Venezuela Komünist Partisi MK üyesi Melendez: Faşizmle savaşmazsak, istediğini elde eder!

Venezuela Komünist Partisi MK üyesi Edgar Melendez ile, Venezuela’da devam eden sağcı muhalefetin gösterileri ve Maduro hükümetinin duruşunu, sorunların çözümü için Bolivarcı Devrim'e destek veren komünistlerin çözüm önerilerini konuştuk.
Pazar, 30 Mart 2014 15:22

Görüşme : Can Sever

Venezuela’da devam eden sağcı muhalefetin gösterileri, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun müzakere çağrılarına rağmen sürüyor. Sağcı muhalefete göre bu bir “yıpratma savaşı”... Venezuela ABD’ yanlısı sağcı muhalefetin güçlü olageldiği bir ülke ancak şüphesiz, eylemlerin yeniden patlak vermesinde, Bolivarcı Devrim’in üstesinden gelemediği bazı sorunlar da var. Venezuela Komünist Partisi, Bolivarcı Devrime destek verirken, bu köklü sorunların da çözülmesi için mücadele ediyor.

Biz de Venezuela’daki durumu partinin Merkezi Komite Üyesi ve Bolivar Eyaleti İşçi Hareketi ve Sendikal Hareket Sorumlusu Edgar Melendez ile Venezüela’daki durumu, Bolivarcı Devrimi, muhalefeti ve komünist hareketi konuştu.

Venezüela’da bir ayı aşkın süredir kitlesel protestolar ve yer yer şiddet içeren eylemler olduğunu görüyoruz ki Venezüela’nın bireysel silahlanmanın çok fazla olduğu bir ülke olduğunu düşünürsek, bu şiddet oldukça endişe verici. Venezüela’da ne yaşanıyor? Bu hareketin çıkış noktası nedir? Tarihsel ve sınıfsal olarak nereye dayanır ve özneleri ve sınıfsal karakteri nedir?

Tarihsel bağlamda bahsettiğin birşeye açıklık getirmek önemli, 2002 Nisan’ında Chavez’e karşı yapılan bir darbe girişimi değil, bir darbeydi, ama halkın uyguladığı basınç ve özellikle Silahlı Kuvvetlerin, Bolivarcı Sürece ve Chavez’e bağlı kesiminin harekete geçmesiyle, hızla duruma el konuldu ve ters çevirildi bu önemli. Aynı zamanda çok önemli bir nokta daha var, o zaman darbeyi yapan ve sonrasında Petol Grevi’nde gördüğümüz neredeyse tamamı aynı sektörler ve hatta kişisel bazda da aynı aktörler, bugün, Venezüelalı komünistler olarak ulusal kurtuluş mücadelesi olarak tanımladığımız Bolivarcı süreci tamamen yok etmeye, bitirmeye ve yıkmaya çalışan aynı hareketin başka bir safhasını uygulamaya geçtiler.

Tachira, Merida gibi yerlerde, bir iki hafta önceden başlayan, son bir-bir buçuk aydır, Venezüela’da yaşananların, Avrupa’da yaşanmış olan, özellikle birkaç yıl önce Ukrayna’da yaşandığı gibi, hatta bugünlerde tekrar yaşandığı gibi, değişik Avrupa ülkelerinde yaşandığı gibi, bir “yumuşak darbe”, “renkli devrim”lerle oldukça fazla ortak özellikler taşıdığını görüyoruz. Özellikle de tamamı olmasa da, bazı özellikleriyle, aslen, yakın zamana kadar belirgin oalrak gözükmeyen ama son zamanlarda politik spektrumda ve sokaktaki karşı karşıya gelişlerde kendini gösteren bir faşizm var, bunu nesnel şekilde tanımlıyoruz. Muhalefetin bazı kesimleri için faşizm tespiti geçerli. Bütün Venezüela muhalefetini faşist olarak tanımlamıyoruz, ama meşru Maduro hükümetine karşı meşru anayasal düzenden şiddet uygulayarak bir kırılma, bir kopuş hedefleyen bir kısmı var muhalefetin.
Marksizm-Leninizm kriterleriyle, sınıfsal açıdan baktığımızda, karşı karşıya gelişlerde, önemli bir sınıf çatışması, mücadelesi görmek mümkün, ama siyasi çizgimizden hareketle bilinmesini öenmli bulduğum bir şey de, Bolivarcı süreçe dair yaptığımız ulusal kurtuluş mücadelesi üzerinden, şunu söylüyoruz, sokakta doğrudan karşı karşıya gelişlerde de, ve politik tartışmalarda da, şu anda en birincil çelişki, ulus-emperyalizm çelişkisi, tabi ki, en temel çelişki olan, özellikleri ne olursa olsun, üretim şekli açısından kapitalist toplumlarda emek-sermaye çelişkisi her zaman olacağı gibi şu anda da mevcut. Venezüela toplumunda da, şu an yaşanan çatışmada da, emek-sermaye çelişkisi mevcut, ama en temel çelişki, Marksist bakış açısıyla doğru kategorize etmek gerekirse, ulus-emperyalizm çelişkisi. Şunu demek istiyorum, Komünist Parti olarak sadece politik analiz açısından değil, sadece marksist kategoriler üzerinden de değil, aynı zamanda Partimizin ve ittifakta olduğumuz partilerin ve sürecin içindeki sektürlerin elindeki veriler üzerinden, bugün Venezüela’da yaşanmakta olan, içinde, aralarında ABD’nin ve Kolombiya oligarşisinin de dahi olduğul bir çok öznenin olduğu uluslararası bir operasyon var, buna Venezüela içindeki, emperyalizme hizmet eden medyatik veya politik özneler de dahil. Venezüela içindeki öznelerden bahsedecek olursak, en önemli üç özneden bahsedebıliriz, uluslararası basında da tanındıkları üzere, bunlar, Leopoldo Lopez, Henrique Capriles Radonski ve Maria Corina Machado. Tabi ki bü özneler arasında ve temsil ettikleri ekonomik ve politik gruplar arasında farklar var. Taktiksel farklılıklar da var. Maria Corina Machado ve Leopoldo Lopez, daha fazla ortaklaşıyorlar, kendi adlandırdıkları şekilde “çıkış” ile Henrique Capriles’in yönü ve güç birikimi ve politik kariyeri arasında farklar var.
Biz Komünist parti olarak bunları taktiksel farklılıklar olarak görüyoruz. Çünkü tamamı, Venezüela’da oligarşinin bir kısmını kaybettiği gücü ve emperyalizmin Latin Amerika’da kaybettiği alanı geri kazanması için Bolivarcı sürecin bitirmeyi hedefleyen stratejiler güdüyorlar.

Maduro hükümetinin, bu protestolar sürecini, doğru bir savunma yaptığını ve süreci doğru stratejilerle yönettiğini düşünüyor musunuz?

Biz, genel hatlarıyla, ulusal hükümetin ve Maduro’nun bu çok komplike durumdaki hareketleri ve liderlikleri doğruydu. Örneğin Maduro bu uluslararası komplonun başarısının sokaktaki şiddetle mümkün olacağını söyledi ve biz de bu konuda yanı fikirdeyiz. Bu konjönktürde, nesnel olarak ulusal ve uluslararası komplonun başarısı sokakta uygulanacak şiddete ihtiyaç duyuyor. Bu anlamda, hükümetin, Bolivarcı sürece bağlı kitleleri, Bolivarcı sürece destek olan politik ve sosyal öznelerin mümkün olduğunca, sağcıların bir iç savaş veya açıkça bir şiddet durumu yaratmak için yaptıkları provokasyonuna gelmeme ve çizgisinde olması için çok önemli ve etkili çabaları oldu.
Ama Komünistler olarak tabi ki bazı gözlemlerde de bulunduk, bu taktik veya durum, şu anki konjönktüde geçerli olabilir ama, genel anlamda, bu tavır devrimcilerin ve halk hareketlerinin bir taktiği bir stratejisi halinde gelmemeli. Çünkü tarih bize şunu gösteriyor, konjönktürlerden bağımsız olarak, genel anlamda faşizme karşi savaşılmadığı takdirde, faşizm karşiya alınmadığı takdirde ve hatta faşizmin gerici şiddetinin karşısında meşru devrimci şiddetle çıkılmadığı takdirde, faşizm istediğini elde edecektir. Ama şu anki durumda, hükümet meşru şekilde toplumsal güçleri kullanmıştır, ve halk içinde olacak açık bir çatışmaya yol açacak ve karşimızdaki düşmanın amaçlarına hizmet edecek uygulamalardan kaçınmıştır.
Ama senin de bildiğin gibi, Bolivarcı Sürece eşlik eden ittifak çok geniş ve birbirinden farklı birçok özneyi barındırıyor. Bir sınıf birliği sözkonusu değil çok sınıflı bir ittifak. Ulusal Kurtuluş Mücadelesi olarak tanımladığımız süreçte, meşru politik düzeyde bunu anlamamıza yol açıyor, bu ittifakın içinde reformist özneler de var, bazı sağcı özneler de. karşılıklı anlayış ve diyalog var ama sahte söz birlikleri de yok. Bu geniş ittifakın içinde ilginç bir tartışma süreci yaşıyoruz, bu süreçte PCV bir slogan ortaya çıkardı: “Faşist Konspirasyona Karşi Geniş Sınıfçı Halk İttifakı”

Bolivarcı devrime ve Latinamerika’da 21. Yüzyıl Sosyalizmine baktığımızda, işçi sınıfı adına ve yoksul halk yığınları adına bir çok kazanım elde edildiğini görmek mümkün, işçi sınıfı mücadelesine ve işçi sınıfı siyasetine, komünistlere de bir güç birikimi zemininin sağlandığı da bir gerçek ama öte yandan, üretim araçlarının ve toprağın hala burjuvazinin ve bir azınlığın mülkiyetinde olduğunu ve bunun üzerinden eşitsizliğin de büyük ölçüde devam ettiğini görüyoruz.Bu tespitlere katiliyor musunuz?

21. Yüzyıl Sosyalizmi hakkında çok net bir konumlanmamız var. Bugüne kadar tüm çelişkileriyle tanıdığımız, ve 21 Yüzyıl Sosyalizmini teriminin ortaya çıkmasında da rolü olanların da yaptığı daha yapısal şekilde tanımlar üzerinden de, bizim yaptığımız tanım, 21. YY Sosyalizmi, kapitalizmdir. Bu yüzden biz, bu süreç içerisinde marksizm-leninizmin bayraklarını hiç indirmedik ve bilimsel sosyalizmin kurulmasının gerekliliğini anlatmaktan da vazgeçmedik. Venezüela Komünist Partisi, 21 YY sosyalizminin teorsini de, uygulamasını da sahiplenmiyor. Marksizm-leninizme sadığız ve retorik olarak değil, bilimsel sosyalizmin kuruluşu için güç birikimi sağlama doğrultusunda çalışıyoruz.
Bilivarcı Sürece ilişkin sorduğun soruya gelecek olursak, Partimizin 2011’de, 14. Kongresinde yaptığı tanıma dönmem gerekiyor. Bolivarcı süreç bir Ulusal Kurtuluş Sürecidir. Sosyalist bir süreç değil bize göre. bunu söyledik ve kararlılıkla da bu konumlanışımızı sürdürdük. Hatta Chavez dahil olmak üzere sürecin birçok yöneticisiyle de bazen çok da rahat geçmeyen tartışmalar yaşadık. Chavez için de bizim için de her zaman rahat olmadı bu tartışmalar ama Bilimsel Sosyalizmin savunusunu yaptık, yapıyoruz, ve yapmaya da devam edeceğiz fakat, bu ulusal Kurtuluş sürecini önemli buluyoruz çünkü Venezüela’nın egemenliği ve bağımsızlığı adına, ALBA, UNASUR, gibi veya CELAC gibi Amerika Kıtasında ABD ve Kanada’nın olmadığı uluslararası organizasyonlarla, ve OEA’da olduğu gibi ideolojik farklılıklara karşın bir Latin Amerika birliği sağlanabimesi adına kazanımları da değerli. Sürecin tabi ki zayıf noktaları olarak değerlendirebileceğimiz noktalar da var. Petrol geliriinin dağılımındaki değişime baktığımızda, evet bir ulusal kurtuluş süreci var, ama sosyalizm açısından bakarsak, genel sınıfsal karakteri anlamında süreç için sosyalizmden bahsetmek mümkün değil. Bunu kişisel veya özel olarak söylemiyoruz. Özellikle de solcu bir insan olan Başkan Maduro’nun sendikal m ücadeleden ve siyasi mücadeleden geldiğini belirtmek gerekir, Hükümetin sınıfsal karakterinden bahsediyoruz. Devlet ve hükümet küçük burjuvaziye içkin, Reformist ve hatta devrimci bir söylem geliştiren, oportunist bir çizgi de var, bu durum bizi, geniş ittifakın, geniş yurtsever ve halkçı ittifakın içinde antiemperyalist çerçeveyi savunmanın yanında, işçi sınıfı mücadelesiyle sınıf mücadelesi veren bir ittifak oluşturmak için çaba göstermemize yol açıyor.

Yarın:
Bolivarcı Süreçten, Sosyalizm’e geçiş mümkün mü? VKP’ye göre Chavez ve Maduro hükümetlerinin eksikleri neler? Protestolar sürecinde ve Bolivarcı Devrim Süreci ve sonrasında komünistlere ne görevler düşüyor? Venezüelalı komünistler, Venezüela’daki güvenlik sorunu ve yolsuzluk iddiaları ile ilgili ne düşünüyor? Venezüela Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi Edgar Melendez yanıtlıyor.