‘Müslüman Kardeşler ortak düşmanımız’

Ekoloji ve Özgürlük Partisi’nin ulusal şenliğine katılan, eşi Şükrü Belayid’i 6 Şubat’ta bir saldırı sonucu yitiren Avukat Basma Halfuyi, “Mısır’daki protestolar devrimci sürecin bir parçası, bu dalga Tunus’a da ulaşabilir. Müslüman Kardeşler hareketi faşizme benziyor” dedi.
Perşembe, 25 Temmuz 2013 16:15

Aslı Kayabal/soL
“Mısır’daki gelişmeler biz Tunuslulara yeniden ümit veriyor. Mısır’da tanık olduğumuz son protesto hareketi, devrimci sürecin bir parçası ve bunun Tunus’ta da etkileri görülebilir. Mısır ve Tunus’un karşısında duran ortak düşman, Müslüman Kardeşler. Hemen her coğrafyada dallanan uluslararası bir ağ... Bu yönüyle faşizme tıpa tıp benziyor.” Geçtiğimiz 6 Şubat’ta Tunus’ta uğradığı saldırıda yaşamını yitiren Demokrat Yurtsever Partisi’nin Genel Sekreteri Şükrü Belayid’in avukat eşi Basma Halfuyi, böyle düşünüyor.

Müslüman Kardeşler iktidarının 3 Temmuz'da devrildiği Mısır'ın ardından gözler “Arap Baharı” olarak adlandırılan sürecin doğduğu ve şu anda Müslüman Kardeşler hareketine bağlı Nahda'nın iktidarda olduğu Tunus'a 
çevrildi.

Geçtiğimiz hafta sonu Milano’ya gelen Halfuyi, Tunus’ta yönetimde olan teokrat Nahda hareketi rejimine karşı mücadele ediyor. Il Manifesto gazetesine konuşan Basma Halfuyi, Tunus’ta devrim mücadelesinin devam ettiğini anlattı.

Mısır’da askerler şöyle ya da böyle seçimle işbaşına gelen bir lidere karşı yönetime el koydu.

Bu gelişme bir tür darbe diye yorumlandı…

Mısır’da ordunun yönetime el koyması askeri bir darbe değil. Devrim girişiminin devamı. Bir yönetimin meşruluğu, bir tek seçimle işbaşına gelmesinde değil halkın çoğunluğunu dikkat alarak uyumlu bir politika gütmesinde izleniyor. Ama Mısır’da gözlendiği gibi çoğunluk yönetime karşı ise...

Siz Mısır’daki gelişmelerin Tunus’u etkileyeceğini umut ediyorsunuz değil mi? Ulusal Cephe’nin Tunus ordusuyla bağlantısı var mı?
İki hafta önce Genelkurmay Başkanı General Raşid Ammari, eşimin suikaste kurban gittiği 6 Şubat sonrası Tunus’taki hükümetin meşruiyeti olmadığı için istifasını verdi. Tunus’taki devrim girişimi sürecinde bugün Halk Cephesi’nin çatısı altında temsil edilen siyasi partiler ile bu dönemde olumlu bir rol üstlenen Tunus ordusu arasında iyi ilişkiler kuruldu. Bizim açımızdan orduyla iletişim içinde olmak, İçişleri Bakanlığı ile kurulan kurumsal bir ilişkiden farksız. Söylentilere bakarsak yeni atanacak Genelkurmay Başkanı, İslamcı Ennahdha’ya yakın bir isim olursa ilişkileri aynı dengede tutabilmek mümkün görünmüyor.

Tunus’ta yeni İçişleri Bakanı ile görüştünüz. Eşinizin uğradığı suikast konusunda bir gelişme var mı?
Eşimin uğradığı silahlı saldırının üzerinden aylar geçti ama halen katiller konusunda tek bir ipucu elde edilmiş değil. Gerçeklerin ortaya çıkarılabilmesi için ulusal bir komite kurdum. 12 Temmuz’da Tunus İçişleri Bakanı Lütfi Bencidu ile görüştüm. Henüz bana bir bilgi aktarılmadı.

Önceki hükümeti, eşiniz Şükrü’nün korunması için hiçbir çaba göstermediği için eleştirdiniz…
Şükrü sürekli tehdit ediliyordu. Kendisini ölümle tehdit edenlerin kimler olduğunu anlamak için yönetimden bu konuda soruşturma yapmalarını istedi. Ama gerek dönemin İçişleri Bakanı Ali Larayedh, gerekse imamlar tarafından eleştirildi. Bakanlığın gözünde kamu düzenine aykırı biriydi Şükrü, imamlar için ise dinsiz. Bu nedenle katlettiler Şükrü’yü... İçişleri Bakanı, bu saldırıyla ilgili hiçbir sorumluluk almadı.

Ama Tunus’ta Halk Cephesi adıyla yeni bir sol parti kurmaya çabalayan eşinizin öldürülmesi Tunus’ta büyük tepkilere neden oldu.
Ülke çapında büyük protestolar düzenlendi. Şükrü’nün cenazesine 1 milyon 400 bin vatandaş katıldı. Şimdi Tunus’ta sol kanattaki partiler üç önemli siyasi etkinliğe hazırlanıyor. 25 Temmuz, Tunus’un cumhuriyet bayramı, 6 Ağustos, Şükrü’nün öldürülmesinin altıncı ayı, bu saldırıyla ilgili gerçeklerin günışığına çıkarılmasını isteyeceğiz. 13 Ağustos’ta ise 8 Mart’a alternatif Kadınlar Gününü kutlayacağız.

Sondajlar Tunus’ta bugün seçime gidilecek olsa Nahda’yı birinci partinin lideri olarak yansıtmıyor. Liberal solun temsilcisi Nida Tunus ile Halk Cephesi İslamcı yönetime karşı bir koalisyon kurabilir mi?
Seçimler konusunda bir işbirliği mümkün. Nida Tunus ile bizim Halk Cephesi arasındaki temel görüş ayrılıkları, ekonomik ve sosyal programa odaklanıyor. Biz İslama karşı değiliz ama din ile devlet işlerinin ayrı tutulması gerektiğini savunuyoruz. Bu yönde Nida ile demokratik bir hükümete can vermek için işbirliği yapılabilir ama bu seçimi bizim Halk Cephesi’nin militanlarına anlatmak pek kolay değil.