Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Suriye hakkında anlatılan en büyük yalan IV: El Kaide şeytani manivela

ABD yönetimi, Suriye’de savaşan 
El Kaide bağlantılı örgütlerden “kötü çocuklar” olarak bahsediyor ancak bu gruplar, bölgedeki müttefikleri tarafından besleniyor. Ayrıca 
El Kaide bağlantılı örgütler, Suriye yönetiminin köşeye sıkıştırılması için olmazsa olmaz...

Yayın Tarihi: 03.10.2013 , 18:39 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:03

(soL - Haber Merkezi) Suriye’de otuzuncu ayını geride bırakan savaş, büyük bir dezenformasyon ile yürütülüyor. Bu dezenformasyonun en çarpıcı örneği ise Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı savaşan silahlı militanları iki grupta toplamak... ABD için yalnızca El Kaide bağlantılı örgütler “radikaller” içinde yer alırken, kendilerine Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adını veren gruplar “ılımlılar” olarak tanıtılıyor. Humus’ta bir askerin cenazesini deşip, çıkardığı kalbini dişlerken görüntülenen Ebu Sakkar adlı militan da ÖSO’ya bağlı El Faruk Tugayı’nın içinde yer aldığı için, bu denklemde “ılımlı” hanesine yazılıyor. Ayrımın garipliği, yalnızca ÖSO çatısı altındaki grupların işlediği savaş suçlarından ileri gelmiyor. Bu grupların yaygın olarak benimsediği “Selefi-Tekfirci” anlayış da El Kaide bağlantılı gruplar kadar, Sünni Müslüman olmayanlara düşmanlığı beraberinde getiriyor.

İşbirliği ve düşmanlık
ÖSO’ya bağlı gruplarla El Kaide üyeleri, sıklıkla işbirliği yapıyor. ÖSO ve El Kaide bağlantılı gruplar, Kürtlere, Hıristiyan nüfusa ve Alevilere karşı da sıklıkla işbirliği yaptı. Ağustos ayında Halep’in kuzeyindeki Mingh Askeri Havaalanı ele geçirildiğinde, kentteki en üst düzey ÖSO komutanı olan Abdulcabbar el Ukeydi, El Kaide bayraklarının dalgalandığı üssü ziyaret etmişti. Bu saldırıya Kuzey Halep’te faaliyet gösteren tüm ÖSO grupları katıldı.

Ancak El Kaide bağlantılı Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) bir müddet sonra buradaki ÖSO gruplarından ve Mingh alında ortak hareket ettiği Kuzey Fırtınası grubuna saldırdığında, Batı basınında, “ılımlılara saldıran radikaller” hikayesi yeniden yer buldu.

Gerekli şeytan
El Kaide’ye bağlı gruplar, artık Suriye’ye karşı yürütülen savaşın omurgasını oluşturmuş durumda. Yaklaşık 20 bin militanın bu gruplarla bağlantısı olduğu tahmin ediliyor. Üstelik bu savaşçılar Afganistan, Irak, Somali, Çeçenistan gibi bölgelerden geldikleri için, oldukça deneyimliler. Sıkı hiyerarşik yapısı nedeniyle çok daha disiplinli ve organize haldeki gruplar, muhalif silahlı grupların koçbaşını oluşturuyor.

El Kaide bağlantılı gruplar, ÖSO militanlarının 2012’nin yaz aylarında başlattığı Halep savaşında geri çekilmeye başladıkları Eylül ayında peyda oldular. Bu nedenle de Aralık 2012’de ABD, El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi’ni “terörist” ilan edene kadar, bu grup muhalefet içinde “devrimin parçası” olarak nitelendirildi.

Batı basını El Kaide bağlantılı grupların Körfez’deki zenginler tarafından bireysel olarak desteklendiğini iddia ediyor ancak her biri ABD’nin sadık müttefiki olan bu ülkelerin, yardımlara göz yumması tartışılmıyor. Suriye’de yakalanan hemen hemen her El Kaide militanının pasaportunun üzerinde Türkiye damgası olmasına rağmen, hâlâ binlerce cihadcının nasıl olup da ABD’nin bölgedeki en büyük müttefiklerinden birinin topraklarını göstere göstere güzergah olarak kullandığı da yanıtlanması gereken bir diğer soru.

ABD’li ünlü araştırmacı yazar Seymour Hersh, 2007 yılında yazdığı ünlü “Yeni yönelim” başlıklı yazısında Washington yönetiminin uzun zamandır bu örgütü İran’ı zayıflatmak için kullanmayı planladığını söylemişti. Hersh “Bush yönetimi, ağırlıklı olarak Şii İran’ı köşeye sıkıştırmak için Ortadoğu’daki önceliklerini yeniden belirlemeye karar verdi. Yönetim, Lübnan’da İran’ın desteklediği Şii Hizbullah’ı zayıflatmak için örtülü operasyonlarda Sünni Suudi Arabistan hükümetiyle işbirliği yapmaya başladı. ABD aynı zamanda İran ve Suriye’yi hedefleyen örtülü operasyonlarda da aktif olarak yer aldı. Bu faaliyetlerin yan ürünü, İslam’ın militan bir yorumunu benimseyen, ABD’ye muhalif, El Kaide’ye sempati besleyen aşırılıkçı Sünni grupları desteklemekti” diyordu.

ABD için El Kaide güvenilmez ve tehlikeli olsa da İran’ın kritik müttefiki Suriye’den çok daha az zararlı... Washington, sıklıkla el Kaide’nin bölgedeki müttefiki İsrail’in ulusal güvenliğine zarar vereceğini söylese de Tel Aviv El Kaide’yi “ehven-i şer” olarak görüyor. ABD’nin Suriye’ye askeri müdahaleyi rafa kaldırmasının ardından mutsuzluğunu dile getiren İsrail bu düşüncesini şüpheye mahal bırakmayacak kadar sık ve yüksek sesle dillendirdi. İsrail’in ABD Büyükelçisi Michael Oren, El Kaide’yi Esad’a tercih edeceklerini söylerken, Savunma Bakanı Moşe Yalon da İran destekli cephenin El Kaide’den çok daha büyük bir tehdit olduğunu söyledi.

El Kaide bağlantılı gruplar
Suriye’de sanılanın aksine 2 değil, 3 El Kaide bağlantılı örgüt bulunuyor. Bunların en büyüğü en son kurulan Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD)... Yaklaşık 10 bin militanı olan örgütün lideri Ebu Ömer el Bağdadi.

Geçtiğimiz Nisan’da El Bağdadi, El Nusra Cephesi ile birleştiklerini iddia etse de El Nusra lideri Ebu Muhammet el Culani bu iddiayı yalanladı. El Culani, IŞİD’in boy göstermesine kadar Suriye’deki en büyük silahlı grubun komutanıydı. Şu anda 7 bin civarında savaşçısı olduğu iddia edilen El Nusra Cephesi’nin, özellikle yabancı savaşçıları IŞİD’e katıldı.

Üçüncü grup ise Lübnan merkezli ve savaşçılarının çoğu Filistinlilerden oluşan Cund eş Şam örgütü. Cund eş Şam, özellikle Humus’ta ÖSO’ya bağlı gruplarla hareket ediyor. Suriye’de bin kadar savaşçısı olduğu düşünülen grup, Humus’a bağlı Vadi el Nasara’da Hıristiyanların yaşadığı köylere saldırdı. Bu katliamlardan sorumlu tutulan Halid el Mahmud adlı örgüt lideri, kendisini Humus Emiri ilan etti.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.