TKP Almanya: Karşıdevrim böler, yalnızca devrim birleştirir!

Türkiye Komünist Partisi Almanya Örgütü, Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin emperyalist Almanya tarafından yutulmasının 30'uncu yıldönümü dolayısı ile bir açıklama yayımladı.
soL-Dış Haberler
Perşembe, 03 Ekim 2019 15:34

Türkiye Komünist Partisi Almanya Örgütü, Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin emperyalist Almanya tarafından yutulmasının 30'uncu yıldönümü dolayısı ile bir açıklama yayımladı.

''Karşıdevrim böler; yalnızca devrim birleştirir'' başlığını taşıyan açıklama Almanca ve Türkçe yayımlandı.

Bildiride, karşıdevrimden 30 yıl sonra iddia edilen ''birlik''in sağalanamamasının altı çizilerek, resmi mottoda ifadesini bulan ''cesaret birleştirir'' ifadesinin bir itiraf olduğu belirtiliyor.

''Cesaret birleştirir mottosu, 30 yılın itirafıdır. Çeyrek asırlık operasyon hâlâ sonuç vermemiş, insanlar bir türlü yeni düzene entegre olmamışlardır. Bu bir itiraftır'' ifadesine yer verilen açıklamada, birlik söyleminin hangi amaca hizmet ettiğine de değiniliyor.

''Alman karşıdevriminin üzerinde mutabık kalınmasını istediği tek birlik, piyasa diktatörlüğüne boyun eğdirme birliğidir'' değerlendirmesinin yer aldığı metinde, düzen siyasetinin sağ ve ''sol'' unsurlarının Alman Demokratik Cumhuriyetin'den ilhak edile coğrafyayı Almanya İçin Seçenek (AfD) adlı faşist partiye teslim ettiğine işaret ediliyor. 

Antifaşist Berlin Duvarı'nın halk tarafından yıkılmadığı, dönemin Polit Bürosu adına sınır kapılarının açılması talimatının Genel Sekreter sıfatı ile Egon Krenz tarafından verildiğine dikkat çekilen açıklamada, Helmut Kohl'ün telefon ederek, teşekkür ettiğine değiniliyor.

Alman karşıdevriminin 30. yılında duvarın altında kalanların yalnızca Doğu emekçileri olmadığı, Batı'da yaşayan emekçilerin de bu sürecin kaybedeni olduğu belirtilen açıklamada, ''Ne için birleşmeye cesaret edeceğiz? Beş 'kategori'li sınıflı toplumsal düzen için mi!'' denilirken, Almanya'da yaşayan emekçilerin devrimlerine sahip çıkmaları gerektiğinin altı çiziliyor.

Açıklamanın tam metni şöyle:

Karşıdevrim böler; yalnızca devrim birleştirir!

Sosyalist Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin karşıdevrim ile çözülüşünün 30. yıldönümünde, karşıdevrimci muzaffer güçler ''cesaret birleştirir'' sloganını dolaşıma soktu.

Mottosu da efsanesi kadar çarpıtılmaya açık: Kimin cesareti? Ne için cesaret? Nasıl birlik?

Cesaret birleştirir mottosu, 30 yılın itirafıdır. Çeyrek asırlık operasyon hâlâ sonuç vermemiş, insanlar bir türlü yeni düzene entegre olmamışlardır. Bu bir itiraftır.

Sınıflı toplumlarda birlik adına edilen her cümle yalan üzerine kuruludur. Bir Alman'ın bir başka Alman'ı sömürdüğü bir toplumsal düzende, birlik söylemi olsa olsa sömürülenleri gaza getirip, milli çıkar ve hepimiz aynı gemideyiz efsanelerine ikna etmekten ibaret olabilir.

Alman karşıdevriminin üzerinde mutabık kalınmasını istediği tek birlik, piyasa diktatörlüğüne boyun eğdirme birliğidir.

Alman burjuva siyasetinin sağlı sollu bileşenleri, ilhak ettikleri Doğu'yu, Almanya İçin Seçenek (AfD) adlı partiye teslim ettiler. Alman faşist harekete 1933'den sonra bir kez daha kuzu postuna girmeyi başararak, kitleselleşmenin olanağını yakalayan, sözde seçenek haline evrildi.

Alman emekçilerinin dişiyle tırnağıya yarattığı sosyalist cumhuriyet, iç ve dış işbirlikçiler ile birlikte, bir oldu bitti ile, emperyalizmin mülk envanterine işlendi. Tarihte komşularına savaş açmayıp, militarizmin önünde set olan ilk ve tek Alman devleti yenilgiye uğratıldı. Bu hizmetler karşılığında Şvardnaze ve Gorbaçov'a Batı'nın sayfiye bölgesi Baden Baden'de ultra lüks villalar hediye edildi.

Rostock Kilise'sinin baş vaizi, etkili ajan Gauck Cumhurbaşkanlığına terfi ettirilirken, işbirliği yapmaya direnen Honecker cezaevine atıldı, sürgüne zorlandı.

Antifaşist Berlin Duvarı yıkılmadı. Bu koskoca bir yalandır!

Sözü geçen duvar, sınıf düşmanının niyetini görmekten uzaklaşacak kadar devrimci uyanıklığını yitirmiş son Polit Büro'nun, ''Bütün sınır kapılarını açın'' talimatı sonrasında açılmıştı. Helmut Kohl, Egon Krenz'e telefon ederek, ''bu yapıcı tutumları''ndan dolayı kendilerini kutlamıştı. Antifaşist Berlin Duvarı'nı kazmalarla parçalama seansları her şey olup bittikten sonra birkaç bin kişilik güruhlar tarafından hayata geçirilmiştir. Bu gerçeklerden daha fazlası yalandır.

Karşıdevrimden yalnızca Doğu halkı zarar görmedi. Batı'da yaşayan emekçiler en az Doğu'daki kardeşleri kadar duvarın altında kaldılar.

Tüketim çılgınlığı özgürlük diye pazarlanırken, en temel kazanılmış haklar tek tek tırpanlandı. Doğu insanı lügatında hiç olmayan işsizlik ile tanıştı. Fahiş fiyatlara konut, iki sınıflı sağlık sistemi, kültürel sportif alanların paraya tahvil edilmesi, üç sınıflı eğitim sistemini hayretleri içinde izlediler.

Olsun, arabaları Mercedes'ti, BMW'ydi!

Kaygısızca çalıştıkları kamuya ait işletmeleri sermayenin talanına açıldı. İşsiz kaldılar. Birikimleri kısa sürede tükendi. Göç yollarına düştüler. ''Ossi'' olarak alay edilmeyi içlerine sindirmeye zorlandılar. Kendi ülkelerinde birden bire ikinci sınıf yurttaş konumuna sürüklendiler.

İkinci sınıf olmaktan söz etmişken: Yurt dışından çalışmak için ithal edilen göçmenler mi? Onlar zaten sözde yurttaş bile değildiler.

Hakiki yuttaşlar belliydi: ''Wessi*''ler.

Sözde yurttaşlar ise çeşitliydi: ''Ossi**''ler ve göçmen kökenli olup, Alman uyruğuna geçen ''Alman Türkler (Deutschtürken'') sözde yurttaş kategorisini teşkil ettiler, etmeye devam ediyorlar

Bu 'gruplama'ya yurttaş bile olmayı hak edemeyen göçmen işçiler (''Ausländer''ler) eklendi.

Derken Ossi'ler bambaşka bir toplumsal düzenin içine düştüklerini fark ettiler. Çok geçmeden beşinci bir kategori daha birleşilmesi istenen güzide topluma dahil oldu: Sığınmacılar.

Bu kategorideki insanlar artık Antik Atina site devletlerindeki modeli bile zorlayacak kadar aşağıdaydılar!

Ancak Ossiler nankör çıktılar: Kiliseye üye olmuyor, taşeron işçiliği uzaydan gelmişler gibi tuhaf karşılıyor, ücretsiz eğitim, ücretsiz ve sınıfsız sağlık hizmeti talep ediyorlardı. Olacak şey değil: Hâlâ birleşmiyorlardı!

Demek ki, birleşmeye çesaretleri yoktu. Cesaret ve gaz vermek kaçınılmazdır...

Bunun için şimdi çıkmış, devasa bütçelerle Kiel'de 'birleşmeye cesaret edin' diye kimsenin ikna olmadığı mizansenler sahneliyorlar.

Ne için birleşmeye cesaret edeceğiz?

Beş ''kategori''li sınıflı toplumsal düzen için mi!

Kimin birliği?

Patron Alman ile işçi Alman'ın çıkarı birbirini çelerken, kim ne için birleşecek!

Asıl sorun, Wessi'yi birinci sınıf ilan etmekten çok öte. Çünkü Wessi denilen insanlar kendi aralarında yekpare bütünlüğü olan, çıkarları özdeş insanlar değiller ki. Sorun Wessi'de. Wessi Wessi ile eşit olamadığında, Ossi ve diğer ''kategoriler'' de eşit olamıyor.

Ossi'ler, Wessi'ler ve tüm emekçiler, birleşin ve kaybettiğiniz devriminizi yeniden kazanın! Zira biricik kurtuluş sosyalizmde. Daha aşağısına asla ikna olmayın.

Yaşasın Alman Demokratik Cumhuriyeti!

Yaşasın sosyalist devrim!

TKP Almanya Örgütü

3 Ekim 2019

* Batılı

** Doğulu