Fidel'den Gürcistan değerlendirmesi

Kübalı lider Fidel Castro, "Gürcistan hükümeti, Bush ile önceki temasları olmasaydı anayasal düzeni yeniden sağlamak adı altında 8 Ağustos şafağında silahlı kuvvetlerini Güney Osetya Otonom Cumhuriyeti’nin başkentine asla göndermezdi" değerlendirmesinde bulundu.
Çarşamba, 13 Ağustos 2008 11:36

Kübalı lider Fidel Castro, "Gürcistan hükümeti, Bush ile önceki temasları olmasaydı anayasal düzeni yeniden sağlamak adı altında 8 Ağustos şafağında silahlı kuvvetlerini Güney Osetya Otonom Cumhuriyeti'nin başkentine asla göndermezdi" değerlendirmesinde bulundu.

Fidel Castro, Bush'un geçen ay Bükreş'te Devlet Başkanı Saakasvili'ye Gürcistan'ın NATO'ya katılması için destekleme sözünü verdiğini bunun Rusya'nın kalbine keskin bir hançerin saplanmasından farksız olacağını söyledi.

Kübalı lider salı günkü Cubadebate'de yayınlanan "Piyasaya feda edilen piyon askerler" başlıklı makalesinde, "Eğer Rusya bugün artık komünist bir tehlike değilse, artık 400'den fazla nükleer fırlatma rampası SSCB'nin ortadan kalkmasının ardından sökülmüşse ve Avrupa'nın askeri ve stratejik hedefleri için bir tehdit değilse, neden nükleer bir kalkanla onu kuşatmak istemektedirler? Yaşlı kıtanın da barışa ihtiyacı var." dedi.

Aşağıda Fidel Castro'nun değerlendirmesinin tüm metnini yayınlıyoruz.

"Piyasaya feda edilen piyon askerler"

"Bazı hükümetler belki de keskin gerçeklerden haberdar değiller, bu yüzden Küba'nın tavrını ortaya koyan Raul'un mesajı bize göre çok iyi bir zamanlamaya sahipti.

Gürcistan hükümeti, Bush ile önceki temasları olmadan anayasal düzeni yeniden sağlamak adı altında 8 Ağustos şafağında silahlı kuvvetlerini Güney Osetya Otonom Cumhuriyeti'nin başkentine asla göndermezdi. Bush, geçen ay Bükreş'te Devlet Başkanı Saakasvili'ye Gürcistan'ın NATO'ya katılması için destekleme sözünü verdi bu Rusya'nın kalbine keskin bir hançerin saplanmasından farksız.

Bu askeri örgütlenmenin üyesi olan birçok Avrupa Devleti, Büyük Britanya'dan da İngiltere'nin ayrılmasıyla sonuçlanabilecek olası çatışmalarla dolu ulusal meselelerin sorumsuzca manipüle edilmesinden ciddi şekilde kaygılanıyorlar. Yugoslavya böyle parçalanmıştı: Tito'nun bunu engelleme çabaları ölümünden sonra işe yaramadı. Kafkasya'nın barut fıçısını ateşlemek için ne gerekiyordu? Testi kırılmadan önce kaç kere çeşmeye götürülür ki? Rusya kuvvetli bir nükleer güç olmaya devam ediyor. Böyle binlerce silahı var. Öbür taraftan, Batı ekonomisinin kanunsuzca 500 milyar dolardan fazlasını bu ülkeden çektiğini hatırlatmak isterim. Eğer Rusya bugün artık komünist bir tehlike değilse, artık 400'den fazla nükleer fırlatma rampası SSCB'nin ortadan kalkmasının ardından sökülmüşse ve Avrupa'nın askeri ve stratejik hedefleri için bir tehdit değilse, neden nükleer bir kalkanla onu kuşatmak istemektedirler? Yaşlı kıtanın da barışa ihtiyacı var.

Güney Osetya'da konumlandırılan Rus birlikleri oraya uluslararası olarak kabul edilmiş bir barış görevinde gönderildiler sebebsiz yere ateş açmıyorlardı.

Gürcistan, Otonom Cumhuriyeti'nin başkenti olan Tisinvali'yi işgal etmek için neden Olimpiyat Oyunları'nın Pekin'de başladığı tarih olan 8 Ağustos'u tercih etti?

O gün, tüm gezegen üzerinde 4 milyar insan Çin'deki Olimpiyat Oyunları'nın devasa açılış gösterisini izliyordu.
Sadece ABD halkı, tüm dünya halklarının heyecanlandırıcı arkadaşlık festivalini canlı yayında izlemekten zevk alamadı. Yayın hakları, 900 milyon dolar ödeyen ve yayının her dakikasından azami ticari pay çıkarmaya çalışan bir televizyon kanalı tarafından satın alınmıştı.
Rakip şirketler Kafkasya'daki savaş haberini vererek durumun hakkından geldiler çünkü bu haber kimsenin tekelinde değildi. Ciddi bir çatışma dunyayı tehdit ediyordu.

Bush, törenden, resmi bir davetli olarak, pek keyif aldı. Pazar günü, 10 Ağustos'ta, yani ikibuçuk günün ardından, hala bayrak sallayarak, barışın şampiyonu gibi davranıyordu ve Amerikalı atletlerin başarılarından keyif almaya hazırlanıyordu. Sporculara, gücünün ve imparatorluğunun üstünlüğünün bir simgesiymişçesine bakıyordu, ama bu bakışlar ki baktığı her şeyi kirletiyor.

Boş vakitlerinde,Washington'daki memurlarıyla uzun görüşmeler yapıyor, Rusya'ya tehditler savuruyor ve BM Güvenlik Konseyi'ndeki ABD temsilcisini, Rusya'ya karşı aşağılayıcı konuşmalar yapması için cesaretlendiriyordu.

Bir zamanlar sosyalist bloğun yada SSCB'nin parçası olan bazı ülkeler bugün ABD'nin hamiliğinde yer alıyorlar.
Rusya'ya karşı pervasız bir kin besleyen bu ülkelerin hükümetleri, --Polonya ve Çek Cumhuriyeti örneğinde olduğu gibi-- tercihlerini Bush'a kayıtsız destek olmaktan ve Güney Osetya'ya aniden saldıran Saakaşvili'nin yanında yer almaktan yana yapıyorlar. Maceraperest Saakaşvili garip bir geçmişe sahip. Sosyalizm zamanında ülkenin başkenti Tiflis'te doğuyor, Kiev Üniversitesi'nden hukuk diploması alıyor ve Strasburg, New York ve Washington'da doktora sonrası eğitimine devam ediyor. New York'da stajer avukatlık yapıyor. Batılılaşmış bir Gürcü haline geliyor, aç gözlü ve fırsatçı bir insan oluyor. Ülkesine Yankilerin de desteğiyle geri dönüyor ve SSCB'nin dağılış sürecinin azgın sularına oltasını daldırıyor. 2004 Ocak ayında Gürcistan Devlet Başkanı olarak seçiliyor.

ABD ve İngiltere'den sonra, bu ülke Irak savaşı macerasında en fazla askeri bulunan ülke olma ünvanına sahip. Küba 20 yıl boyunca, yüzbinlerce savaşçısını Afrika'ya göndererek, sömürgeleşmeye ve ayrımcılığa karşı bağımsızlık mücadelesine kattı. Bu mücadelede aradıkları, ne petrol, ne doğal rezerv ne de kar kaynaklarıydı. Onlar sadece gönüllüydü.

İradeleriyle çelikten ilkelerimizi daha da güçlendirdiler.

Gürcü askerleri Irak'ta ne yapıyor? Yüzbinlerce insanın yok olmasına yol açan bu savaşı desteklemiyorsa eğer? Orada hangi ülkünün savunuculuğunu yapıyorlar?

Güney Osetya halkının Irak'a yada gezegenin bir başka bölgesine emperyalizmin buyruğuyla savaşmaya gönderilmeyi istememesi çok doğal ve mantıklıdır.

Saakaşvili, kendi başına, Gürcü ordusunu Güney Osetya'ya göndererek, orada bulunan Rus barış gücü ile çatışmayı göze alacağı bir maceraya atılmazdı. Nükleer savaşın bir oyun olmadığı gerçeği kadar, ölüme gönderilen piyon askerler için kimsenin mükafatlandırılmayacağı da aşikar.

Bu düşüncelerimi, ilk olarak Küba saati ile 17.30'da Bush konuşma yaparken kaleme aldım. Ama görüyorum ki, söylediklerinin hiçbirisi şu an tartıştığımız konuyu değiştirmiyor, sadece ABD hükümetinin medya savaşı daha da güçlenmiş görünüyor. Bu da evvelden hazırlanmış bir manevra, bunlara artık kimse inanmıyor.

Rusların çok açık bir biçimde önerdiği üzere, işgal ordularının ilk konumlarına geri çekilmesi, anlaşmazlığın çözümünün tek makul yolu olarak görünüyor. Ümit edelim ki, Olimpiyat Oyunları daha ciddi bir krizle kesintiye uğramadan devam eder.

Sağlam bir ABD takımıyla yapılan kadınlar voleybol maçı oldukça keyifliydi beyzbol maçı ise henüz başlıyor.

Fidel Castro Ruz"

(Bu haber www.plturkce.org sitesinden alınmıştır)