Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Paralı eğitim sistemi bir felaket

Öğrencilerin "parasız eğitim" talebine karşı çıkan liberaller, ABD'deki öğrencilerin okul yıllarında kredilerle borçlanması, işe başlayınca ise geri ödemesi modelini önerdiler. Oysa bu model ABD'de büyük bir felakete yol açmış bulunuyor.

Yayın Tarihi: 28.12.2010 , 12:40 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Geçtiğimiz hafta öğrencilerin AKP’li bakanları protesto etmelerinin ardından “parasız eğitim” talebi tartışılmaya başlanmıştı. Tartışma sırasında liberal yazarlar öğrencilerin parasız eğitim talebine karşı çıktılar.

“Yüzleri hiç kızarmadan parasız eğitim istiyor ve bunu bir hak olarak görüyorlar” gibi satırlar kaleme alan Sabah yazarı Emre Aköz ise kendince alternatif bir sistem önermişti. Bu sisteme göre öğrenciler üniversiteye girdiklerinde kredi alarak borçlanacaklar, mezun olduktan sonra para kazanmaya başladıklarında bunu geri ödeyeceklerdi.

Emre Aköz'den inciler
Emre Aköz geçtiğimiz hafta parasız eğitim isteyen öğrencilere küfretmiş, krediyle okuma sistemini savunmuştu. Aköz'ün yazısına şu yanıtı vermiştik: Oku, Emre Aköz, oku (üstelik bedava!)
Aköz ertesi gün yanıt vermiş, biz de kendisine "teşekkür etmiştik": Emre Aköz'e teşekkür ediyoruz

Aköz’ün savunduğu bu sistem, aslında Amerikan sistemi. Başta ABD, birçok kapitalist ülkede üniversite sistemi bu hale getirilmiş durumda. Uygulamanın beşiği ABD’de ise, ortada tam bir felaket var.

Ortalama 80 bin dolar borç
CNBC’den Scott Cohn’un 12 Aralık tarihli haberine göre, 2009 yılında ABD’li üniversite öğrencileri, ortalama 24 bin dolar kredi borcuyla mezun oluyorlardı. Ancak hepsi bu değil. Ailelerin çocuklarına destek olmak için aldığı krediler, öğrencilerin kullandığı diğer krediler ve okul masraflarını karşılamak için kredi kartlarına yüklenmeleri sonucu ortalama eğitimin 80 bin doları bulduğu belirtiliyor.

Toplam 880 milyar dolar borç
ABD’deki toplam öğrenci kredisi borcu ise akıl almaz bir miktara ulaşmış durumda. 2010 senesi sonu itibariyle borç toplam 880 milyar dolar. Bu borç her saniye 2800 dolar artıyor.

ABD Eğitim Bakanlığı, öğrencilere sağladığı kredi için yüzde 7 faiz alıyor. ABD’de kredi kartları için ortalama yüzde 8.8, ev kredileri için ise yüzde 9.1 faiz olduğu düşünüldüğünde, bu faizin de yüksek olduğu görülüyor.

Öğrenci kredisi krizi kapıda olabilir
ABD Senatosu Eğitim Komitesi’nden Senatör Tom Harkin, öğrenci borçlarında yaşanan durumla mortgage krizi arasında büyük benzerlik olduğuna dikkat çekiyor.

Böylesi bir kriz daha önce ABD’de yaşanmıştı. 1980’lerde yaşanan öğrenci kredisi krizinin ardından yapılan düzenlemelerle, öğrenci borçlarının iflas açıklanması durumunda dahi ortadan kalkmaması, neredeyse hiçbir tüketici koruma kanununa tabi olmaması ve geri ödemeyi yeniden düzenlemek için alternatife sahip olmaması kural haline geldi.

Adım adım başlatılan uygulama, hangi noktaya geliyor?
Kapitalizmde birçok uygulama, kaynar suya düştüğünde zıplayıp kurtulacak kurbağanın yavaş yavaş ısıtılan suda ölmesi deneyini andırırcasına, adım adım yapılıyor. Öğrenci kredileri de böyle başladı.

Eskiden ABD’de öğrenci kredilerini yalnızca devlet ya da eyalet veriyordu. Fakat Ronald Reagan döneminde neo-liberalizmle birlikte özel sektöre de öğrenci kredileri verme hakkı tanındı. Sally Mae gibi kredi veren kamu kuruluşları özelleştirildi. Temel amacı öğrencilerden kâr elde etmek olan özel sektör “eğitim piyasasına” girince, kredi bolluğu yaşandı. Kredi bolluğu ise, aşağıdaki tabloda yansıyan gerçeği beraberinde getirdi. Tabloda görüldüğü üzere çok uzun senelerdir öğrenci harçlarındaki artış, genel enflasyondaki artışın bayağı üzerinde.

“Öğrenciler kredileri geri ödemiyor” yaygarası
Üniversite ücretleri için öğrencilerin kredilerle borçlandırılmasının, iki türlü artırıcı etkisi oldu. Özel kredi kuruluşlarının bollaşmasıyla beraber kredi olanakları artınca, üniversiteler de ücretlerini artırmaya başladılar. Bu artış da alınan kredi miktarının artmasını beraberinde getirdi.

Bizim liberaller bunu duymasın!
ABD'de Türkiye'deki yüksek öğretim sisteminden bir diğer farklılık, bizde "özel üniversite" olarak geçen ve kağıt üstünde kâr amacı gütmeyen üniversitelerin aksine, doğrudan doğruya kâr etmek için kurulmuş üniversitelerin bulunması. En kötü durumda olanlar da, işte bu "kâr amacı güden" üniversitelerin mezunları. ABD'de özel üniversitelerin çoğu da vakıf niteliğinde olduğundan, üniversitelerin % 90'ı kâr amacı gütmez statüsünde. Kâr amacı güden % 10 üniversite ise genellikle seviyesi diğer üniversitelere kabul edilmeye yetmeyen öğrencileri, daha önce hiçbir mensubu üniversite yüzü görmemiş yoksul siyah ve hispanik ailelerin çocuklarını kabul ediyor, veya çalışan yetişkinlere "mektupla eğitim" veriyor. Genellikle diploma tezgahı gibi iş gören bu okulların öğrencileri büyük umutlarla kredi borcuna giriyor, fakat mezun olduklarında diplomalarının iş hayatında hiçbir kıymeti harbiyesi bulunmadığını çok acı bir şekilde öğrenerek borçlarını ödeyemez duruma düşüyorlar.

Piyasanın en sevdiği türden "eli mecbur" bir alıcı kitlesi vardı. ABD’li gençler, iyi bir hayat sağlayabilmek için üniversiteye gitmek istiyordu. Bu mecburiyet özel kredi şirketleriyle paralı üniversitelerin insafına bırakılınca, öğrenci kredileri içinden çıkılmaz bir hal aldı.

90'lı yılların başından itibaren (istatistikler tam aksini gösterdiği halde) "öğrenciler kredileri geri ödemiyor" diye bir cayırtı kopartılarak kredi ödemeleri üzerindeki yaptırımlar birkaç yılda bir çıkarılan yeni yasalarla iyiden iyiye ağırlaştırıldı.

2005'teki son değişiklikler sonucunda varılan mevcut durumda, kişisel iflas halinde bile öğrenci kredisi borcu silinmiyor, ödemelerini aksatan borçlunun kendisine ve kefillerine haciz geliyor, hacizle de kapatılamayan borç borçlunun her çeşit gelirinden kesilmeye başlanıyor. En düşüğünden saatlik ücret, emekli maaşı, hatta engellilere yapılan devlet yardımından bile kredi ödemesi kesiliyor. Bu arada cezalar bindiği ve faiz de işlemeye devam ettiği için borç da katlanarak büyüyor. Dahası, borçlunun meslek sertifikası da iptal edilerek borcunu kapatma olanağı iyice elinden alınıyor.

Beş öğrenciden ikisi krediyi ödeyemez durumda
Mezuniyetten sonraki ilk iki seneyi değerlendiren devlet istatistikleri öğrenci kredisi kullananların sadece % 7'sinin ödeme güçlüğüne düştüğünü söylüyor. Fakat yüksek öğrenim dergisi The Chronicle of Higher Education'ın bu sene sonuçlarını yayınladığı bir araştırma, özel sektör kredilerine göre çok daha insaflı bir faizle verilen devlet ve eyalet kredilerini kullanan öğrenciler arasında bile mezuniyetten sonraki 15 sene içinde ödeyemez duruma düşme oranının % 20 ila 40 arasında değiştiğini gösteriyor.

Özel sektör kredilerini kullanan öğrencilerin durumuna dair ise net bir istatistik yok. Fakat faiz oranlarında sınırlama olmadığı için orada oranların daha da vahim olduğu tahmin ediliyor.

İntihar bile çare değil
ABD eğitim sisteminin öğrencileri aldığı bu cendere, milyonlarca kişi için içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Son 15 yıldır ABD üniversitelerinde öğrenci kredisi kullanarak okuyanların yaklaşık üçte biri katlanarak artan bir kredi borcunun altında eziliyor, mesleklerini yapamaz, kara listeye girdiklerinden başka kredi kullanamaz vaziyette "borç kölesi" gibi yaşıyor.

Bu baskı, çok sayıda kişiyi intihara sürüklüyor. Pek çok başkası da intiharın eşiğinde bir hayat sürüyor. Ancak intihar bile kurtuluş değil, çünkü ölen borçlunun borcu kefillerine yani yaşlı anne-babasına intikal ediyor.

Bu sistemin arkasında hangi felsefe yatıyor?
Türkiye’deki liberallerin de “parasız eğitim” isteyen öğrencilere hakaretler yağdırarak cansiperane savundukları ABD sisteminin altında, eğitimin bireysel bir yatırım aracı olduğu felsefesi yatıyor. Bu mantığa göre kişi, aslında ilerideki hayatında daha fazla para kazanmak için üniversiteye gitmeyi tercih ediyor.

Böyle bakıldığı için, herkesin tüm eğitim parasını kendi ödemesi gerektiği savunuluyor.

Oysa eğitim, bireysel değil toplumsal bir konu. Eğitimle bir toplum gelişim kalkınmanın yolunu açıyor, kendi geleceğini hazırlıyor. Eğitim sadece bir kişisel para kazanma meselesi değil, toplumun sağlıklı gelişimi ve tüm bireylerin insani-kültürel özelliklerinin geliştirilmesi için gerekli bir kurum. Tüm vatandaşların vergisiyle, yine tüm vatandaşlara eğitim hakkı sağlanmasının arkasında bu felsefe yatıyor.

(soL - Dış Haberler)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.