Fidel dünyayı ve Obama’yı uyardı

Fidel Castro, yıllar sonra Küba Meclisi’nde konuştu. Sosyalist hareketin efsanevi liderlerinden Castro, kısa zamanda çıkması muhtemel bir nükleer savaşa karşı dünyayı ve Obama’yı uyardı.
Salı, 10 Ağustos 2010 11:27

Fidel Castro, yaklaşık 4 senedir sağlık durumu nedeniyle evinde istirahateydi ve tedavi görüyordu. 20. yüzyıla damgasını vuran isimlerden bu efsanevi lider, bu dört sene boyunca yürüttüğü gazetecilik faaliyetiyle, dünyanın en yaşlı liderlerinden biri olmasına rağmen, sıradışı bir düşünür olduğunu gösterdi. Castro, çevresel yıkım, biyoyakıt kullanımı gibi gündemde olmayan birçok konuda yazdığı yazılarla uyarılarda bulunmuştu.

Geçtiğimiz haftasonu yıllar sonra tekrar Küba Meclisi'ne gelerek Küba halkının kürsüsünden konuşan Fidel Castro, bir süredir yazılarında çeşitli sebeplerle yakın zamanda yaşanması olasılığının güçlü olduğunu düşündüğü nükleer savaşa karşı dünyayı ve ABD Başkanı Barack Obama'yı uyaran bir konuşma yaptı. Fidel Castro'nun konuşmasının tam metnini yayınlıyoruz.

***

"Başta, daha sekiz hafta önce, eli kulağında bir savaş tehlikesine karşı hiçbir olası çözüm olmadığını düşünüyordum. Gözlerimin önündeki durum o denli trajikti ki, yapılabilecek olanın ancak yarımkürenin bu herhangi bir nedenle doğrudan bir saldırının muhatabı olamayacak bölgesinde ya da dünyanın başka yalıtılmış bölgelerinde hayatta kalmaya çalışmak olduğunu düşünüyordum.

Bunu düşünmek zordu, zira insanlar ne kadar uzak olursa olsun her zaman bir perspektife sarılırlar.

Her şeye rağmen, denedim.

Neyseki, bir umut olduğunu fark etmem uzun sürmedi – aslında, çok derin bir umut. Ancak, bu fırsat kaçarsa, felaket en kötü sonuçlara yol açacaktı. O zaman insanlık için hiçbir olası kurtuluş kalmayabilir.

Yine de, böyle olmayacağına güçlü bir şekilde inanıyorum.Tam aksine, yakın bir zamana kadar hayal dahi edilemeyecek koşullar oluşmakta.

Bir kişi, ABD Başkanı, bu kararı tek başına almak zorunda. Elbette, çok sayıdaki sorumlulukları düşünüldüğünde, o bunu henüz fark etmiş değil, ama danışmanları durumu anlamaya başladı. Bunu bazı basit adımlardan çıkarıyorum, örneğin Gerardo’ya yapılan işkencelerin durdurulması gibi, bu Küba’ya ve ona karşı sistemin gösterdiği amansız nefretin son 12 yılında yapılmayan bir şeydi. Bugün bir sonraki adımın Adriana’nın onu hapishanede ziyaret etmesine izin verilmesi, ya da salıverilmesi, belki de ikisi birden olabileceği tahmin edilebilir. Adriana’dan öğrendiğime göre 12 senelik adaletsiz ve zalim mahpusluktan sonra, Gerardo’nun morali hiç olmadığı kadar yüksekmiş.

İran’ın, şimdiden çeşitli savaş araçlarını kullanıma sokmuş bulunan ABD ve İsrail’in taleplerine hiç yüz vermeyeceği düşünüldüğünde, bunlar Güvenlik Konseyi’nde 9 Haziran 2010’da –yerleşik kural ve gerekliliklerle– belirlenen tarih sona ermeden saldırmak zorunda kalacaklardır.

İnsanın yapmak isteyeceklerinin ve yapabileceklerinin bir sınırı vardır.

Şu kritik durumda, bu dev imparatorluğun kurallarını izleyerek, bunca ilan ettikleri ve yaygarasını kopardıkları saldırının başlangıç emrini verecek olan Başkan Barack Obama’dır.

Ancak, bu emri verdiği anda, ki bu, ayrıca, verebileceği son emir olacaktır, büyük güçler arasındaki saçma rekabetten dolayı biriktirilmiş nükleer füzelerin hız ve hesaplanamaz sayısı düşünüldüğünde, Obama aynı zamanda sadece aralarında çok sayıda kendi ülkesinin vatandaşının da bulunacağı yüzlerce milyon insanın değil, İran’ı çevreleyen denizlerdeki ABD filosunun tüm mürettebatının da ölüm emrini vermiş olacaktır. Aynı anda Yakın ve Ortadoğu’da ve tüm Avrasya’da savaş çıkacaktır.

Kadere bakın ki, tam da o anda, ABD Başkanı Afrikalı ve beyaz kökenli, Müslüman ve Hristiyan kökenli bir kişi olacak. Ancak onun bunun farkına varmasını sağlarsak, bu emri vermeyecektir. Burada yaptığımız, işte bu.

İsrail hariç, müttefik ya da rakip olsunlar, dünyadaki tüm güçlü ülkelerin liderleri, onu bunu yapmamaya teşvik etmeli.

Böyle olursa, dünya ona hak ettiği onuru verir.

Şu an bu dünyada kurulmuş olan düzen, uzun sürmeyecek. Yakında, kaçınılmaz biçimde, çökecek.

Sağlam döviz dedikleri paralar, zenginleşme ve halkların sınırsız teri ve fedakarlığı anlamına gelen sistemin bir aracı olarak, değerini kaybedecek.

Ürün ve hizmetlerin, eğitim ve toplumsal süreçlerin yönetiminin yeni biçimleri barışçıl bir şekilde ortaya çıkacak, ama eğer bir savaş patlarsa, şu anki toplumsal sistem birdenbire ve çok daha büyük bir bedelle ortadan kalkacak.

Gezegendeki nüfus düzenlenebilir, yenilenemeyecek kaynaklar korunabilir, iklim değişikliği önlenebilir, her insana yararlı bir istihdam olanağı garanti altına alınabilir, hastalar bakılabilir, insanlık yararına temel bilgi, kültür ve bilim güvence altına alınabilir. Dünyanın çocukları ve gençleri, o nükleer soykırımda can vermeyecek.

Sizlere ulaştırmak istediğim mesaj buydu, Ulusal Meclis’teki sevgili yoldaşlar.

Şimdi sözlerimin hesabını vermeye, sizin bana soracağınız soruları yanıtlamaya ve görüşlerinizi dinlemeye hazırım.

Çok teşekkürler."

(soL - Dış Haberler)