Dr. Juan Eduardo Romero ile Venezuela üzerine: Süreç devam ediyor

Venezuela'da siyaset tarihi çalışan Dr. Juan Eduardo Romero, Venezuela'da devrimci sürecin devam ettiğini ve tartışmaların sürdüğünü belirtiyor. Özellikle ekonomik olarak Bolivarcı Devrim'in yaşadığı sorunlara değinen Romero, bu konuda ABD'nin rolüne dikkat çekiyor.
Celil Denktaş
Çarşamba, 25 Kasım 2015 15:56

Venezuela'nın Hugo Chavez ile birlikte girdiği halkçı süreci, yaşadığı tıkanıklıkları ve bundan sonra neler olabileceğini, Dr. Juan Eduardo Romero ile konuştuk.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz? 
Venezuela'daki Zulia Üniveristesi’nde çağdaş siyasi süreçler ve siyaset tarihi üzerine çalışıyorum. CIEPES (Politikalar ve Stratejiler Araştırma ve Çalışma Merkezi'nde araştırmacı olarak görev alıyorum. Ayrıca Venezuela Dışişleri Bakanlğı'nda diplomatik kadroya yönelik eğitimler veriyorum. Çağdaş Latin Amerika Tarihi çalışma alanlarımdan biri. Latin Amerika’nın Savunma ve Güvenlik Ağı (RESDAL) üyesiyim. 

Türkiye'deki üniversitelerle bağlantınız var mı?
Ankara'daki LEMAR ile birlikte akademik çalışma yapmayı planlıyoruz. 

1992'de Chavez'in önderlik ettiği hükümete el koymayı hedefleyen askeri darbe girişimi başarısız olmuştu. Bu başarısız girişimin ardından Chavez, kendisiyle beraber isyana katılan birliklere geri çekilme çağrısı yaparken televizyonda "Şu an için kendimizi adadığımız hedeflere ulaşamadık" demişti. O yayında geçen "şu an için" yani POR AHORA, sonrasında Venezuela siyasetinde bir slogan haline gelen ve Venezuela halkını Bolivarcı Devrime örgütlemede çokça kullanılan bir motto oldu. Bugün 16 yılı geride bırakan ve sadece Venezuela değil diğer Latin Amerika ülkelerinde de halkçı hükümetler başlığı altında toplanabilecek bir süreç zaman zaman ileri zaman zaman geri adımlarla devam ediyor. Ama bir yandan da ABD kıtayı sıkıştırmayı bırakmıyor. Geçtiğimiz Haziran ayında Maduro yaptığı bir açıklamada; "Devrim radikalleşmeli" demişti. Bu konuda Venezuela'nın Bolivarcı hükümeti ne kadar kararlı? Yani Bolivarcı hükümet Venezuela için hala POR AHORA mı yoksa daha yapısal dönüşümler için adımlar atacak mı? 
1992'de Chavez'in Karacas'a yaptığı harekatle eşzamanlı olarak Maracaibo ve diğer bölgelerde de askeri müdahale girişimleri vardı. Güneyden Karakas'a doğru yönelen bir hareketti bu. Ve diğer şehirler Karakas'ta Chavez'in düşmemesi için çok çaba sarfettiler. POR AHORA, iki şeyi temsil ediyordu. İlk olarak başarmak istediğimiz siyasi hedefte, evet, başarısızlık anlamına geliyordu. Askeri açıdan bir başarısızlıktı ancak siyasi açıdan değildi. Şu anlama geliyordu; evet, görünüyor ki hükümeti ele geçiremedik, ama şimdilik. Çünkü devam edeceğiz. Kimileri anlayamadılar ve ütopik bir girişim olarak değerlendirdiler. POR AHORA ulaşılmazdı, ütopik bir hedefti. Ancak Chavez için imkansız değil ulaşılabilir bir hedefti. Bu yüzden POR AHORA'ya başlangıç diyoruz, bizim için başlangıç basamağıydı. Bulunduğu noktada başarıya ulaşmadı ama sonrasında başarılı oldu. 

Venezuela'da hükümeti ele geçirmek, sonra demokrasiye ulaşmak, siyasi sistem içinde iyileştirmelere gitmek, tüm halkı temsil eden bir hükümet oluşturmak, ekonomi kontrolü için mekanizmalar sağlamak, insan haklarının geliştirilmesi ve etnik, cinsiyet vs köken ayrımı yapmadan halkın yararlanabileceği sosyal ve politik alanda yasal düzenlemeler yapmak, devletin yasal bir dönüşümünü kanunlar aracılığıyla sağlamak için adımlar atıldı. 

Bu nedenle POR AHORA 1992'de başladı ama 1998 seçimleri ve 1999 hükümeti ile bitmiş bir süreç diyemeyiz. Sadece Venezueladan bahsetmiyoruz. 

Sonrasında bu siyasi gidiş nasıl oldu da diğer Latin Amerika ülkelerine yayıldı? 
Çünkü devrimci gerçek ortaya çıktı ve bu onlar için de bir fırsattı. Yeni Anayasalcılık hareketi başladı. Tüm Latin Amerika'da anayasal bir sürece nasıl dönüştü diye sorarsanız; Bolivya'da, Ekvador'da ve Arjantin'de mesela yeni ulusal anayasalar ortaya çıktı ve o ülkelerde de herşeyi dönüştürdü. Yeni kanunların ortaya çıkması ve Latin Amerika tarihinde hiç olmayan yasal düzenlemlerin yapılmasından bahsediyoruz burada. Venezuela'da başladı ve diğer ülkeleri de beraberinde getirdi. Bu bizim için aslında bir devrim pratiği oldu, hem Venezuela'da hem de diğer ülkelerde. 

POR AHORA sadece yeni yasalar yapmak anlamına gelmiyor. Hem Venezuela'da hem de diğer ülkelerde kapitalizm karşıtı ve emperalizm karşıtı bir ağırlık oluşturmak anlamına geliyordu. 

Araya gireceğiz, kusura bakmayın. Yasal değişikliklerden bahsediyorsunuz hep. Buna çok önem veriyorsunuz. Kapitalizm karşıtı, emperyalizm karşıtı bir hat oluşturmak için hukuksal araçları kullandınız. Peki bu hukuk düzenlemelerinde mülkiyet ilişkilerine nasıl müdahale ettiniz? 
Bolivarcı Venezeuela Anayasasıyla Bolivya ve Ekvador anayasası; üçü de kamuyu güçlendirdi. Mülkiyette demokratikleşme diyebileceğimiz adımlar attık. Latifundaların (büyük çiftiklerin) mülkiyetlerinde yasalar aracılığıyla düzenlemelere gittik. Mesela Venezuela'da köylülerin şikayetlerine dayanarak kamusal düzenlemeler yaptık. Bahsettiğimiz şikayetler mafya, terör, şiddet olaylarını da kullanarak toprak sahiplerinin köylülerden zorla aldıkları topraklara el koyduk. Chavez öncesinde buna müdahele edilmezdi. 2001'de çıkardığımız Toprak Yasası aracılığıyla 5000 hektar ve üstündeki büyüklüğü  geçen toprak sahipliğinde üretimi sürdürme şartı konuldu. Ayrıca halkın bu değişikliklerden haberdar olması için kamuya ait medya organları yaratıldı. Halkın her şeyi öğrenmesi için atıldı bu adımlar. 

Benzer adımlar diğer kıta ülkelerinde de atılmıştı. 
Evet, Ekvator ve Bolivya'da da 2004 ve 2005'te benzer adımlar atıldı. Örneğin Bolivya'da koka çiftçileri tarafından latifunda sahipleri şikayet edilerek benzer adımlar atıldı. Tabii Bolivya'da koka üretimi konusunda ABD'nin yaptırımı oldu. Bunlardan kurtulmak için halkın katılımı öngörüldü. 2004-2005'te Rafael Correa ekonomi bakanıydı. Bu halk katılımı ve küçük çiftçilerin şikayetlerine bağlı atılan adımları hayata geçirdi. Evo Morales de benzer şekilde koka köylülerinin sendika başkanlığını yapıyordu. 

Yine POR AHORA'ya geleceğim, bu bahsettiğim adımlar POR AHORA'nın diğer ülkelerde hayata geçmesiydi. Zaten Latin Amerika bir bütün. 

Örneğin Chavez etnik kökenleri kabul eden ve yürürlüğe geçiren politikacıydı. Çok etnik kökenli bir toplumuz biz. Venezuela ve kıtada Avrupa kökenliler oldukça azınlıkta. Çoğunlukla İspanyol, yerli, Afrikalı karışımıyız. Chavez'in kendisi de bir Zambo; yani Afrika ve yerli melezi. Bazı kesimler Chavez'in toprak mülkiyetine dair bu adımları sadece oy toplamak için attığını düşündüler. Oysa tekrar ediyorum, çok etnik kökenli bir toplumuz biz.  

Tüm bunları tarihsel arka planı göstermek ve bir yere varmak için anlatıyorum. Çünkü POR AHORA devam ediyor. POR AHORA arzu ettiğimiz sonuca varmak için verdiğimiz söz bizim. Sosyal ve politik örgütlenmemizi halka verdiğimiz bu söz üzerinden sağlıyoruz biz, ve bu devam edecek. 

Sizin Venezuela'da Bolivarcı Devrim muhalifleri tarafından örgütlenen ve ABD ile doğrudan ilişkili şiddet olaylarına dair yazdığınız makaleleri okuma şansımız oldu. Özellikle Maduro döneminde, 2013 itibariyle şiddet olayları yoğunlaştı. Bolivarcı Devrimin Venezuela nesnelliğindeki başarıları, üzerinde tartışmayı gerektirmeyen şeyler. Eşitsizliklerin minimize edilmesi, toplumsal katılımın artırılması, halkın yaşam kalitesinin artırılması, eğitim ve sağlık alanındaki başarılar Bunlar çok önemli kazanımlar. Ancak sermaye, yapısı gereği saldırgandır ve yayılmaya çalışır. Karını maksimize etmek için genişlemeye ve sömürü koşullarını derinleştirmeye çalışır. 2002 yılından bu yana da Venezuela bir ekonomik savaş içinde. Döviz kurundaki müdahaleler, petrol fiyatlarının gerilemesi, 2013 itibariyle tırmandırılan enflasyon ve kara borsanın ekonomideki rolü ileşiddetlenen bir ekonomik savaş bu. Tüm bunlar düşünüldüğünde Bolivarcı hükümet bundan sonra ne yapacak?
Chavez'in ölümü hiçbir şeyin durması anlamına gelmedi. Sağcı muhalefetin tezi Chavez'in ölümüyle devrimin de öleceğini söylüyordu. Ama asla böyle değil. Chavez sonrasında Maduro seçildi. Maduro'nun seçilmesiyle gizli operasyonlarla Venezuela'ya hem ekonomi hem de toplumsal alanlarda müdahale edilmeye başlandı. Özellikle petrol, bu operasyonların odağı haline geldi. Suudi Arabistan ve Katar gibi OPEC içindeki ABD yanlıları petrol üretim kotasını artırıp dünya fiyatlarını aşağı çektiler. 2010 yılında varili 100 $'n üzerinde olan petrol, 2013'e doğru oldukça azaldı. Bugün 40$ seviyelerinde ve bu da Venezuela ekonomisini oldukça kötü etkiliyor. 

Siyasi açıdan müdahale edemedikleri için ekonomik araçları kullanarak müdahale etmeye çalışıyorlar. Gizli operasyonlar dışarıdan yönetiliyor. Bir taraftan petrol fiyatları geriliyor, bir taraftan da Venezuela'da karşı-devrimci hareketleri destekliyorlar. Venezuela içinde Lorenzo Mendoza'nın sahip olduğu bir petrol tekeli var örneğin. Maduro ve Chavez hükümetlerini halka ithalat yapılması için döviz sağlamamakla suçluyor. Oysa rakamlar ortada. Bolivarcı hükümetin PDVSA aracılığıyla sosyal harcamalara aktardığı ve özellikle gıda sübvansiyonu, eğitim, sağlık ve konut alanında kullandığı ithal girdilere harcanan bütçe 336 milyon dolar. 165 milyon dolar ise özel petrol şirketleri tarafından çalınan para. Ve özel şirketler bu bütçenin %2'sini dahi toplumsal ihtiyaçlar için bağış v.b. meknizmalarla kullanmıyorlar. Sağlıkta, eğitimde, vb alanlarda petrolden elde edilen kaynak kullanılıyor. Ki PDVSA kaynağı haricinde hükümet bütçesinden de yıllık 435 milyon dolar yine aynı eğitim, sağlık, gıda alanlarında kullanılıyor. 

Bu durumda EXXON'un Guyana çıkışını, aynı ekonomik savaşının bir parçası olarak mı değerlendriyorsunuz? 
Venezuela ekonomisi şöyle bir ikilem yaşıyor. Son 16 yıldaki kazanımlarla tüketim artıyor. Ancak bu artışı karşılayacak ekonomik büyüme yok. Petrol rezervlerinde düşüş var. Venezuela'nın 310 milyon varil sertifikalandırılmış petrolü var, bu rezervler uluslararası geçerliliği olan rezervler. Guyana ile ilgili sorun henüz OPEC tarafından bizim adımıza sertifikalandırılmamış yaklaşık 800 milyon varile yaklaşan petrol rezervinde. Venezuela karasularına çok yakın olan bu rezervle birlikte Venezuela'nın hakkı olan 1 milyar varil petrolden bahsediyoruz. 

EXXON, 2007'de Bolivarcı hükümet trafından yapılan hidrokarbon yasasındaki değişiklikleri kabul etmeyi reddederek Orinoco'dan ayrıldığında bölgede 550.000 varil petrolü kontrol ediyordu. Şimdi ise Guyana aracılığıyla devasa bir petrol rezervi üzerinden Venezuela ile hesaplaşıyor. Bahsi geçen rakamlar, Venezuela'nın sertifikalandırılmış rezervlerinin 3 katı ve anlaşılabilmesi için söylüyorum; Orta Doğu'daki tüm rezervlerden daha fazla olan bir kaynak bu. 

Bu yüzden ABD'nin ve bir ABD şirketi olan EXXON'un bu kaynakta gözü var. Jeopolitik açıdan emperyal bir güç olan ABD buraya gözünü dikmiş durumda. Benzer bir sorun Kolombiya sınır bölgesinde de yaşanıyor ve ABD her iki ülkeyi, hem Guyana hem de Kolombiya'yı destekliyor. 

6 Aralık'ta Venezuela'da genel seçimler yapılacak. Pazar günü kesinleşen Arjantin seçimlerinde ise sağ muhalaefetin adayı Mauricio Macri kazandı. Venezuela seçimlerine dair sizin öngörünüz ne? 
Emperyalizmin stratejisi Latin Amerika'daki demokratik devrimci hareketleri bitirmeyi hedefliyor. Toplumsal alana müdahale edemedikleri için ekonomik ve psikolojik bir savaş yürütüyorlar. Arjantin'deki seçim sonuçları Venezuela nasıl etkileşiyorlar derseniz; Kirschner MERCOSUR'da, CELAC'da, UNASUR'da önemli bir figürdü. Arjantin'deki devrimci yönelim de çok önemliydi. Arjantin'de elde ettikleri pozisyonu Venezuela'da da elde etmeye çalışıyorlar. Sağ muhaalefetin seçim başarısını Venezuela'da da arayacaklar. 

Venezuela için önemli bir kayıp olan Arjantin seçimleri, emperyal gücün kıtada kendisine önemli bir yer açması anlamına da geliyor. Pazar gününden beri medyada çıkan haberler bu yönde ve biz bunu psikolojik bir operasyon olarak değerlendiriyoruz. Venezuela'daki muhalifler de şimdiden "Evet seçimleri kazanamadık, çünkü Maduro seçim yolsuzluğu yaptı" demenin emarelerini veriyorlar. Yaratılan bu psikolojik havanın seçimleri etkilemesini bekliyorlar.   

Sizin Venezuela seçimlerine dair beklentiniz ne?
Tez çalışmamı Venezuela'da seçim sistemi üzerine yaptım. Size daha çok veri sağlayabilirim. Venezuela meclisinde 167 vekil yer alıyor, 88 vekille hükümet kuruluyor. Venezuela'da seçimlerde hem listeler hem de adaylar için oy veriyoruz. Toplam 116 bireysel vekil var, bunların 3'ü yerli kontenjanından. Diğer 51 vekil ise listelerle belirleniyor. Ve toplam 87 seçim bölgesi var. 1998 ve 2014 yılları arasında 19 seçim gerçekleştirildi. Bu 19 seçimde, 87 seçim bölgesinden 46'sında kesintisiz olarak hep Chavez yanlıları kazandı. Muhalefetse aynı istikrarı 87 bölgeden 34'ünde gösterdi. Kalan 7 seçim bölgesi değişken bir seçmen karakteri taşıyor, bunlar iki tarafa da gidebiliyor.  

Venezuela herhalde Latin Amerika'daki en düşük silahlanma harcamlarına sahip olan ülkelerden biri, altıncı sırada yanılmıyorsam. Buna rağmen Karakas'ın zengin belediyelerinden ve muhalefetin yıllardır örgütlü olduğu Chacao Belediyesi 2015 bütçesinin %55'ini "güvenlik harcamalarına" ayırmış. Bunlar elbette kategorik olarak birbirinden farklı kalemler ancak belli ki silahlanan bir muhalefet var. Diyelim ki önümüzdeki seçimlerde Maduro kaybetti, Bolivarcı Devrim Venezuela'da ne yapacak? 
Devrim şimdiye kadar yapılan 19 seçimin sonucuna saygı gösterdi. 6 Aralık sonuçlarına da saygı gösterecektir. Size rakamlarla da gösterdim, 6 Aralık'ta biz kazanacağız. Muhalefet kazanamayacak. Bolivarcı Devrim 76-90 arasıda vekil kazanacak. Muhalefetse 66-80 vekil arasında. 

Bu kadar senedir, 16 yıldır iktidarda olan bir hükümetten bahsediyoruz. Niye artma eğiliminde değil peki? Bahsettiğiniz istatistikler bir yandan güven verici diğer yandansa düşündürücü. Neden kesin çoğunluğa geçemiyorlar? 
2006 seçimleri Chavez destekçilerinin muhalefete en büyük farkla kazandıkları seçim oldu. Başkanlık seçimiydi ve %32 farkla kazandık. 2007'de gerçekleştirilen anayasa referandumunda ise muhalefet tek seçim başarısını elde etti; %1,5 farkla. 

Ekonomik savaşın toplumsal alana yansımaları var. Ekonomi cephesine bakarsak şunu görüyoruz; 2013'te petrol fiyatları 100.-$ Ve üzerindeydi. 2015'te ise 40.-$'a düştü. Bunun yanı sıra USAID ve NED örneklerine de bakmak lazım. Sadece NED'in 2014 yılı içinde Venezuela kurumlarına, basına v.s.ye çeşitli vesilelerle aktardığı bütçe 3 milyon ABD dolarıydı. Tüm bunlar etken oluyor. Halk, bunları, bu araçları tanımıyor, bilmiyor. Venezuela basını devlet kontrolünde olan kurumlar değil. İdeolojik mücadele gerekli, evet. Ama biz hala tartışıyoruz.