Sayfa yolu
Kaçakçılıkla servet biriktirilebilir mi?
Yayın Tarihi: 31.12.2011 , 09:15 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:28
Egemen Bağış, yoksulluk nedeniyle canını tehlikeye atarak kaçakçılık yapan köylülerin bombalanarak katledilmesi sonrasında önceki akşam Habertürk kanalında Balçiçek İlter’in programına katılarak, "Orada kaçakçılık olduğuna dair iddialar var. Aslında kaçak sigara olayını da masaya yatırmak, sigaradaki bazı vergileri de gözden geçirmek için bir fırsat olduğunu düşünüyorum” dedi. Bağış sözlerini “Terör örgütünün bundan rant sağladığı duyumları geliyor. Kaçakçılığın bir gelir kapısı olması da gözden geçirilmesi gereken durumdur. Önemli olan orada ne tür bir istihbarat geldi, hangi kurumlar hangi talimatı verdi, bunu değerlendirmek lazım. Suçlu aramak yerine olayı değerlendirmeli, tahribat yerine tahkikat yapmak gerekir” diye sürdürdü.
Öldürülen 35 köylünün büyük bir kısmının 18 yaşın altında ilköğretim ve lise öğrencileri olduğu biliniyor. Başka bir ifadeyle, öldürülen köylüler yoksulluk nedeniyle kaçakçılık yapmak zorunda kalan, geçinebilmek ve okuyabilmek için hayatını tehlikeye atan insanlardı. Oysa bu vesileyle “kaçakçılığın gelir kapısı olması gözden geçirilmeli” diyen Bağış, kaçakçılıkla büyük servetler biriktiren kesimleri ifşa etmiş ve “bazıları bu işi yaparken katledilirken, para babaları zenginliklerine zenginlik katıyor” demiş olsaydı gerçekten doğru bir noktaya parmak basmış olabilirdi. Bağış elbette bu konuya işaret etmedi… Onun gözü katır sırtında mazot taşıyıp, tehlikeli yamaçları aşan yoksul köylülere takılırken, limanlara petrol tankerleriyle mazot taşıyan kaçakçıları görmedi.
Bağış, European Tobacco’yu biliyor mu?
Bilmiyor olması ihtimali yok. Zira European Tobacco adı verilen şirketin adı, son üç ay içerisinde iki defa sigara kaçakçılığı olaylarına karıştı. Eylül ayında yapılan operasyonda ele geçirilen 3 milyon paket sigaranın yüzde 80’inin Mersin merkezli European Tobacco’ya ait markalar olduğu görüldü. Şirketin genel müdürü Mehmet Hulusi Kaymaz ve bir diğer şirket yöneticisi operasyonun ardından gözaltına alınarak tutuklandıktan bir ay sonra serbest bırakıldılar.
Bu sabah Van’ın Başkale ilçesinde gerçekleştirilen bir başka operasyonda ise 1 milyon 589 bin paket kaçak sigara ele geçirilerek, 6 kişi gözaltına alındı. Yakalanan sigaraların yine European Tobacco tarafından üretilen Prestige, Vigor gibi markalardan oluştuğu görüldü.
Eylül ayında gerçekleştirilen kaçak sigara operasyonunun ardından Vatan’da bir yazı kaleme alan Ufuk Şanlı, kaçakçılık mekanizması hakkında şu iddiaları dile getirmişti:
“European Tobacco, Türkiye’de sigara üretme ve ihraç etme yetkisine sahip 7 firmadan biri. Firma ürettiği sigaraların tamamını yurtdışına ihraç kaydıyla üretiyor ve bu nedenle vergi ödemiyor. Fakat polis operasyonu gösterdi ki yurtdışına çıkarılan 250 milyon paket sigaranın hemen hemen tamamı tekrar yurda sokulmuş. Ürünlerin ortalama 4 liradan satıldığını düşünürsek şirketin yılda 1 milyar lira kayıtdışı gelir elde ettiği anlaşılıyor.”
“Uzmanlar gayet iyi bilirler: Sigaranın etiket fiyatının yüzde 80’i vergidir. Bunu ödemeyen şirketin sadece bir yılda 800 milyon lira kar elde ettiğini düşündüğümüzde ortaya gerçekten inanılmaz bir tablo çıkıyor!”
İlginç bir ortaklık iddiası
Ufuk Şanlı aynı yazıda European Tobacco’nun arkasında ilginç bağlantılar olduğunu da iddia etti. Şanlı, bakliyat üreticisi olarak tanınan Mersinli Arslan ailesinin ana ortağı olduğu şirketin yüzde 40’ının Lübnan hıristiyanlarından Nasri ailesine ait olduğunu ifade ederek, yazısını şöyle sürdürdü:
“European Tobacco son derece enteresan bir şirket. Mersin’de kurulan şirketin yüzde 40’ı Kuzey Irak’ta yaşayan Ermeni asıllı Nasri Kardeşlere ait. Nasri kardeşler Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani’ye çok yakınlar. Barzani’nin gizli kasası oldukları, pek çok şirketi Barzani adına yönettikleri konuşuluyor.”
“Şirketin kuruluş aşamasında yüzde 50 hisseye sahip olan Nasri Kardeşler ile yerli ortak Arslan Ailesi’nin arasına zamanla kara kedi girince zaman içinde Iraklı ortakların payı yüzde 40’a düşürülmüş. Bunun üzerine Nasri Kardeşler, 2007’de Mersin Ticaret Mahkemesi’nde firmanın Türk ortakları aleyhine dava açmış. Dava halen devam ediyor.”
Kim bu Mahmut Arslan?
Sabah gazetesi de European Tobacco-Barzani ailesi iddialarını dile getirdi, ancak şirket yetkilileri bu iddiaları çeşitli defalar yalanladı. Sabah da söz konusu haberde, Nasri ailesinin sahibi olduğu Nasri Grup’a Neçirvan Barzani’nin de ortak olduğunu belirtti. Ancak Arslan, daha sonra aynı gazetede bu iddiaları da yalanladı ve Nasri Grup’la 2005’te yollarını ayırdıklarını, Barzani’yle ortaklık iddialarının ise doğru olmadığını söyledi. Sabah’a “Şu anda bu şahıslarla herhangi bir ilişkimiz yok" diyen Mahmut Arslan, Nasri Grup'un European Tobacco'yu internet sitesinde iştiraki olarak göstermesini ise, "Arap dünyası bunlar. Kendilerini büyük göstermek için yapmışlardır" diye yorumladı.
2004 yerel seçimlerinde Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı için AKP’den aday olan Mahmut Arslan’ın evi bundan bir yıl sonra bombalandı.
Habertürk gazetesine röportaj veren Arbel Gıda’nın patronu Mahmut Arslan, “Darılmazsanız, size ilginç bir soru sorabilir miyim? Bugünkü birikiminizde acaba kaçakçılığın rolü oldu mu? Hatta bir mafya imajı konduruluyor” sorusuna şöyle yanıt veriyordu:
“Kesinlikle darılmam. O kaçakçılık meselesi değildi. Bir gazete, sigara fabrikasının Barzani ile ortak olduğunu yazdı. Ondan sonra da bu üzerimizde kaldı. Oysa Barzani'yi hiç tanımam. Oturup konuşmuşluğumuz bile yoktur. Bunu rakiplerimiz çıkardı. O rakipler, daha sonra Kuzey Irak'a gidip Barzani ile ortaklık yaptılar. Bugün ise herkes gidiyor oraya. Bizim hiçbir işimiz yoktur. Arbel Gıda, son derece şeffaftır. Grup cirosu 1,5 milyar liradır. 165 milyon dolarlık da ihracatımız var.”
Arslan ve Kaymaz, sigara kaçakçılığıyla mücadele toplantısındaydı
MÜSİAD ve TUSKON üyesi olan Arslan’ın şirketi European Tobacco polis takibindeyken, daha sonra kaçak sigara operasyonuyla tutuklanıp serbest bırakılan genel müdürü Mehmet Hulusi Kaymaz’la birlikte Ali Babacan başkanlığında toplanan “sigara kaçakçılığıyla mücadele” konulu toplantıya da katıldığı biliniyor.
Milliyet’ten Tolga Şardan’ın haberinde, 2011 Ocak ayında yapılan ve dört bakan ile çok sayıda bürokratın katıldığı, sigara kaçakçılığına karşı eylem planının görüşüldüğü zirvede bulunun Arslan’ın, toplantıda sigara kaçakçılığından rahatsız olduğunu ve mücadele için çalışmalar yapılmasını talep ettiği belirtiliyordu.
Bu toplantıdan sekiz ay ve on bir ay sonra yapılan iki operasyonda European Tobacco tarafından ihraç için üretilen sigaralar, kaçak sigara operasyonlarında ele geçirildi.
Kaçak mazot katırla mı geliyor?
Egemen Bağış “kaçakçılığın geçim kapısı olması gözden geçirilmesi gerekiyor” sözlerini Uludere kırsalında mazot kaçakçılığı yapan 35 köylünün öldürülmesi sonrasında etti. Bu sözler Türkiye’de akaryakıt kaçakçılığının adeta katırlarla ya da sırtta taşınarak sınırdan geçirilmek suretiyle gerçekleştirildiği izlenimi veriyor.
Oysa Başbakan Erdoğan Şubat 2007’de akaryakıt kaçakçılığı konusunda “31 ülkeden kayıt geldi. 38 milyar dolarlık (53 milyar lira) kaçakçılık var. Henüz 17 ülkeden de kayıtlar gelmedi” demişti. 38 milyar dolarlık kaçakçılığı illegal yollarla sınırı geçerek yapmak için katırlardan oluşan bir boru hattı döşemek gerekir!
Erdoğan 2007’de sözlerini şöyle sürdürüyordu:
“Dış Ticaret Müsteşarlığımız, petrol ithal ettiğimiz 48 ülkeden kayıtlar istedi. Bu ülkelerin 31’inden cevap geldi. Bu kayıtları ülkemiz kayıtlarıyla karşılaştırdık ve çarpıcı sonuçlara ulaştık. 31 ülke diyor ki, Türkiye bizden, son 2,5 yıl içinde, 28 milyar dolarlık petrol ithal etti. Buradaki kayıtlara göre ise bu 31 ülkeden aynı dönemde ithal edilen akaryakıt miktarı sadece, lütfen dikkat, 9,3 milyar dolar. Arada tam 18,7 milyar dolarlık bir fark var. ÖTV, KDV ve EPDK payını eklediğiniz zaman, bu fark, 38 milyar dolar seviyesine çıkıyor. Henüz 17 ülkenin kayıtlarını almış değiliz, bunlar da geldiği zaman, aradaki fark daha da büyüyecek...”
Buradan da anlaşılıyor ki kaçak getirilen akaryakıtın bedeli 19 milyar civarında bir o kadar da vergi geliri kaybı var. Ancak yine de bu muazzam kaçakçılığın sınırötesine geçen insanlar tarafından yapılmış olması mümkün değil.
Peki, Erdoğan yukarıda aktarılan sözleri ettikten sonra ne oldu?
26 müfettiş ve kontrolörden oluşan geniş bir ekip harekete geçti, dört yıl çalıştı, ama kaçakçılığın izini bulamadı!
Erdoğan “petrol ithal ettiğimiz 48 ülkeden 31’inden cevap geldi” diyor, yani kendisinin ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın elinde yabancı devletlerden alınan belgeler bulunduğunu söylüyordu konuşmasında… Ancak yabancı ülkelerden gelen kaçakçılıkla ilgili raporların müfettişlere verilmediği, yazılan raporlara “kayıtlar temin edilememiştir” ifadesiyle geçirildi.
Cumhuriyet’ten İlhan Taşçı’nın haberinde aktardığına göre teftiş raporunda şunlar söyleniyordu:
“Raporda, ‘Türkiye’de faaliyet gösteren dağıtım şirketlerinin ithalat rakamları ile yurtdışında tespiti yapılan sevkiyat miktarlarının karşılaştırılması amacıyla yurtdışı araştırmasına başvurulduğu, İspanya, Fransa, Gürcistan, Letonya, Yunanistan ve Romanya’dan istatistiki ve genel bilgilerin temin edildiği, elde edilen bilgilere göre dağıtım şirketleri ile diğer bazı şirketlerin akaryakıt ve türevlerinin ithalatlarında toplam 1 milyon 118 bin ton farkının istatistiki olarak ortaya çıktığı”
Erdoğan 31 ülkeden cevap geldi diyor, teftiş heyeti ise 6 ülkeden yanıt aldığını söylüyordu. Raporun sonuç bölümünde ise “bazı bilgi ve belgelerin temin edilemediği” şu sözlerle dile getirildi:
“... Düzenlenen 67 adet soruşturma-inceleme-basit-teklif raporlarından, akaryakıt kaçakçılığı konusunda daha sağlıklı veriler temin edilip kaçakçılığın da ne şekilde yapıldığı hususları göz önünde bulundurularak bu durumların ortadan kaldırılması ve engellenmesi amacıyla gerekli tedbirlerin alınması ve eksikliklerin giderilmesi, kurumlar arasında koordinasyonun sağlıklı şekilde sağlanması, istatistiki verilerin düzenli, uyumlu ve tam olarak oluşturulması, bu konularda gerekli çalışmaların sistematik biçimde yapılarak gerekirse mevzuat düzenlemesine gidilmesi...”
Başka bir ifadeyle Başbakan Erdoğan’ın elinde olan raporlar müfettişlerin eline hiçbir zaman geçmedi.
Kimler kaçırıyor?
2006 yılında akaryakıt kaçakçılığı konusunda bir Meclis Araştırma Komisyonu oluşturulmuş ve komisyon kapsamlı bir rapor yayımlamıştı. 310 sayfalık rapora göre akaryakıt kaçakçılığının yaklaşık yüzde 90’ı deniz yoluyla ve dağıtım şirketleri ile Irak’a petrol ürünleri temin eden tedarikçi firmalar tarafından gerçekleştiriliyor. Buna karşılık kaçakçılığın sadece yüzde 10’unun sınır ticareti kapsamında ya da sınır ihlalleri yoluyla yapıldığı görülüyor. Rapordaki bu veriler, akaryakıt kaçakçılığında Irak’a akaryakıt taşıyan tanker şoförlerinin ya da katırlarla veya sırtlarında mazot taşıyan köylülerin günah keçisi ilan edildiğini, kaçak akaryakıttan asıl büyük payı alanların ise büyük holdinglere bağlı dağıtım şirketleri olduğunu ortaya çıkarıyor.
Meclis Araştırma Komisyonu’nun tespit ettiği ve kamuoyundan gizlenen kaçakçı şirketler arasında Koç Holding bünyesinde faaliyet gösteren Opet, Türkiye akaryakıt sektörünün yabancı şirketleri Total, Shell ve Shell tarafından satın alınan Turcas, Turgay Ciner’in de ortağı olduğu Aytemiz Petrol ve Petrol Ofisi A.Ş. (POAŞ) de bulunuyor. Bu şirketlere ek olarak, irili ufaklı pek çok akaryakıt şirketi de, daha düşük miktarlarda olmak üzere kaçakçılık faaliyetinin içerisinde yer alıyor.
Sektör uzmanları, 2003 yılı sonunda yürürlüğe giren Petrol Piyasası Kanunu’nun akaryakıt ithalatını serbest hale getirmesinin, akaryakıt kaçakçılığının artmasında en büyük etken olduğunu belirtiyorlar. Aynı kanunla birlikte devletin sektörde denetim olanaklarını yitirdiği de yapılan değerlendirmeler arasında.
Özelleştirme uygulamalarıyla ise akaryakıt piyasasında devletin müdahale olanakları tamamen ortadan kalktı. Hatırlanacağı gibi, ülkenin en büyük dağıtım şirketi olan POAŞ, 2000 yılında Aydın Doğan’a, Türkiye’nin akaryakıt ürünleri üreten tek şirketi Tüpraş ise Koç-Shell Ortaklığı’na satılmıştı.
Ve Egemen Bağış, kaçakçılık yapan 35 köylünün katledilmesinin ardından “kaçakçılığın bir geçim kapısı olmasının” üzerine gidilmesi gerektiğini söylüyor!
(soL-Ekonomi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.