebebiyle tekelci bir yapıya sahip olan İDO’ya yalnızca emekçi sınıflardan değil, sermayeden de tepkiler geliyor. Bu bağlamda, yüksek kazançtan vazgeçmeyen İDO yönetimine bir tepki de ihracatçılardan geldi. Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Koordinatör Başkanı Orhan Gençoğlu, "İDO özelleştirme sonrası uyguladığı fiyat politikası ile sadece vatandaşları değil, işadamlarını da zora sokuyor " dedi. Gençoğlu yazılı açıklamasında, acilen yanlıştan dönülmesi gerektiğini ifade etti.

(soL-Haber Merkezi)