Polis nasıl darbe yapar?

Bir süredir “askeri vesayet rejimine karşı siviller” hikâyesinin anlatıldığı ülkemiz için uyarıcı bir darbe yaşandı Ekvador’da: başını polislerin çektiği bir darbe. Polisler, “sivil güçler” darbe yapar mı? Nasıl mümkün oldu bu darbe?
Pazartesi, 04 Ekim 2010 11:19

1 Ekim sabahı Ekvador’da polislerin ve bazı askerlerin ortaya koyduğu bir protesto eylemi vardı. Protesto, hükümetin yeni kamu hizmet yasasına karşıydı: Yasa, polis ve askerlerin bazı imtiyazlarını kaldırıyordu. Ancak muhalefet tarafından sanki bu kesimlerin maaşları azaltılacakmış gibi yansıtıldı, böylece hükümete karşı büyük öfke biriktirildi.

Planlı bir darbe
Solcu Devlet Başkanı Rafael Correa, kitleyle görüşmek ve gerçeği anlatmak üzere eylem yerine gitti. Ancak polisler, gaz bombaları ve coplarla Correa’ya saldırdılar. Correa buradan canını zor kurtardı. Polis hastanesine kaldırıldı ve burada rehin alındı. 12 saat boyunca buradaki odasından çıkamadı. Bu sırada dışarıdaki polis, Correa’yı öldürmeye çalışıyordu: olaydan sonra Correa’nın kaldığı odanın camında alttaki gibi kurşun izleri bulundu.

bala012.jpg

Ekvador halkı gün boyunca sokakları zaptetti ve polisle çatıştı. Bu sayede polis, Correa’yı hastaneden çıkarıp bilinmeyen bir yere kaçıramadı. Akşam saatlerinde, daha önce hükümete bağlılığını ilan etmiş olan ordunun özel harekât birlikleri bir operasyonla Correa’yı kurtardılar. Bu sırada polisle yoğun çatışma yaşandı. Polis, Correa’nın kurtarıldığı aracı da taradı. Araçta Correa’nın oturduğu kısmın önündeki cam dahil, çok sayıda kurşun deliği bulundu.

correa1.jpg
correa2.jpg

Yaşananların bir protestonun ardından kendiliğinden yaşanan bir süreç değil, planlı bir darbe olduğu sayısız ayrıntıyla ortaya çıktı. Darbe, polis güçleri tarafından yapılmıştı.

Türkiye’de sağcı/liberal cenah, uzun süredir darbelerin sadece askerler tarafından yapılacağını, askerlere karşı sivil güçlerin her zaman mübah olduğunu vaaz ediyor. Ekvador örneği, bu iddiayı tamamen çürütüyor. Bu nedenle Ekvador’da yaşananlara daha yakından bakmak gerekiyor.

Correa biliyor ve bekliyordu
İşin en önemli yönlerinden birisi, Ekvador’da hükümetin ve ilerici kanadın, polisin bir darbe yapabilecek durumda olduğunun farkında olmasıydı.

Geçtiğimiz sene Haziran ayında Honduras’ta Manuel Zelaya’ya karşı darbe olduğunda, Fidel Castro Hugo Chávez’e şu yorumda bulunmuştu: “Honduras’ta darbe, Latin Amerika’da yeni bir darbe dalgasının kapısını açacak.” Rafael Correa, buna şöyle yanıt vermişti: “Sıradaki benim Zelaya’dan sonra benim geldiğime dair istihbari bilgiler var elimizde.”

Correa, henüz bir sene önce, kendisine karşı bir darbe hazırlığı olduğunu istihbarat örgütü kanalıyla biliyordu. Ancak, aslında, bunu ülkeyi dikkatli takip eden ve “Polisler darbe yapmaz, sivil onlar” hikâyesini yutmayacak herkes biliyordu. Çünkü 5 Kasım 2008’de yayınlanan kritik bir rapor, ülkede polis gücüyle ABD ve burjuvazi arasındaki kirli tezgâhın tüm ayrıntılarını gözler önüne seriyordu.

ABD-polis ilişkisi
Latin Amerika ülkelerinde darbe tezgâhlamak konusunda büyük tecrübesi olan ABD, bunu pek çok kanalda yapıyor. Asker, polis, medya, muhalefet partileri ve “sivil toplum” örgütleri, ABD’nin her ülkede düzenli olarak destek verdiği ve sızmaya ve kontrol etmeye çalıştığı alanlar.

Ekvador’da da tüm bu alanlarda ABD etkisi büyük. Zira Ekvador, ABD’nin en fazla yüklendiği ülkelerden biriydi. Özellikle Correa hükümetinin Manta’daki ABD askeri üssünün sözleşmesini uzatmaması ve ABD’nin buradan çıkmak zorunda kalması, emperyalist merkez açısından büyük sıkıntıya sebep olmuştu.

2006-2010 yılları arasında ABD’nin Ekvador’a yaptığı “yardımların” toplamı 157.4 milyon dolar. Bunun 94 milyon doları, yani yüzde 60’ı orduya ve polis teşkilatına yapıldı.

Sadece 2006 ile 2008 yılları arasında ordu ve polis teşkilatından 931 yetkili ABD programlarına katıldı. Tüm seneler düşünüldüğünde, iki teşkilatta da –tıpkı Türkiye gibi- yolu ABD’yle kesişmemiş çok az yetkili olduğu görülüyor.

ABD’nin Ekvador büyükelçiliğinin internet sayfasında Şubat 2010’da yayınlanan rapora göre 2009 yılında Ekvador’a aktarılan ABD parası 59.767.437 dolar. Bunun 18.1 milyon doları CIA’nın yurtdışında sivil ayağı olarak çalışan USAID’e, 13 milyon doları orduya, 8 milyon doları ise “uyuşturucuya karşı mücadele” adına polis teşkilatına gitti.

2008’deki kritik rapor
Rafael Correa, 15 Mayıs 2008’de verdiği emirle polis ve ordu içindeki istihbarat servislerinden özel bir komisyon oluşturarak, buralardaki ABD etkisini araştırmalarını istedi. Komisyon, 5 Kasım 2008’de raporunu yayınladı. Bu rapor, Türkiye’yle karşılaştırma yapmak açısından çok değerli.

Oldukça ayrıntılı olan raporun satırbaşları şu şekilde:

- Polis birlikleri fazla hareket serbestisine sahip ve ABD Ekvador Büyükelçiliği’nin akredite ettiği kurum ve teşkilatlara bağımlılıkları yüksek. (Türkiye’de polisin hareket serbestisi, şirazesinden çıkmış durumda.)

- Polis güçleri Ekvador’daki ilerici hareketlere karşı casusluk faaliyeti kapsamında elektronik, telefon ve teknik takip yollarını çok sık kullanıyor. (Bu başlık, Türkiye’de artık polisin herkesi dinliyor olmasına kadar vardı.)

- Başta Emniyet istihbarat müdürlüğü olmak üzere, özel araştırmalar birimi, özel harekat birimi ve uyuşturucuyla mücadele birimi uzun yıllardır ABD’ye bağımlı ve burası tarafından finanse ediliyor. (Türkiye’de finansal bağımlılığın yerini daha çok istihbarat paylaşımı, operasyonel işbirliği ve eğitimler üzerinden kişisel yakınlıklar ve başta cemaat bağlantılı olanlar olmak üzere siyasal yakınlık alıyor.)

- Ekvador istihbarat birimlerinin resmi ve gayrıresmi ABD kurum ve örgütleriyle çok fazla işbirliği mekanizması var. (Türkiye de aynı durumda.)

- Bazı birimlerde FBI ve CIA’nın şef pozisyonundaki kişileri doğrudan kontrol ettiği anlaşıldı. (Bu konuda Türkiye’de kesin bir kanıt yok, henüz.)

- ABD Büyükelçiliği ile emniyet teşkilatı arasındaki resmi mekanizmaların arasında lojistik destek, eğitim ve gelişim programları, bağışlar ve maddi yardımlar ve başka yöntemler yer alıyor. (Türkiye’de de bu ilişki çok gelişmiş durumda.)

Rapor, polis ve ordudaki ABD etkisine dair birçok başka ayrıntı da veriyor. Aynı zamanda Kolombiya ordusunun Ekvador toprakları içinde FARC gerillalarına yaptığı saldırının ABD ve Ekvador’da faaliyet gösteren bir casus ağıyla işbirliği içinde yapıldığını, Ekvador emniyetinin de kendi topraklarına yapılan bu saldırıdan haberdar olmasına rağmen hükümeti bilgilendirmediğini ortaya koyuyor.

Yarın: Ekvador’da polis darbe günü ne yapmaya çalıştı? Türkiye’de nasıl olur? Türkiye emniyet teşkilatıyla Ekvador emniyet teşkilatı arasındaki büyük fark nedir? Darbe günü Ekvador’da polis teşkilatını destekleyen diğer güçler hangileriydi? Türkiye’de bu güçlerin durumu nedir?

Yiğit Günay (soL)