AB Rusya’ya ortak tavırda zorlanıyor

AB devlet ve hükümet başkanları, 1 Eylül’de yapacakları olağanüstü zirvede Gürcistan krizini ve Rusya’ya ne tür bir yanıt verileceğini masaya yatıracak. En azından ortak noktalarda anlaşılmaya çalışılacak ancak yaptırımların ölçüsüne yönelik farklı yaklaşımlar söz konusu. AB ve Rusya arasındaki ikili ilişkilerin daha fazlasına izin vermediği görülüyor.
Cumartesi, 30 Ağustos 2008 08:33

soL (HABER MERKEZİ) AB devlet ve hükümet başkanları, 1 Eylül'de yapacakları olağanüstü zirvede Gürcistan krizini ve Rusya'ya ne tür bir yanıt verileceğini masaya yatıracak. AB dönem sözcüsü Fransa'nın dışişleri bakanı ile Rusya dışişleri bakanları arasında yaşanan söz düellosu her iki tarafın da ne tür yaptırımları gündeme getirebileceği tartışmaları ile birlikte ele alınıyor.

Sert mi ölçülü mü olacak...
Fransa, Almanya ile birlikte Rusya'ya karşı yaptırımlar konusunda daha temkinli yaklaşıyor. İngiltere, İsveç, Polonya ve Baltık ülkeleri ise Rusya'ya karşı sert yaptırımlar alınması taraftarı. Fransız dışişleri bakanının, açıklamaları da olağanüstü zirve öncesinde AB ülkelerinin ortak tavır almakta zorlanacağını gösteriyor. Fransız Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, AB liderlerinin Gürcistan konusunda Rusya'ya karşı yaptırım ve "daha birçok farklı araç" uygulamayı düşündüğünü söylemiş ancak yaptırım tehdidini dile getirmesinin hemen ardından, gene de meselenin "görüşerek çözüleceğini" umduğunu belirtmişti.

AB ne yapabilir?
AB'nin Rusya'ya karşı atabileceği adımlar arasında, Moskova ile müzakereleri devam eden "stratejik ortaklık" anlaşmasının askıya alınması, Rusya'nın Dünya Ticaret Örgütü üyeliğinin engellenmesi, Rusya'ya ticaret yaptırımları uygulanması veya Rus vatandaşlarına vize sınırlaması getirilmesi gibi olanaklar bulunuyor. Ancak birçok uzman bu tür adımların, Rusya'dan çok, Avrupa'ya zarar vereceği üzerinde duruyor.

Rusya'nın Avrupa'nın en büyük enerji tedarikçi olması, AB'nin en çok yabancı sermaye yatırımı gerçekleştirdiği ülkelerin başında gelmesi ve dış ticaret gerçekleştirdiği başlıca ülke olması AB ülkelerinin sert yaptırım kararları almalarını zorlaştırıyor.

Borsa sopası

Gürcistan ile Rusya arasında çıkan savaşın ilk günlerinde Rusya 1998 krizinden bu yana en büyük yabancı sermaye çıkışı ile yüzleşti. Rusya'nın doğalgazı keseceği iddialarına karşı borsasındaki değer kaybı hatırlatılıyor.

Bir anlamda ABD ve AB menşeli yabancı sermaye girişleri aracılığı ile Rusya'ya yaptırım uygulanmış oldu. Rus borsasının yabancı sermaye bağımlılığı önemli bir koz olarak değerlendirildi.

Borsadaki düşüşün devam etmesi durumunda bunun Rus ekonomisine yansımaları daha net ortaya çıkacak. Moskova merkezli yatırım bankası Uralsib analistlerine göre yatırımcılar Rus borsasında alacakları pozisyonlar için batıdan gelecek sinyalleri bekliyor.

Rusya doğalgazı kesecek
AB zirvesi öncesinde AB'nin yaptırım kararı alması durumunda Rusya'nın pazartesi, Almanya'yla başlamak üzere Avrupa'ya petrol akışını kesmeye hazırlandığı iddia edildi. İngiliz Daily Telegraph gazetesinin Ambrose Evans Pritchard imzalı "Ruslar, Batı'ya petrol akışını kesebilir" haberinde, Kremlin'in, Rus petrol şirketlerine, Druzhba (Dostluk) boru hattından Almanya ve Polonya'ya ulaştırılan petrolün akışını kesmeleri yönünde talimat verdiği belirtildi. Rus petrol şirketi Lukoil'un yönetiminin bu haftasonunda alarm durumuna geçtiği ileri sürüldü.

Daha önce de Ukranya ve Çek Cumhuriyeti'ne doğal gaz akışını kesen Rusya'nın bu kez Almanya ve Polonya'ya ulaştırılan gazı kesebileceği olasılıkları üzerinde duruluyor. Ancak Rusya'dan bu iddiaya sert tepki geldi. Ruslar "güvenilirliğimizi zedelemeyiz" diyor.

Almanya ölçüsüz tepkiye karşı
Rusya'nın en büyük ticari ortağı olan Almanya'nın alacağı tavrın da önemli olduğu üzerinde hemen hemen herkes hemfikir. Alman siyasetçiler Rusya'ya karşı yaptırımlar konusuna temkinli yaklaşıyorlar. Bundan sonra Rusya'ya karşı AB'nin nasıl bir strateji geliştireceğinin de önemine işaret ediliyor. NATO'nun açılımlarını dikkate alan, Rusya'yı AB'den dışlamayacak bir çizginin izlenmesi diğer yandan Gürcistan -AB ilişkilerinin güçlendirilmesi başlıklarına yoğunlaşılıyor.

Alman Sosyal Demokrat Partili eski bakan Egon Bahr, batının temel ilkelerine bağlı kalması, ancak ölçüsüz tepkilerden de kaçınması gerektiğini vurguluyor. "Uluslararası düzenin korunması gerekiyor" diyen Bahr, "Anlaşmalara uyulması, çatışma yaratmak yerine şiddet uygulamama, sükunet ve işbirliği gibi temel ilkelerin AB ve NATO içinde temsil edilmesi şartı. Değişmemesi gereken ikinci bir husus da, Rusya ile işbirliğinin devam ettirilmesi zorunluluğu" görüşünü savundu.

AB Rusya'yı etkileyemez görüşü
Alman Dış Politika Enstitüsü'den Henning Riecke AB'nin Rusya'nın dış politikasını etkilemesinin mümkün olmadığını vurgulaması da yaptırım tartışmalarına farklı bir boyut katıyor. Riecke'ye göre "Uzun vadeli düşünmek gerekiyor. Rusya'ya, AB ekonomik işbirliği alanında çıkarları olduğunun hatırlatılması da buna dahil. "

Alman sanayiciler tedirgin ve temkinli
Bu Rusya'nın, Almanya'nın diğer ticari ortakları ile ilişkilerine bakıldığında, ihracatta en büyük artış yaşadığı ülke olduğunu gösteriyor. Rusya'da faaliyet gösteren Alman şirketi sayısı 4 bin 600.

Bu veriler altında Alman sanayicilerin tedirgin olması oldukça doğal. Alman sanayicilerin, Rusya'ya yönelik yaptırımlar başlığında başka bir koz olarak kullanıldığını söylemek mümkün. Rusya ile iş yapan Alman şirketlerinden enerji devi E.ON, kimyasal grubu BASF, havayolları şirketi Lufthansa ile seyahat şirketi TUI, faaliyet planlarını belirlemede temkinli olduklarını açıkladılar. Basında bu tür tür açıklamalara yer verildi. E.ON sözcüsü yaptığı açıklamada Rusya ile doğalgaz işinde 35 yıldır ortak olduklarını ve buna benzer doğu-batı çatışması gibi zor zamanları aştıklarını söyledi.

Alman otomotiv şirketi Volkswagen kısa bir süre önce Rusya'daki üretimi artırma kararı almıştı. Ancak Alman Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Tobias Baumann'ın yaptığı açıklama ile bu kararların askıya alınma olasılığı olduğuna dair bazı mesajlar verdi. Baumann, "Rusya kendi kendini izole etme riski ile karşı karşıya. Alman sanayicilerine göre bu tam anlamıyla bir felaket olacaktır" ifadelerini kullandı.

Bundesbank'ın tahminlerine göre geçen sene Almanya'nın Rusya'ya yaptığı doğrudan yatırımın boyutu bir yıl içinde 11.2 milyar avrodan 14 milyar avroya çıktı. Bunda en fazla paya enerji şirketi E.ON ile otomobil üreticisi Volkswagen sahip. Geçen mayıs ayında iki ülke arasında enerjiden teknolojiye telekomünikasyondan havacılık ve uzay endüstrisine birçok alanda ekonomik işbirliğine imza atıldığı da belirtiliyor.

AB Rusya ortaklığı büyük
Almanya dışında AB ülkeleri ile Rusya arasındaki ikili ilişkilerin hacmi de AB'nin Rusya'ya uygulayacağı yaptırımlar başlığına temkinli yaklaşmayı beraberinde getiriyor.

Rusya AB'nin en çok ticaret yaptığı ülkelerin başında geliyor. Yine AB en çok yabancı sermaye yatırımı ve dış ticareti Rusya ile gerçekleştiriyor. AB dış ticaretinin yarısı Rusya ile gerçekleşiyor. 2007 verilerine göre AB ülkeleri en çok makine ve ulaştırma araçları, imalat sanayi ürünleri ihraç ediyor. Rusya'dan en çok ithal edilen kalemler enerji ve nineral yakıtlar, kimyasallar ile ham madde olarak sıralanıyor.

Elbette AB'nin Rusya doğal gazı ve petrolüne bağımlılığı yaptırımlara temkinli yaklaşılmasında belirleyici bir güce sahip.

Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, 2006 yılında AB ülkelerinin Rusya'dan ithal ettiği doğal gaz ve petrolün toplam tüketim içindeki yüzdesi şu şekilde

AB üye ülkeler (Doğal gaz / Petrol)toplam tüketim içindeki %

Avusturya (67 / 15)

Belçika (4 / 41)

Britanya (0 / 12)

Bulgaristan (90 / 87)

Çek Cumhuriyeti (78 / 65)

Danimarka (0 / 0)

Estonya (100 / ?)

Finlandiya (100 / 63)

Fransa (16 / 12)

Almanya (39 / 32)

Yunanistan (81 / 28)

Macaristan (65 / 87)

İrlanda (0 / 0)

İtalya (27 / 17)

Latviya (100 / 0)

Litvanya (100 / 98)

Lüksemburg (0 / ?)

Hollanda (0 / 30)

Polanya (46 / 90)