ABD ‘düşman kardeşleri’ Suriye üzerinden barıştıracak

ABD’nin İsrail ve Türkiye arasında devam eden gerilimi çözmek üzere devreye girebileceği ve bu amaçla bu iki işbirlikçisinin Ortadoğu ve Suriye’deki gelişmeler konusundaki “ortak çıkarlarına” başvuracağı ileri sürülüyor.
Perşembe, 21 Haziran 2012 17:01

İsrail ve Türkiye arasında Mavi Marmara katliamı ile doruk noktasına çıkan gerilim bir süredir gündemin alt sıralarına düşse de, Suriye başta olmak üzere bölgedeki gelişmeler, bu iki ABD müttefikinin “uzlaştırılmasına” yönelik arayışlara hız verilmesini beraberinde getiriyor.

The New York Times gazetesinin bugünkü sayısında Soner Çağaptay ve Michael Herzog imzasıyla yayımlanan bir haber-analizde, Türkiye ve İsrail’in kendi başlarına bırakıldıklarında uzlaşmayı başaramadıkları, bunun için ABD’nin devreye girebileceği savunuluyor. Makalenin yazarlarından Michael Herzog, İsrail’in eski genelkurmay başkanlarından ve bir tuğgeneral. ABD Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına yakınlığı ile bilinen Washington Yakındoğu Politikaları Enstitüsü uzmanlarından. Soner Çağaptay ise sık sık İsrail ve ABD gazetelerinde Türkiye’deki İslamcı hareketler üzere değerlendirmeler yazıyor. O da Washington Yakındoğu Politikaları Enstitüsü uzmanı.

Herzog ve Çağaptay, bugünlerde gerek İsrail gerekse Türkiye’nin “uzlaşma” fikrine daha yakın olduklarını, ancak Mavi Marmara olayı nedeniyle gerginliğin devam ettiğini savunuyorlar. Obama’nın bu iki ABD müttefiki arasındaki “stratejik olarak hayati” ilişkiyi yeniden inşa etme şansına sahip olduğunu savunan Herzog ve Çağaptay, ilişkilerin normalleşmesinin özellikle Suriye, İran ve doğu Akdeniz’deki ABD çıkarları açısından çok önemli bir “ilerleme” olacağını ileri sürüyor.

İkisi de Suriye’ye düşman değil mi?
NYT makalesinde, uzlaşma zemininin olgunlaştığının savunulmasının temel sebebi “Arap Baharı”nın İsrail-Türkiye ilişkilerinin normalleştirilmesi için güçlü bir teşvik sunması. İsrail ve Türkiye’nin bölgedeki gelişmelere ilişkin ortak amaçlarının ve ortak kaygılarının bulunduğunu savunan Herzog ve Çağaptay, bu kaygılardan en önemlilerinden bir tanesinin de bölgede oluşan boşluğu İran merkezli güçlü bir Şii ekseninin doldurması olduğunu savunuyor.

Çağaptay ve Herzog, Suriye’deki durumun İsrail ile Türkiye arasında uzlaşmayı gerekli kıldığı görüşünde. Şöyle yazıyorlar:

Suriye’deki durum bir uzlaşma anlaşmasının yapılmasını sağlayabilir. İki ülke ortak komşuları hakkında şiddetli endişeleri paylaşıyor ve her ikisi de Beşar el Esad hükümetinin iktidardan indiğini görmek istiyor. İsrail bir süre kaçak oynadıktan sonra artık bilmediği şeytanı bildiği şeytana tercih ediyor İsrailli yetkililer arasında Esad yönetimine son verilmesinin İran’a darbe indireceği ve İran, Suriye ve Hizbullah’ı birbirine bağlayan İsrail karşıtı ekseni dağıtabileceği yönünde genel bir fikir birliği var.

Yazarlar Türkiye’nin ise sadece Esad’ın gitmesini istemekle kalmayıp Esad yönetimine karşı siyasi ve askeri mücadelede fiilen yer aldığını vurguluyor. Çağaptay ve Herzog, Türkiye’nin daha “iddialı bir rol” oynayabilmesi için ABD desteğine muhtaç olduğunu vurgulayarak, yalnız kalmaktan korkan Türkiye’nin Suriye içinde tampon bölge kurmak gibi daha doğrudan adımları atmaktan imtina ettiğini ifade ediyor. NYT makalesinde Türkiye’nin “daha iddialı bir rol” oynamak için beklentileri ve Türkiye-İsrail arasında yeni bir uzlaşmaya varılmasının olası etkileri şu şekilde özetleniyor:

Türkiye, yalnızca Amerika ve NATO desteklediği takdirde Suriye’ye müdahaleye istekli görünüyor. Suriye hakkındaki bir Türkiye-İsrail diyalogu İsrail’in [Suriye’de] rejim değişimine bağlı çıkarlarını destekleyecek ve İsrail’in Amerikan desteği sağlamak için çaba harcamasını beraberinde getirecek. Normalleşen Türkiye-İsrail ilişkileri, Türklerin siyasi ve bölgesel önderlik yapması ve İsraillilerin de istihbarat ve diğer pratik becerilerini kullanmasıyla, Esad yönetimine karşı işbirliği yapılması konusunda olanaklar da yaratır. Taraflar aynı zamanda Suriye’nin var olduğu sanılan devasa kimyasal silahları hakkında da ortak endişelerini dile getirebilirler.

İsrail kaynakları sık sık Esad yönetiminin elinde büyük miktarda kimyasal silah bulunduğunu ve bunları kullanmasından endişe edildiğini belirtiyor. Geçtiğimiz günlerde Özgür Suriye ordusu İsrail’e açıkça “bize destek olun, kimyasal silahları biz ele geçirelim” mesajı vermişti. Esad yönetiminin kimyasal silah kullanacağı iddiası, Batı’da Suriye’ye karşı yürütülen kara propagandanın önemli unsurlarından bir tanesi. Çağaptay ve Herzog, bir Türkiye-İsrail uzlaşmasının bu tür propagandif başlıkların da daha güçlü bir biçimde gündeme getirilmesini sağlayacağını ifade etmiş oluyor.

Özgür Suriye Ordusu'nun kimyasal silah bahanesiyle İsrail'den açık destek talep etmesiyle ilgili haberimizi buradan okuyabilirsiniz:

MOSSAD da olsa fena mı olur?
Bugün yine NYT’da yer alan bir haberde ABD’li yetkililerin resmen CIA’in Türkiye’de bulunan Suriyeliler üzerinden ülkeye silah sevkiyatını yönettiğinin itiraf edilmesi, Çağaptay ve Herzog’un analiz yazısına da yansıyor. Yazarlar İsrail’in Suriye muhalefetine verdiği desteğin “görünmez” olması gerektiğini belirterek, “Bu Esad’a karşı Türkiye-İsrail işbirliğini daha da değerli kılıyor, çünkü İsrail’in Türkiye’nin Esad hükümetinin altını oyma çabalarına gözle görünmeyen bir destek vermesini sağlayabilir” diyor. Başka bir ifadeyle, ABD’nin Ortadoğu’daki en önemli iki işbirlikçisinin emperyalizmin bölgeye müdahalesinde daha uyumlu çalışabileceği, bunun için CIA’nın yanı sıra MOSSAD gibi kaynaklardan da daha fazla yararlanılabileceği savunulmuş oluyor.

İsrail artık özür dilemeye daha hazır
Türkiye ve İsrail arasında Obama’nın arabuluculuğuyla yeni bir uzlaşmanın sağlanabileceği konusundaki iddianın temelinde ise İsrail yönetiminin artık böyle bir adıma daha hazır olması yatıyor. Yazarlar Netanyahu’nun başında olduğu koalisyon hükümetinin genişlemiş olmasının böyle bir “olanak” yarattığını ifade ediyor ve “İsrail artık Türkiye’ye normalleşmiş ilişkiler kurmak için daha iyi bir konumda” diyor. Bunun İsrail’in Mavi Marmara nedeniyle özür dilemesi ve tazminat ödemeye razı olması gibi bir anlam da taşıyabileceğini savunan Çağaptay ve Herzog, “Eğer Netanyahu böyle bir anlaşmanın İsrail’in çıkarına olduğu görüşündeyse, anlaşmayı yapacak oya sahip” diyor.

(soL-Dış Haberler)