ANALİZ | İngiltere'de Brexit krizi: Belirsizlik norm halini alırken...

Kapitalizmin içinden geçtiği dönemde belirsizlik norm halini alıyor ve bunun en net örneklerinden birini kapitalizmin doğduğu Britanya toprakları veriyor...
Eren Korkmaz
Çarşamba, 16 Ocak 2019 14:29

Britanya’da Aralık ayında ertelenen Theresa May’in AB ile hazırladığı taslak anlaşmanın oylaması yapıldı ve beklenenin de ötesinde bir çoğunlukla anlaşma önerisi reddedildi. 434 parlamenterin reddettiği oylamada May’i sadece 202 parlamenter destekledi. Bu May için tarihi bir hezimet oldu, Britanya tarihinde 1800’lü yıllardan bu yana bir başbakan en ağır yenilgisini aldı, buna en yakın yenilgi ise en son 1920’lerde görülmüştü.

May’in iki sene üzerinde çalıştığı ve Mart sonunda ayrılacağı AB ile Aralık 2020’ye kadar geçiş sürecini getiren anlaşma teklifinin reddedilmesi ile Mart sonunda Britanya’nın AB’den anlaşmasız şekilde ayrılması önemli bir ihtimal halini aldı. AB yetkililerinin yeni bir anlaşmayı şu ana kadar reddetmesinin iki temel sebebi var: Öncelikle AB’ye üye ülkelerin kendi içlerinde yaşadığı sorunlar (Fransa’daki eylemler, Almanya’da Merkel’in düşüşü, Yunanistan’da hükümet krizi vb) nedeniyle kötü örnek olarak Birlikten ayrılan bir ülkeye daha fazla yardımcı olmak istenmemesi ve ikinci olarak May’in tarihi bir yenilgi alması nedeniyle bunun için uygun bir ortamın olmaması. May 50-60 farkla yenilseydi bu farkı kapamak için bazı jestler yapmanın anlamı olabilirdi. Ancak 230 farkı kapatacak bir jest pek mümkün görünmüyor.

Ancak May bu yenilgiye rağmen istifa edecek değil. Bugüne kadarki birçok yenilgiden, küçük düşürülmeden şerbetli sayılır. Politik yaşamı da dün dediğini öbür gün yadsımakla geçtiği için yenilginin hemen ardından Brexit için hükümetinin elinden geleni yapmaya devam edeceği sözünü vermekten çekinmedi.

İMKANLAR VE İHTİMALLER: NE OLACAK? 

Bu durumda halen belirli adımları atmak mümkün. İşçi Partisi erken seçim talebinde bulunsa da bu pek mümkün görünmüyor. İkinci referandum AB yanlılarının öne çıkan kampanyası ancak neyin oylanacağı net değil. Yeniden AB’de kalalım mı şeklinde bir oylama çok riskli bir karar olacaktır. Britanya ayrıca Lizbon Anlaşmasının 50. maddesine dayanarak süreci uzatmayı isteyebilir, AB de buna büyük ihtimal karşı çıkmaz ve müzakereler yeniden başlayabilir. Bu daha gerçekçi bir çözüm gibi görünse de siyasi iklimin ve konumlanışların buna izin vermesi zor görünüyor.

Bu nedenle Mart ayının son günü Britanya’nın AB’den anlaşmasız ayrılması önemli bir ihtimal. Hem kapitalizmin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik kriz hem de Brexite temel olan küresel güç dengesinde yeni bir konumlanış alma isteği anlaşmasız ayrılığı getirebilir. Anlaşmasız ayrılık durumunda kriz, kaos beklentileri olsa da Britanya AB ile hukuki ilişkisini hızlı şekilde kesmiş olacak ve iki yıl gibi bu dönemde uzun sayılabilecek bir süre daha AB kurallarına bağlı kalma yükümlülüğü olmayacak. Bunu da görece daha diplomatik ve “kibar” şekilde gerçekleştirmiş olacak. Anlaşmasız ayrılık kamuoyu önünde doğrudan diğer Batılı emperyalist güçleri hedeflemeden, süreci Theresa May’in beceriksizliğine yükleyerek meşrulaştırılmış olacak.

Bu noktada en önemli kriz noktası İrlanda meselesi. Kuzey İrlanda’da bağımsızlıkçılarla Britanya yanlıları arasındaki barış anlaşması Avrupa Birliği temelinde sınırların kalkmasına dayanıyor. Bu açıdan serbest geçiş nedeniyle bağımsızlık isteyenler İrlanda Cumhuriyeti ile fiilen birleşmiş olurken adanın kuzeyi de Britanya’dan ayrılmamış oluyordu. Bu barış döneminde de aslında taraflar arasındaki ayrılık devam ettiği için araya sınırın koyulması durumunda yeniden çatışmaların başlaması riski gündeme geliyor. Ancak bağımsızlık yanlısı İrlandalıların önemli kısmının İrlanda Cumhuriyeti vatandaşlığını almış olması sınırın onlar açısından ciddi bir mesele olmasına da engel olabilir.

Yine de sınırın olmaması Britanya açısından bağlayıcı bir anlaşmanın şartı ve bu nedenle anlaşma taslağında geçiş süreci içinde ticari anlaşma ile sorunun çözülmesi, aksi takdirde “backstop” denilen Britanya’nın sınıra gümrük koymaması ve K. İrlanda’nın AB yasalarına bağlı olması maddesi yer alıyor. Britanya basını ve siyasi partiler meselenin bu yönünü hiçbir şekilde gündeme getirmediler ve anlaşma metni bu madde gerekçe gösterilerek reddedildi. Bu madde olmazsa İrlanda’da çatışma çıkar denilse kamuoyunun yaklaşımı daha farklı olabilirdi.

Anlaşmanın reddinin ardından Corbyn’in İşçi Partisi hükümet için güvenoyu oylaması istedi ve bugün hükümete güvenoyu oylanacak. Büyük ihtimal hükümet güvenoyu alacak ve bu May için dünkü hezimetin ardından zafer olarak sunulacak ve May görevine devam edecek.

Kapitalizmin içinden geçtiği dönemde belirsizlik norm halini alıyor ve bunun en net örneklerinden birini kapitalizmin doğduğu Britanya toprakları veriyor.