‘Gericilik ve neoliberalizme karşı mücadele birbirine bağlı’

"Hindistan’da sosyalizm mücadelesi komünistlerin birkaç kazanımı ile sınırlandırılamaz. Son parti kongresinde aldığımız kararlar doğrultusunda, devrimci karakterimizden ödün vermeden bir kitle partisi olmayı amaçlıyoruz. Hindistan’da sosyalist devrimi gerçekleştirebilmek için kendimize bu görevi çıkardık."
Arun Kumar Rupanagunta
Haber Merkezi
Cumartesi, 02 Nisan 2016 08:30

Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri’nin İstanbul’da gerçekleşen Çalışma Grubu toplantısına katılan partilerden biri Hindistan Komünist Partisi (Marksist) idi. HKP(M) Merkez Komitesi Üyesi ve Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Arun Kumar Rupanagunta ile Güneydoğu Asya’da emperyalistler arası gerilimler, Hindistan’da yükselen sınıf hareketi ve gericilikle mücadele üzerine konuştuk.

Partinizin en önemli gündem maddesi nedir?
En başta ekonomik kriz. Hint hükümeti kabul etmese de dünya ekonomik krizinden ülkemiz de etkilendi. İşsizlik, enflasyon ve temel tüketim maddelerinin halka ulaşamaması sorunu öncelikli gündemimiz. Bununla bağlantılı olarak hükümetin krize müdahalesi ikinci gündemimizi oluşturuyor. Bugüne kadar halkın sorunlarını ele almaya niyetli  gözükmeyen hükümeti bu sorunlara çözüm bulması için zorlayacağız. 
Bir başka konu da hoşgörüsüzlüğün artışıdır. Ülkemizde ifade özgürlüğüne ciddi oranda artan bir saldırı var. Gerici güçler kişilerin özel hayatlarına girmeye çalışarak kendi kurallarını dikte etmeye çalışıyor. Bir anayasal hak olan kişisel özgürlüklerin korunmasını istiyoruz.  

Ülkenizde gerçekleşen grev dalgası ve Batı Bengal’deki halk hareketini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Konuyu üç açıdan değerlendiriyoruz: Birincisi, işçi sınıfı ve sınıfın verdiği tepkiler. Hükümet, sermayeyi cezbetmek için bir yasa değişikliğiyle iş güvencesine, işçilerin grev yapma ve sendikal örgütlenme haklarına saldırıyor. Bu bir işçi sınıfı sorunu olduğu için, siyasi görüşlerinden bağımsız olarak tüm merkezi sendikaları harekete geçirdik. İki ay önceki grev çok başarılı geçti. Hükümetin bütçe görüşmeleri sırasında izleyeceği politikalara bağlı olarak bu grev dalgası önümüzdeki günlerde yükselecek. 

İkincisi, Batı Bengal konusu. Batı Bengal’de genel olarak sol, özel olarak ise HKP(M), ciddi bir saldırı altında. Son iki yılda Batı Bengal hükümetinin gerici güçleri tarafından 172 yoldaşımız katledildi. Polis ve hükümetin işbirliğiyle saldırılar devam ediyor. 50 bin kişi evinden uzaklaştırıldı, ailelerinin yanına dönemiyor. Her gün kadınlara dönük saldırılar yaşanıyor, HKP(M) üyesi oldukları için kadınlar tecavüze uğruyor. Yerel yönetimlerde demokratik haklar şiddetle ihlal ediliyor; insanların oy kullanma hakları bile engelleniyor. İktidar partisi BJP büyük bir seçim hilesi yaparak insanların yerine oy kullandı. Nisan ayında yüksek olasılıkla bu eyalette yerel seçimler yapılacak ve demokratik bir ortamda gerçekleşmesi için tüm güçleri harekete geçireceğiz. 

Son olarak, son dönemde parti önderliğinde gerçekleşen büyük mitingler var. Geçenlerde polis saldırısına maruz kalan çiftçi mitingi bunlardan biriydi. Ayrıca kurduğumuz bir kitlesel platform sayesinde Batı Bengal’in tüm kentlerine, tüm köylerine ulaşabiliyor, sorunlarını tartışabiliyor ve bu çerçevede bir mücadele planı çizebiliyoruz. Yakın zamanda Batı Bengal’in başkenti Kalküta’da bir genel kurul gerçekleştirdik ve ardından 1,2 milyon insanın katılımıyla dev bir yürüyüş yapıldı.

Bölgede ABD ile Çin arasındaki yükselen gerginliğe parti nasıl yaklaşıyor?
Nobel Barış ödülünü maalesef almış olan Obama, göreve geldiğinde politikasını “Asya öncelikli” ilan etmişti. ABD deniz kuvvetlerinin %60’nı Asya-Pasifik bölgesine taşıdı. Pasifik ve Hint Okyanusu’nda askeri egemenlik kurmaya yeltendi. Hindistan ise yakın komşuları ile ilişkilerini geliştirmesi gerekirken ne yazık ki ABD’nin tuzağına düşüyor. Çin’in güçlenmesini engellemek için ABD yandaşlığı yapıyor. Biz saldırılara karşıyız; Amerikan ve Japon deniz kuvvetlerinin Hint Okyanusu’ndaki ortak askeri tatbikatlarını protesto ediyoruz. ABD’nin tüm bölgede egemenliğini yayma çabasında olduğunu düşünüyoruz.

Hindistan’da, özellikle Kerala ve Batı Bengal gibi eyaletlerde büyük destek bulan sosyalizm mücadelesinin durumundan söz edebilir misiniz?
En başta şunu vurgulamalıyız ki, Hindistan’da sosyalizm mücadelesi komünistlerin birkaç kazanımı ile sınırlandırılamaz. Ülkemizde komünistler ve özellikle partimiz, Kerala, Batı Bengal ve son 35-40 yıldır iktidarda olduğumuz Tripura’da güçlü. Ayrıca, Tamil Nadu, Andhra Pradesh, Telengana gibi ülkenin başka bölgelerinde de güçlü köklerimiz var. Son parti kongresinde ve örgüt gündemli genel kurulda ülke çapında etkimizi yaymamız gerektiğine karar verdik. Devrimci karakterimizden ödün vermeden bir kitle partisi olmayı amaçlıyoruz. Hindistan’da sosyalist devrimi gerçekleştirebilmek için kendimize bu görevi çıkardık. Bu amaçla sosyal konular ile ekonomik konuları birlikte değerlendirmemiz gerektiğini saptadık. Ülkemizde kapitalist sömürünün yanında feodal kalıntılar hâlâ mevcut. Dolayısıyla çiftçi hareketinin yanında bir işçi sınıfı hareketi inşa etmek için bu iki sorunu birden işlememiz gerekecek. 

Partinin son kongresinde parti programında önemli değişiklikler oldu mu? 
Son kongrede herhangi bir program değişikliği olmadı. Ancak son 20-25 yıldır takip ettiğimiz stratejik-taktiksel çizgimizde birtakım değişiklikler-düzeltmeler yaptık. Parlamenter mücadelenin yanında aynı zamanda sınıf mücadelesini de içeren bir sol-demokratik cephe inşa etme yönünde bir çalışmamız olacak. Bu cephe, işçilerin ve çiftçilerin birliğine dayanacak, köylülük ve küçük burjuvazinin tüm kesimlerini kapsayacak, fakat esas olarak onları sınıf mücadelesini kanalize edecek. 

Ülkemizde gittikçe güçlenen gericiliğe karşı mücadelenin, neoliberal politikalara karşı mücadeleye bağlı olduğuna kanaat getirdik. Komünistler olarak, ekonomik krizde egemen sınıfların işçi sınıfına yönelttiği saldırılara ve gerici güçlerin yükselişine karşı mücadeleye yoğunlaşmamız gerektiğini düşünüyorum. 

Son olarak, Vietnam’ da gerçekleşecek 18. Uluslararası İşçi ve Komünist Partilerinin Toplantısı’nın hazırlıkları için 20-21 Şubat’ ta İstanbul’da yapılan Çalışma Grubu toplantısını nasıl değerlendirebilirsiniz? 
Çok başarılı buldum. Aslında son yılların en verimli toplantısını gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim. Bir sonraki toplantının yeri ve konusunun kararlaştırıldığı bu toplantıda Komünist Parti’yi, çabası için hepimizin tebrik etmesi gerektiğini düşünüyorum.


HİNDİSTAN'DA KOMÜNİST HAREKET
Komitern’de N.R.Roy ile temsilen edilen Hintli komünistler 1920’de ülke dışında örgütlenmeye başlıyorlar. Aralık 1925’te ilk resmi kongrelerini İngiliz sömürgeciliği altındaki Hindistan’da toplayarak Hindistan Komünist Partisi’ni (HKP) kuruyorlar. 2. Dünya Savaşı sırasında Gandi’nin ‘Hindistan’ı terk et’ eyleminin kitleselleştiği bir dönemde Sovyetler Birliği’nin Alman faşizmine karşı İngiltere ile kurduğu ittifak HKP’nin İngiliz sömürgeciliğine karşı mücadeleyi geri çekmesine sebep oluyor. Gandi’nin liderliğinde Kongre Partisi ulusal bağımsızlık hareketinin baş aktörü haline geliyor. Böylece HKP sömürge güçlerine karşı güçlü bir cephe yaratma fırsatını kaçırıyor. 

1947’de bağımsız olan Hindistan 1950’de laik bir cumhuriyet vasfı kazanıyor. Bu dönemde HKP’nin Telegana’da başlattığı silahlı köylü isyanı başarısızlığa uğruyor. Silahlı mücadeleyi terk eden HKP bu tarihten itibaren parlamenter bir mücadele vermeye başlıyor. Hindistan’ın Sovyet dostu Bağlantısız Ülkeler Topluluğu’na önderlik ettiği dönemde HKP büyük bir toplumsal taban elde ediyor. 1950’lerde hem parlamentoda ana muhalefet konuma geliyor hem de Kerala’da ilk defa bir eyalet hükümetine seçiliyor. 

1964’te Çin-Sovyet gerilimi HKP’yi bölüyor. Sovyetik eğilimli HKP’den kopanlar Çin’e yakın HKP(Marksist)’i kuruyorlar. HKP(M) Hindistan’da sınıf mücadelesiyle daha canlı bir ilişki kuruyor. Batı Bengal, Kerala, Andhra Pradesh, Tamilnadu’da gerici hükümetlerin politikalarına karşı halkı harekete geçiriyor. 

İki partinin de güçlü gençlik örgütleri, işçi ve çiftçi sendikaları var. Partiler arasında 1980’den sonra yakınlaşmalar oluy or. Seçimlerde HKP(M)’nin başını çektiği ve sosyalist partilerin de katıldığı Sol Cephe ittifakına HKP de destek veriyor. 

Hindistan’da 1990’lardan itibaren neoliberal politikalar izleyen Kongre Partisi ilk defa parlamenter çoğunluğu 2014 genel seçimlerinde Hindu milliyetçisi ve dinci BJP’ye kaptırdı. ‘BJP’yi geriletmek’ adına Kongre Partisi’ne zaman zaman yaklaşan komünist partilerin oyları son yıllarda düşme eğiliminde. 2011 eyalet seçimlerinde hem Kerala eyalet hükümetini hem de 1977’den beri seçildikleri Batı Bengal eyalet hükümetini kaybeden HKP(M) yalnız yoksul Tripura’da yönetimdeki konumunu koruyor.


* Boyun Eğme dergisinin 23. sayısında yayımlanmıştır.