ABD Ortadoğu’da pozisyonuna ince ayar çekiyor

Bir süre olaylara temkinli yaklaşan ABD, Ortadoğu’daki isyan dalgasını lehine çevirmek için harekete geçmiş durumda. Ülkenin Bahreyn’de attığı adımlar, bu doğrultuda yapılan ince ayarı gösteriyor.
Perşembe, 24 Şubat 2011 13:43

soL’da daha önce yaptığımız bir analizde, ABD’nin Ortadoğu’da hiçbir ülkede devrimci bir öznenin damgasını vuramadığı, bu yanıyla siyasi doğrultusu belirsiz kalmış olan hareketleri lehine çevirme çabasıyla inisiyatif aldığını yazmıştık.

Mısır, bunun tipik örneğiydi. Mısır’da Mübarek’i harcayan ABD ve batı basını, süreçte aldığı pozisyonla hem kendisine karşı hiçbir tepki oluşmamasını ve bölgenin en fütursuz ABD yanlısı hükümetlerinden birine sahip ülkede kitlesel eylemlere ABD karşıtlığının damga vurmamasını sağladı, hem de “devrim” sürecinin, geçiş sonrası aslında eski rejimin adamlarından oluşan ve batıcı çizgileri açık kişilerin iktidarda kalmalarıyla sonuçlanmasına katkıda bulundu.

Son yıllarda, özellikle Obama iktidarıyla birlikte ABD’nin Ortadoğu’daki İslamcı hareketlerden batı yanlısı hükümetler yaratmak konusunda stratejik bir karar almış olduğu, Türkiye’de AKP örneğinde görüldüğü gibi, birçok ülkede yürürlükte. Mısır’da Müslüman Kardeşler ayaklanmaya uzun süre destek vermemiş, ABD Mübarek karşıtı tavrını açıkça ortaya koyunca ise eylemlere katılmış ancak ABD ve İsrail karşıtı bir siyaset izlemeyeceğini de her fırsatta dile getirmişti.

Şimdilerde benzer bir süreç, Bahreyn’de yaşanıyor. Bahreyn, bilindiği üzere ABD’nin Beşinci Filo’suna ev sahipliği yapıyor. Ülkede nüfus bakımından Şiiler çoğunlukta olmasına karşın, yıllardır ABD yanlısı Sünni bir iktidar hüküm sürüyor. Muhalefet eylemlerini ise büyük oranda Şiiler destekliyor.

21 Şubat The New York Times gazetesinde çıkan bir yazı, ABD’nin bu ülkede nasıl bir pozisyon değişikliği yapacağının işaretini verdi. Yazı, biri eskiden, bir halen hükümet danışmanı olan iki kaynaktan alınan yorumlarla, Bahreyn’de ABD ordusunun Sünni iktidarı fazla desteklediği, bu destek nedeniyle Şii çoğunluğun görmezden gelindiği, artık ABD’nin bu kesime el uzatması gerektiği tezini işliyor.

Beşinci Filo’nun üssü ve Hürmüz Boğazı’ndan petrol geçişini kontrol etmekteki stratejik mevkii nedeniyle ABD çıkarları açısından önemi vurgulanan Bahreyn’de, Sünni iktidara verilen destek “ABD ordusunun politikası” olarak niteleniyor.

Eski Pentagon ve Beyaz Saray danışmanı, 2004-2007 arasında Bahreyn’de ABD Donanması’na da danışmanlık yapmış olan Gwenyth Todd, “Tonumuzu değiştirmezsek, rejimin Şiiler’e önemli tavizler vermesi durumunda kendimizi pek güç bir durumda bulabiliriz” diyor. Bahreyn'deki Şiiler üzerinde İran'ın da belli bir etkisinin bulunması, ABD'nin çözüm arayışını daha da önemli kılıyor.

Todd, NYT’nin verdiği bilgiye göre Bahreyn’deki üç senesinde donanmayla Şiiler arasında gayrıresmi elçilik görevi yürütüyordu. ABD’li danışman, yeni süreçte Şiiler’in öneminin artacağını rahatlıkla görebilecek konumda.

Gazeteye konuşan bir başka yetkilinin sözleri, bu pozisyon değişikliğinin çoktan ABD tarafından benimsendiğini gösteriyor. İsmini vermeyen fakat Bahreyn’deki bir ABD hükümeti yetkilisi olduğu belirtilen kişi, “ABD politikasını Şiiler’i hesaba katacak şekilde değiştirmez, hükümeti sonuna kadar destekliyor görüntüsü verirse, beni endişelendiren bir tehlike var” diyor.

Nitekim bu hamle, şimdiden karşılık bulmuş görünüyor. 17 Şubat’ta 18 milletvekiliyle parlamentodan çekilen ve çoğunlukla Şiiler’i temsil eden Vifak İslam Cemiyeti lideri Halil İbrahim el Marzuk, olayların başından beri ABD’nin “hükümeti reform yapmaya zorlayan” çabalarını takdir ettiklerini söylüyor.

“İnsan hakları” olmadan olmaz
Haberde çok ilginç bir ayrıntı da yer alıyor. Buna göre ABD Donanması, bir dönem, bir insan hakları aktivistine “güvenilir bir telefon” vererek, herhangi bir hükümet karşıtı eylem olacağından bilgilendirilme teklifini “Şiiler’le ilişki kurmamak” adına reddetmiş. Bu bilgiyi NYT’ye konuşan fakat ismini vermeyen hükümet yetkilisi de doğrulamış.

Demek ki ABD ordusu, bulunduğu ülkelerde “insan hakları örgütü” temsilcileriyle özel telefon vererek doğrudan bağlantı sağlayacak kadar yakın çalışabiliyor. Bu ayrıntı, genel olarak ABD’nin insan hakları örgütlerini kullanmak konusundaki ısrarlı tutumuna bir örnek sergiliyor.

(soL - Dış Haberler)