Özgür Suriye Ordusu’ndan İsrail’e: ‘Bize destek olun, kimyasal silahları biz ele geçirelim’

Bir Özgür Suriye Ordusu yöneticisi, ABD ve İsrail tarafından gündemde tutulan, Suriye’nin elinde olduğu iddia edilen kimyasal silahlar konusunda Ha’aretz’e konuştu. Yönetici, kimyasal silahları ele geçirme planlarını anlattı.

Suriye’nin elinde bulunduğu iddia edilen kimyasal silahlar konusu gündemde tutulmaya devam ediliyor. İsrail başta olmak üzere Suriye karşıtı güçlerin sık sık atıfta bulunduğu kimyasal silahların Hizbullah gibi güçlerin eline geçmesinden endişe edildiği sürekli tekrar ediliyor.

Suriye, İsrail ve Mısır’la birlikte 1997 tarihli Kimyasal Silahlar Konvansiyonu’nu imzalamayan sekiz ülkeden bir tanesi. Ülke 1925 tarihli Cenevre Protokolünü imzalamış olsa da, bu protokol yalnızca kimyasal ve biyolojik silahların ilk kullanımını yasaklıyor. Suriye’nin Kimyasal Silahlar Konvansiyonu’nu imzalamamış olmasının temel sebebi ise, ülke topraklarının bir bölümünü halen işgal altında tutan İsrail’in hem kimyasal hem de nükleer silahlara sahip olması.

Geçtiğimiz aylarda ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey, Suriye’nin elinde olduğu iddia edilen kimyasal ve biyolojik silahların yayılmasının en büyük tehdit olduğunu söylemişti. İsrail ordusu askeri planlama bölümü başkanı General Amir Eshel ise, kimyasal silahların Suriye hükümetinin kontrol ettiği tesislerden dışarı çıkmasının an meselesi olduğunu ileri sürerek, “Çok büyük stoklardan söz ediyoruz. En büyük endişe kaynağı bu, çünkü bu silahlara daha sonra kimin sahip olacağını bilemiyoruz” diyordu. Eshel, kimyasal silahların Hizbullah’ın eline geçebileceğini iddia ediyor ve İsrail’in bu durumdan kaygılı olduğunu sözlerine ekliyordu.

Wall Street Journal gazetesi geçtiğimiz Ağustos ayında ABD ve İsrail’in, Suriye’nin kimyasal silah stoklarını izlemek üzere bir gözlem operasyonu yaptığını duyurmuştu.

Libya’nın füzeleri kimin eline geçmişti?
Benzer bir tartışma daha önce Libya müdahalesi sırasında yapılmış, Libya’nın sahip olduğu büyük miktardaki omuzdan fırlatılan füzelerin (Igla-S füzeleri) çeşitli grupların eline geçebileceği endişesi, müdahalenin şiddetlendirilme gerekçelerinden bir tanesi olarak sunulmuştu. Daha sonra söz konusu füzelerin önemli bir bölümünün El Kaide militanlarının eline geçtiği basına yansımıştı.

El Kaide’nin Libya ve Kuzey Afrika koluyla Suriyeli muhalifler arasında bağlantılar bulunduğu ise yine basına yansıyan bilgiler arasında. Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) Türkiye’deki kamplarında bulunan ve rejim karşıtı tavrıyla bilinen İspanyol gazeteci Daniel Irriarte, ÖSO kamplarında Libyalı El Kaidecilerle karşılaşmasını yazmıştı.

Geçtiğimiz günlerde Şam’da yapılan bombalı saldırıları üstlenen El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi, aralarında çok sayıda çocuğun da bulunduğu 55 kişiyi katletti. Ancak “muhalifler” eylemin Baas yönetimi tarafından tezgahlandığını ve bunun için El Kaide’yle işbirliği yaptığını ileri sürdüler.

ÖSO yöneticisi İsrail gazetesine konuştu
Bir ÖSO yöneticisi, Suriye’nin elinde bulunduğu söylenen kimyasal silahlar konusunda İsrail’de yayımlanan Ha’aretz gazetesine demeç verdi. İsmini vermeyen ÖSO militanı, Suriye muhalefetinin kimyasal silah depolarını ele geçirmek konusunda planları bulunduğunu söyledi.
ÖSO’nun üst düzey yöneticilerinden biri olduğu söylenen bu militan, “Kişisel olarak İsraillilerle hiçbir sorunum yok. Ama ülkelerimiz halen resmi olarak savaş halinde ve bir İsrail gazetesine verdiğim bu röportajı muhalefete zarar vermek için kullanmaya çalışacak çok insan var” diyor. Ardından da İsrail ve ABD başta olmak üzere, emperyalist güçlere “kimyasal silahlar konusunda içiniz rahat etsin istiyorsanız, bize daha çok silah ve kaynak verin” mesajı veriyor.

ÖSO yetkilisi şunları söylüyor: “Rejimin çöküşünden sonrasını dört döneme ayırdık ve her biri için ayrı öncelikler belirledik. İlk dönem, ilk gün, yani Esad’ın kontrolünün çöktüğü ilk saatler olacak ve bu saatlerdeki önceliklerden bir tanesi de kimyasal silahların kontrolünü ele geçirmek böylece bu silahların teröristlerin eline geçmesine engel olmak.”

Kimyasal silahların Suriye Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü’nün kontrolündeki üslerde tutulduğunu söyleyen ÖSO militanı, silahların yerini bildiklerini ve onları ele geçirme planlarını yaptıklarını, ancak kimyasal silahları taşımanın kolay bir iş olmadığını söylüyor. ÖSO yöneticisi, “Hiçbir şeyin kaybolmayacağına söz veremem, ama istihbarata sahibiz. Yine de kimyasal silahları oradan oraya taşımak kolay iş değil” dedikten sonra, ÖSO’nun gücünü ve ihtiyaçlarını anlatıyor.

Ordunun üçte biri firar etmiş!
ÖSO yetkililerinin sık sık dile getirdiği bir iddiayı tekrarlayan yönetici, Suriye ordusunun üçte birinin firar ettiğini, 30 bin civarındaki askerin ise muhalefetin saflarına katıldığını söylüyor. Militan, “Bu güçler tek bir komuta yapısı altında değil Suriye’nin 14 vilayetinde farklı komiteler tarafından komuta ediliyorlar. Ayrıca ileri silahlara ve roketlere sahip değiller” sözleriyle, hem ÖSO hakkında üretilen efsaneyi destekliyor hem de İsrail gazetesi aracılığıyla “kimyasal silahları ele geçirmemiz için bize silah verin” mesajını iletmiş oluyor.

Ha’aretz’e verdiği mülakat boyunca Baas yönetimine İran, Rusya ve Hizbullah tarafından destek verildiğini vurgulayan ÖSO militanı, “Ancak İran’ın Suriye’ye yardımının bir sınırı var. Esad’ı kurtarmak için askeri birlikler yollayamazlar, çünkü bunu İsrail’in kendilerine saldırmasına neden olacağını biliyorlar” diye konuşuyor.

(soL-Dış Haberler)