İran Dışişleri Bakanı: ‘Her ihtimale hazırlıklıyız’

Almanya’da yayımlanan Der Spiegel dergisi, İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salehi ile bir röportaja yer verdi. Röportaj, Salehi’nin iddialara verdiği yanıtlar kadar, röportajı yapan muhabirin kendisini bir tür sorgu hakimi konumuna yerleştirmesi açısından da dikkat çekiyor.
Cumartesi, 26 Kasım 2011 14:58

Der Spiegel dergisi 14 Kasım’da İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salehi ile bir röportaja yer verdi. Dieter Bednarz imzalı röportaj, İran Dışişleri Bakanı’nın ülkesi hakkındaki iddialara verdiği yanıtlar kadar, muhabirin bir gazeteciden çok sorgucu polis memurunu ya da bir sorgu hakimini hatırlatan tarzıyla da dikkat çekiciydi.

İran Dışişleri Bakanı’nın “her ihtimale hazırlıklıyız” dediği bu ilginç röportajın geniş bir özetini soL okurlarıyla paylaşıyoruz.

Spiegel: Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) raporunu okuyan herkes ister istemez İran’ın ilk nükleer bombasını yapmasının ne kadar süreceğini düşünüyor.

Salehi: Devrimci önderimiz Ayetullah Ali Hamaney, nükleer bombaları İslam dışı olarak tanımlayan bir fetva yayımladı. Nükleer bombalar “haram”dır bu, bu tür kitle imha silahlarının savunma stratejimizde herhangi bir rolü olmadığı anlamına geliyor. Gerçek budur ve bunun dışındaki her şey propagandadır.

Spiegel: Gizli bir nükleer programın olduğuna ilişkin çok sayıda kanıt var. UAEK raporu, İran’ın nükleer bomba istediği dışında bir sonuç çıkarmayı imkansız kılan çok önemli deliller sunan 12 sayfalık bir ek de içeriyor.

Salehi: Bu iddia haksız ve temelsiz. Rapor pek çok şeyi yorumluyor gibi görünüyor ki bu tehlikeli. UAEK bu tür yorumlar yaparak kendi inandırıcılığını riske atıyor.

Spiegel: UAEK Başkanı Yukiya Amano raporda “İran’ın nükleer programının olası askeri boyutları konusunda ciddi kuşkuları olduğunu” vurguluyor.

Salehi: UAEK belirli ülkelerin baskısı altında hareket ediyor…

Spiegel: İsrail ve müttefiki ABD’yi kastediyorsunuz…

Salehi: … dolayısıyla biz her ihtimale hazırlıklıyız. Ancak UAEK’le bu belge üzerine tartışmaktan da korkmuyoruz. Amano zor bir dönem geçiriyor. Onu ve UAEK’i vardıkları sonuçlardan ötürü sorumlu tutacağız.

Spiegel: Rapor, bilgilerin hem UAEK’in kendi kaynaklarından hem de aralarında 10’dan fazla üye devletin de bulunduğu çok sayıda bağımsız kaynaktan alındığını söylüyor.

Salehi: Bu sözde olgular yeni değil. Amano’nun selefi Muhammed El Baradey de bu temel olguları biliyordu. Daha önce 117 sayfalık bir açıklama ile bunlara yanıt verdik, ama El Baradey, Amano’nun şimdi çıkarttığı sonuçları çıkartmadı. UAEK daha önce sahip olduğu objektiviteyi yitirdi.

Spiegel: Uluslararası toplumun, hükümetinizin nükleer programla ilgili ne kadar sık yanlış bilgi verdiği düşünüldüğünde İran’a güvenmemek için haklı sebepleri var.

(…)

Spiegel: Eleştiriniz bir yana, bu rapor yeni yaptırımların getirilmesiyle tehdit ediyor. Ülkenizdeki insanların daha da yoğunlaşmış bir ekonomik boykota dayanabileceğini düşünüyor musunuz?

Salehi: Bunlar bizim kabullenmeye razı olduğumuz güçlükler. Arkamızda 3000 yıllık bir tarih varken, 30, hatta 50 yılı ambargo altında geçirmek sadece bir dipnottur. Bağımsızlığımızdan vazgeçmeyecek ve sivil nükleer programımıza devam edeceğiz. Hükümetimiz ve halkımız arasında bu konuda büyük bir fikir birliği var.

Spiegel: Nükleer silah müfettişlerinin raporunu eleştireceğinize bu çatışmayı nasıl çözeceğinize ilişkin önerilerinizi yapsanız daha iyi edersiniz.

(…)

Spiegel: Ve sizi [nükleer] bomba yapmaya bir adım daha yaklaştıracak olan uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürmek amacıyla zaman kazanmak için bütün araçları kullanmak istiyorsunuz.

Salehi: Bir nükleer bilimci olarak sivil amaçlarla uranyumun zenginleştirilmesinin bomba yapmakla ne alakası olduğunu anlayamıyorum. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması açıkla uranyumun zenginleştirilmesine izin veriyor. Biz, kuşku duyanları tatmin etmek için bu antlaşmanın Ek Protokollerini bile imzaladık.

Spiegel: Uranyum zenginleştirme hakkınızı kötüye kullandığınız yolundaki kuşkuları bir kenara atamazsınız.

Salehi: Kötüye kullanmaktan bahsettiğimiz iyi oldu. Bazı ülkelere bize karşı bilgisayar virüslerini kullanır ve nükleer bilimcilerimizi öldürürken insan hakları için çalıştıklarını iddia etme hakkını veren nedir?

Spiegel: İsrail hükümeti, sizin hükümetinizin elinde bir nükleer bomba olmasından daha fazla hiçbir şeyden korkmuyor ve nükleer tesislerinize karşı bir saldırı düzenlemeye hazırlanacak gibi görünüyor.

Salehi: Böyle bir saldırının olacağını tahmin etmiyoruz. İsrail durumun ne kadar hassas olduğunu biliyor. Nükleer programımızın barışçıl olduğunu göstermek amacıyla UAEK denetimleri için gerekli koşulları sağladık. Başka hiçbir ülkenin UAEK’le İran İslam Cumhuriyeti kadar yoğun bir biçimde çalışmadığına da işaret etmek isterim.

Spiegel: Siz öyle diyorsunuz…

(…)

Spiegel: ABD ve Avrupa İran’ı daha fazla uranyum zenginleştirmekten alıkoymakta kararlı. Eninde sonunda onların söylediğine geleceksiniz.

Salehi: Hayır böyle bir zorunluluk yok ve bu konuda tarihimizi bir kanıt olarak gösterebilirim. Oluşumundan bugüne kadar İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman onu bir şeyler yapmaya zorlamak isteyenlere teslim olmadı. Ancak ülkeye çifte standart yerine mantık ve tarafsızlık açısından yaklaşanlar daima İran’ın işbirliğine güvenebildiler.

Spiegel: Tam tersine işbirliği yapmaktaki isteksizliğiniz meselenin daha da tırmanmasını istediğinizi düşündürüyor. İran’da kesinlikle kendi ülkelerine saldırılmasının olumlu bir gelişme olacağını düşünen radikal unsurlar var.

(…)

Spiegel: Devlet destekli terörizm suçlamasına da maruz kaldınız. Daha birkaç hafta önce ABD sizin Kudüs Gücü’nüzü, yani Devrim Muhafızları’na bağlı özel bir biriminizi, Suudi Arabistan’ın Vaşington Büyükelçisi Abel el-Jubeyr’e suikast planlamakla suçladı.

Salehi: Bu iddiayı destekleyen tek bir belge bile yok. Her şey Vaşington’da tezgahlandı. İşsiz bir eziğin sözde tetikçi olarak sunulduğu bir maskaralık ve ABD’nin insanların dikkatini mali krizden başka yönlere çekmek için kullandığı bir taktik bu… ABD hükümeti büyük ihtimalle, iki din kardeşi ülkenin, İran’la Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri tahrip etmeyi de umuyor. ABD’nin Irak’a karşı savaşını da uydurma kanıtlar üzerinden gerekçelendirdiğini unutmayın.

(…)

Spiegel: Obama ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton defalarca suikast planıyla ilgili suçlamaların gerçek olduğunu söylediler. Her ikisinin de kendi istihbarat ajanları tarafından aldatıldıklarını mı iddia ediyorsunuz?

Salehi: Bütün bunlar ABD’nin İran’a karşı örtülü savaş stratejisinin parçaları. Biz dünyaya şeytani kişiler olarak sunmak istiyor, diğer yandan Batı’daki insanların dikkatini, bilim adamlarımızı öldürmek ya da sibersavaş başlatmak gibi kendi terörist faaliyetlerinden başka yerlere çekmeyi arzuluyorlar. Birleşmiş Milletler’e bu temelsiz suçlamalar hakkında bir şikayette bulunduk.

(soL - Dış Haberler)