Tarık Ali'den emperyalizme Suriye desteği

Daha önce Libya operasyonu öncesinde emperyalist müdahaleyi meşrulaştıran bir konum alan Batı solunun kimi önemli temsilcileri, şimdi de Suriye konusunda hizmete devam ediyor. Bu isimlerden Tarık Ali, Esad'a "Kaddafi'nin akıbetine uğramak istemiyorsan çekil" sözleri ile seslendi.
Cuma, 17 Şubat 2012 12:05

Batı solunun önemli temsilcilerinden biri olarak görülen Tarık Ali, Rusya'da yayın yapan Russia Today televizyon kanalına verdiği röportajda, emperyalizmin Ortadoğu'ya müdahalesini meşrulaştıracak yönde açıklamalar yaptı. Ali, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi'nin akıbetine uğramak istemiyorsa, iktidardan çekilmesi gerektiğini söyledi.

"Suriye halkının elinden gelenin en iyisini yaptığı"nı ve Esad'ın kendi rızasıyla istifa etmeyeceğini ileri süren Tarık Ali, Rusya ve Çin'e de çağrı anlamına gelecek şekilde, bu iki ülkenin Esad'a bu konuda "yardımcı olması" gerektiğini belirtti.

Suriye'ye yönelik "basit" ekonomik yaptırımların işe yaramayacağını, bu yüzden de Suriye üzerindeki uluslararası baskının artarak devam etmesi gerektiğini söyleyen Tarık Ali, en son Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Suriye'ye yönelik yaptırım planını veto eden Rusya ve Çin'in Esad'dan yana olmamaları gerektiğinin farkına varmalarını istedi.

Tarık Ali'nin, konuşmasının bir yerinde, Esad'ın düşmesinin ardından kurulacak yeni yönetimi neye dayanarak "demokratik hükümet" olarak adlandırdığı ise merak konusu.

Konuşmasını, Suriye'nin yabancı müdahaleye daha da fazla yaklaştığı görüşüne dayandıran Tarık Ali'nin, emperyalist ülkelerin saldırgan politikalarını eleştirmek yerine, halkın büyük çoğunluğu tarafından istenmediğini iddia ettiği Esad'a çekilmesi ve Esad ile ilişkileri devam ettiği sürece zarar göreceklerini söylediği Rusya ve Çin'e ise Esad'ı gözden çıkarmaları yönünde çağrılarda bulunması, Batı solunun gerçek yüzünü de açığa seriyor.

Batı Solu kraldan çok kralcı
Tarık Ali'nin Russia Today'e yaptığı açıklamalar, önemli bir temsilcisi olduğu Batı solunun, emperyalizmin "insan hakları" retoriği ile askeri müdahale arasında kurduğu koşutluğu yeniden üreten en önemli odaklardan biri olduğu gerçeğini bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

"Albay" Riyad El Esad'ın iddiasına göre Özgür Suriye Ordusu'nun 17 bin silahlı militanı bulunması, bugüne kadar binlerce Suriye güvenlik görevlisini suikast ve saldırılarla öldürdüğü, ABD ve Fransa başta olmak üzere bazı ülkeler tarafından eğitildikleri ve ülkeye sokulan ve niteliği giderek çeşitlenen silah, mühimmat ve teknolojik teçhizatla donatıldığı, ülkedeki "sivil" eylemlerde ise en fazla, İslamcı bir örgüt olan Müslüman Kardeşler'in öne çıktığı gibi gerçekler ise, Suriye'ye ilişkin olarak Tarık Ali'nin değinmediği gerçekler.

Tarık Ali gibi Batı solunun bazı temsilcileri Ortadoğu'daki gelişmeler karşısındaki tavırlarıyla "solcuyum" diyen herkesin yüzünün kızarmasına neden olurken, bu örneklerden bir tanesini de "solcu" akademisyen ve gazeteci Gilbert Achcar vermişti. İnternette basit bir aramada rastlanan biyografilerinde "sosyalist ve savaş karşıtı" ifadesi göze çarpan Achcar, Tarık Ali'nin "elinden geleni yapıyor" diyerek güzellediği "halk"ın aslında ne olduğunu gizleyerek temellendirdiği "görüş"lerinden birini geçtiğimiz Kasım ayında El Ekber'de yazdığı bir makalede ortaya sermişti. Daha önce "Libya’daki devrim" konusunda yaptığı dezenformasyonun aynısını Suriye "muhalefeti" için tekrarlayan Achcar, Suriyeli "muhalifler"in silahsız olduğu, sadece barışçı gösteriler yaptıkları, protestoların Cumaları yoğunlaşması ve camilerde örgütlenmesinin sadece rejimin baskısını bertaraf etmek için olduğu ama arkasında herhangi bir ideolojik neden aranmaması gerektiğini beyan ediyordu.

"Suriye: Militarizasyon, Askeri Müdahale ve Strateji Yoksunluğu" başlıklı bu makalesine bakarak, "solcu" Gilber Achcar'ın, emperyalist devletlerin ve Türkiye, Arap Birliği gibi taşeron güçlerin açık desteğiyle hareket eden Suriye Ulusal Konseyi'nin bir toplantısında bir "solcu" olarak ne aradığı sorusu ister istemez akla geliyordu.

Aynı Tarık Ali gibi, Gilber Achcar da, görünürde Batı müdahalesinin sakıncalarına işaret ederek "solcu" profilini korumaya çalışırken, sözü, Suriye Ulusal Konseyi'nin ve Suriye "muhalifleri"nin desteklenmesi gerektiğine getiriyordu. Fakat Suriye Ulusal Konseyi ve Suriyeli "muhalifler" de, başından itibaren emperyalist güçler ve onların taşeronları tarafından bir araya getirildiği, silahlandırıldığı, eğitildiği ve NATO desteğiyle bir "zafer" kazandığı açık kanıtlarla ortada olan Libya Ulusal Konseyi ve Libyalı "muhalifler" ile aynı modelde hareket ediyor.

Soru ortada: Kim, Batı solu gibi bir "dost"u varken düşmana ihtiyaç duyar?
Libya'ya yönelik NATO müdahalesinin adımlarının atıldığı günlerde kişisel internet sitesinde yayımladığı bir yazısında, dünya solunun Libya konusunda derin bir bölünme içinde olduğunu söyleyen, Batı solunun bir başka merakla takip edilen temsilcisi Immanuel Wallerstein ise, Batı solunun öngörüsüz mü olduğu, yoksa gerçekte emperyalizmin değirmenine su taşıyan bir niteliğe mi büründüğü sorusunu bir kez daha açıkça "cevaplamıştı".

Libya'ya saldırı öncesi yazılan "Libya ve dünya solu" başlıklı yazı, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez'in emperyalist ülkeleri Libya'ya saldırı hazırlıkları konusunda sert bir dille uyarmasını eleştiriyor, Libya'da Chavez'in dediği türden bir işgal yaşanmayacağını iddia ediyor, işgale ilişkin hiçbir önemli işaret olmadığını söylüyordu.

Wallerstein, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Rusya ve Çin birlikte davranmayacağı için Libya'ya müdahale kararı çıkaramayacağını, Almanya'nın "diğerleri" ile ortak davranmayacağı için NATO saldırısı konusunun gündemde olamayacağını iddia ediyordu. "Solcu" Wallerstein en çok da, "sıkı bir Kaddafi karşıtı" olarak tanımladığı Sarkozy'nin Fransa'sında halkın Libya'nın işgaline karşı göstereceğini ileri sürdüğü "dirence" bel bağlıyor görünüyordu.

Fakat Libya'ya saldırının öngününde bu iddiaları kişisel sitesinden dünyaya duyuran Immanuel Wallerstein "yanıldı" ve Batı solunun diğer aktörleri gibi hakedilmemiş bir üne sahip olduğunu kanıtlarken, yarıldığını söylediği dünya solunun Libya'nın işgalini engellemeye çalışan bölmesinin haklılığının daha da fazla ortaya çıkmasını sağladı.

(soL - Dış Haberler)