Şili'de eylemler yoğun şiddete rağmen sürüyor

Şili’de metro ücretlerindeki artışla başlayan protestolar bir aydan uzun süredir devam ediyor. Halk, hayat pahalılığına, özelleştirmelere ve eşitsizliğin artmasına karşı sokaklarda. Hükümet ise verdiği sözleri yerine getirmek için çok az şey yaptı. Metro ücretlerine yapılan zam Piñera tarafından iptal edilirken, Şilililer milyonlarca insan için sistematik has gaspı anlamına gelen neoliberal politikaların 30 yılını sorgulamaya başladı.
soL - Seren Savacı
Çarşamba, 27 Kasım 2019 15:26

Şili'de yaklaşık 40 günü geride bırakan gösterilerde, göstericilere karşı ciddi boyutlarda şiddet uygulanması dikkat çekiyor. Şili Ulusal İnsan Hakları Enstitüsü’nün (NHRI) açıklamasına göre 2 bin 808 kişi yaralandı. Yaralılardan 270 kişi, polisin kullandığı saçmalar nedeniyle görme yetisini kısmen veya tamamen kaybetti. Olaylarda 23 kişi hayatını kaybetti ve 17 binin üzerinde tutuklu var. 

Gösterilerin birinci ayını doldurduğu gün binlerce Şilili, hem hükümetin ilan ettiği gündeme hem de yeni anayasaya ilişkin güvensizliklerini göstermek için İtalya Meydanı’nda toplandı. Halkın tepkilerinin sürmesi Piñera'ya kısmi de olsa bir geri adım attırdı. Başkan, gösterilerin birinci ayında bir açıklama yaparak “Son dört haftada Şili değişti; Şilililer değişti, hükümet değişti; hepimiz değiştik. İçinde yaşadığımız sosyal düzen bozuldu” dedi. Ayrıca, güvenlik güçleri tarafından aşırı güç kullanıldığını kabul etti ve cezasız kalmayacaklarına dair söz verdi. Nisan 2020’de yeni anayasanın oylanması için referandum yapılacağı açıklandı. 

OHAL İÇİN OHAL'E GEREK YOK

Bu hafta yaşanan gelişmeler ise Piñera’nın vaatlerini sorgulatacak nitelikte. Yaptığı açıklamalar, halen Şili'nin en zenginlerinden biri olan, Harvard'lı "milyoner başkan" Piñera'nın halkın taleplerini dinlemekten uzak olduğunu, gösterileri kalıcı olarak bastırma amacıyla hareket ettiğini gösteriyor. Salı günü bir sivil toplum kuruluşu Piñera ile yaptığı görüşmede, bağımsız kurumlar tarafından yapılan bir inceleme sonuçlanana kadar tüm silah kullanımının askıya alınması, polisin gözaltı güçlerinin incelenmesi, yapılan suistimallere dair hesap verilebilirliğin sağlanması için birtakım düzenlemeler talep etmişti. Bundan bir gün sonra Sebastian Piñera, onay için Kongre'ye acil olarak gönderilecek bir yasa tasarısını açıkladı. Yasa tasarısına göre OHAL kararı gerekmeksizin silahlı kuvvetlerin yetkileri artırılıyor ve ordu "kritik" kamu kuruluşlarının korunması için görevlendiriliyor. Yani taleplerin tam tersi, Piñera ordu ve polisin otoritesini artırıyor.

EMPERYALİSTLERDEN ŞİLİ POLİSİNE "DANIŞMANLIK"

Yasayla birlikte ordunun, sokakları, meydanları ve halka açık alanları izleyip devriye gezeceği, kamu düzenini ve vatandaşların güvenliğini sağlayacağı iddia ediliyor. Yasa önerisi, Pazar günü, Fransa, İspanya ve Birleşik Krallık’la işbirliği içinde Şili'de kamu düzenini yeniden sağlamak için yeni önlemler uygulanacağının duyurulmasından sonra geldi. Piñera, bu üç Avrupa ülkesinin güvenlik güçlerinin, Şili'nin Carabineros'una (polis güçleri) "stratejilerini ve çalışma prosedürlerini zenginleştirmek, kamu düzeninin kontrol mekanizmalarını geliştirmek, vatandaşlara daha iyi koruma sağlamak için" tavsiyede bulunacaklarını açıklamıştı. 

ŞİLİ KOMÜNİST PARTİSİ: HAK İHLALLERİ SİSTEMATİK

Muhalefetteki Şili Komünist Partisi, yasa tasarısının kongreye gönderilmesinin ardından konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada Şili'deki protestolar sırasında yaşanan insan hakları ihlalleri hükümetin ve polisin sistematik bir politikası olarak değerlendirildi ve bu politikanın binlerce yaralı, binlerce tutuklu ve 200'den fazla yurttaşın görme kaybı yaşamasına neden olduğu vurgulandı. Halkın problemlerinin siyasi ve toplumsal olduğu gerekçesiyle hükümetle herhangi bir diyalog kurarken kolluk kuvvetleri ve güvenlik güçleri tehdidinin olmaması, sokaklarda askerlerin daha az görünmesi gerektiği ifade ediliyor. 
Açıklamanın tamamı şöyle:

"1- Sebastián Piñera'nın, silahlı kuvvetleri, yasal bir kandırmacayla, ‘kritik’ altyapının ve kamu düzeninin sağlanması için polise yardım etmek amacıyla kullanma önerisi, hükümet politikaları yetersiz kaldığında askeri kurumlara başvurmanın yeni ve yenilenmiş yolundan başka bir şey değildir.

2- Şahsen gördüklerimiz, görsel-işitsel tanıklıklar ve polis şiddeti mağdurlarının ifadeleriyle belgelediklerimiz, insan hakları ihlallerinin hem Carabineros hem de hükümetin yüksek emirlerinin sistematik bir politikası olduğunu göstermektedir, bu politikanın sonucu ortadadır. Binlerce kişi yaralandı, binlerce kişi gözaltına alındı, 200'den fazla kişi tamamen veya kısmen görme kaybı yaşadı.

3- Israrla, Şili'deki uyanışın yarattığı toplumsal patlamadan önce de, güvenlik politikalarının ve polisin davranışının, özellikle de Carabineros'un, protestoların kontrolü ile sadece görünüşte huzur sağlamanın bir yolundan başka bir şey olmadığını ileri sürdük.

KIZIL HAÇ BİLE İNANMIYOR 

4- Ayrıca uyuşturucu kaçakçılarıyla her alanda etkin bir şekilde yüzleşmenin gerekli olduğunu belirttik: Finansörden, nakliye yapana, koruma sağlayana, dağıtana, satana kadar; uyuşturucu sorununun, bugün Şili’de, ekonomik ve politik modelden türetildiğini anlıyoruz.

5- Şili hareketlendiğinden beri, düzen ve güvenlik güçleri, yasal talepleri mermiler ve göz yaşartıcı gazlarla boğma stratejilerini sürdürmeye devam ediyor; Carabineros Müdürü daha fazla saçma kullanmayacağını söylediğinden beri hiçbir şey değişmedi. Bu devam ediyor ve Kızıl Haç bile Carabineros'un iddialarını yaralılara olan ilgisi nedeniyle sorguluyor.

6- Şili'deki herhangi bir değişiklik aynı zamanda mevcut düzen ve güvenlik güçlerini, özellikle de Carabineros'u dönüştürmeyi içerir. Toplumsal harekete zulmetmeyi, baskı yapmayı, vurmayı, tecavüz etmeyi amaçlayan askeri polis gücüne son vermeliyiz. Bu kurum gelecekteki Şili’de güç tekelinin kullanılmasından sorumlu olamaz.

7- Hükümetle diyaloğun herhangi bir şekilde başlayacaksa, bunun düzen ve güvenlik güçleri tehdidi olmadan gerçekleşmesi ve sokaklarda daha az asker olması gerektiğini, sorunun siyasi ve toplumsal olduğunu yineliyoruz. Sebastián Piñera hükümetini baskıyı durdurmaya, halkın taleplerine kulak vermeye ve bu taleplerin cevap bulabileceği kanallar açmaya çağırıyoruz."