AKP’nin Trablusgarp politikası ve deniz sınırı anlaşması

AKP hükümeti, BM kararlarına karşı gelerek Trablusgarp’taki islamcı Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne silah temin etmeyi sürdürüyor. AKP Libya’da süren savaşta islamcı hükümetin yanında bulunuyor. Trablusgarp hükümetiyle geçtiğimiz gün imzalanan ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’ da bunun karşılığı olarak AKP’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarının desteklenmesi anlamına geliyor.
soL- Haber Merkezi
Salı, 10 Aralık 2019 07:17

AKP hükümeti, geçtiğimiz yıl boyunca Fayez El-Sarraj’ın önderlik ettiği Libya’nın Trablus merkezli İslamcı Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) İHA’lar, zırhlı araçlar, "lazer silahları" ve diğer silahlar ve mühimmatlar gönderdi. BM, UMH’yi Libya'nın meşru hükümeti olarak tanısad da silah satışına karşı çıkan kararları var. AKP hükümeti UMH’nin askeri ve polis personelinin de eğitimini üstlenmiş durumda.

Bu askeri destek 2015 yılından bu yana belgelenmiş durumda ama bu yıl daha da artmış olduğu görülüyor. AKP Libya’ya yönelik politikasında, Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi'ne (TM) sadık olan General Halife Belkaşim Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’nun açıkça karşısında duruyor.

SİLAH TİCARETİ DAMADIN ELİNDE

AKP hükümetinin savunma silahları ve askeri teçhizatın yanı sıra Türkiye menşeli savunma şirketi BMC tarafından üretilen ve Katar hükümeti tarafından parasının ödendiği bildirilen 100 Kirpi mayına dayanıklı zırhlı aracın Libya'ya gönderildiği bildirildi. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar başkanlığındaki Baykar firması, Libya'da kullanılan İHA’ları üretiyor. Kasım ayında, EGM’den gelen açıklamada "her programa katılan 50 personel ile Libya Polis Teşkilatının toplam 200 üyesine dört haftalık Temel Özel Operasyon Eğitimi" verildiğini açıklamıştı.

Hafter’e bağlı güçlerin Libya'daki Türk yapımı İHA’ların 2019 boyunca Ulusal Ordu hedeflerine karşı kullanıldığına dair bir çok beyanı bulunuyor. İHA’ların TSK tarafından mı yoksa UMH militanları tarafından mı kumanda edildiğine dair bir veri bulunmuyor. Ancak İHA’ların Baykar’ın ürettiği Bayraktar TB2 tipi uçaklar olduğu beyan ediliyor.

30 Nisan 2019'da, bir Ulusal Ordu sözcüsü, Türkiye'nin "Trablus'taki milislere" patlayıcı taşıdığından şüphelenilen bir uçak gönderdiğini açıklamıştı.

AKP MEDYASINDAN AÇIK DESTEK

16 Ağustos'ta, Hafter'in Ulusal Ordu kaynakları Türk İHA’larını ve askeri teçhizatını barındıran bir depoyu vurduğunu açıklamıştı. 13 Eylül'de, Ulusal Ordu’ya bağlı Libya Hava Kuvvetleri, Misrata'da üç Türk İHA’sı düşürüldüğünü ve şehirdeki tüm uçak konumlarını imha ettiklerini açıkladı.

14 Eylül'de Ulusal Ordu, bir Türk İHA’sının, Trablus'un güneyinde bir saldırıda rütbeli üç askeri öldürdüğünü açıkladı. Bu saldırıyı AKP yandaşı Yeni Akit, "Libya’daki şer ittifakına Türk darbesi! BAE ve Hafter’e Osmanlı tokadı!" başlığıyla servis etmişti.

LİBYA’YA DÖNÜK BM SİLAH AMBARGOSUNU AKP DELİYOR

Geçtiğimiz ay Türkiye, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) BM tarafından 2011 yılından beri Libya'ya uygulanan ambargoyu düzenli şekilde ihlal ettikleri öne sürülmüştü.

BM uzmanlarının hazırladığı rapora göre, üç ülke düzenli şekilde ve bazen açıktan, ambargo altındaki Libya'ya silah tedarik etti. Fayiz el Serrac hükümetine destek veren Türkiye'nin, zırhlı araçlardan İHA'lara kadar çeşitli askeri teçhizat sağladığı bilgisine de raporda yer verilirken Ürdün geçtiğimiz nisan ayında Libya'nın başkenti Trablus'a saldırı emri veren General Halife Hafter'e bağlı birlikleri eğitmekle suçlandı.

Raporda aynı zamanda Hafter’i destekleyen BAE'nin ise Hafter kuvvetleri adına saldırı uçağı kullandığı öne sürülüyordu. BAE'nin ayrıca, temmuz ayında Trablus'ta yaklaşık 50 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya katıldığına dair şüphelere de yer verilmişti..

29 Ekim'de BM Güvenlik Konseyi üyelerine sunulan uzman raporunda, "Savaşan her iki tarafın da silah, askeri teçhizat ve teknik destek aldığı ve Libyalı olmayan savaşçıların silahlarla ilgili yaptırımlara uymadığı" ifadelerine yer verildi.

Libya basınında yer alan haberlerdeyse 18 Mayıs’ta, BMC’nin ürettiği Kirpi II zırhlı araçlarını Amazon adlı gemiyle Libya’ya gönderdiği iddia edilmişti.

21 Mayıs'ta Hafter, Libya'nın batısındaki limanlara giren Türk gemilerini bombalamakla tehdit etmişti. 29 Haziran'da Ulusal Ordu sözcüsü Ahmed Mismari, Türk hedeflerini düşman hedefleri olarak gördüklerini, Libya hava sahasının Türk uçaklarına kapatıldığını ve Libya karasularındaki Türk gemilerinin saldırıya uğrayacağını söylemişti.

Mismari’nin açıklamasının ardından Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Birleşmiş Milletler tarafından Libyalılar arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne yönelik çabalara destek vermeye devam edileceği" açıklamasını yapmış ve "Bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmaya devam ederken hasmane tutum veya saldırıların bedeli çok ağır olacak, en etkili ve şiddetli şekilde mukabele edilecektir. Tarafımıza yöneltilebilecek her türlü tehdit ve düşmanca hareketlere karşı tedbirimizi aldığımız bilinmelidir" demişti.

UMH, YARDIMLARIN KARŞILIĞINDA DOĞU AKDENİZ’DE AKP’NİN YANINDA

UMH’nin yöneticisi Serrac’ın geçtiğimiz hafta İstanbul’a gelmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’la “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası”nı imzalamıştı. UMH’yle imzalanan anlaşmada Türkiye ve Libya arasında bir deniz sınırı çizilirken, Türkiye’nin sondaj yaptığı alanların sınırı Yunanistan’ın aleyhine genişletilmişti.

Libya UMH'yle Türkiye arasında imzalanan anlaşmaya göre belirlenen sınır.


28 Kasım’da, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, anlaşma hakkında “Doğu Akdeniz'de olsun Ege'de olsun her zaman kendi uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı korurken buraların zenginliklerinin de hakça paylaşılması taraftarıyız. Bu Kıbrıs etrafındaki rezervler için de geçerli. Bizim kıta sahanlığımızın dışındaki alanlarda da Kıbrıs'ta Rum tarafı ile Türk tarafı arasında buradaki zenginliklerin hakça paylaşılmasının garanti altına alınmasını her zaman savunuyoruz. Bizim pozisyonumuz Doğu Akdeniz'deki bu tür zenginliklerin ve yetki alanlarının sınırlandırılmasıyla ilgili herkesle çalışarak hakça paylaşımdan yanayız. Buna yanaşmayan ülkeler olursa onların kendi bileceği iş. Bundan sonra diğer ülkelerle zemin uygun oldukça bu tür görüşmeler yapmaya devam edeceğiz” demişti.

Halife Hafter'in desteklediği Libya Temsilciler Meclisi'yse bugün yaptığı açıklamada Türkiye'yle UMH arasında imzalanan anlaşmanın gayri meşru olduğunu beyan ederek Yunanistan'ın yanında bir konum aldı. Temsilciler Meclisi’nin sözcüsü Aguila Salih, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e yazdığı bir mektupta, Türkiye ile Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı imazalayan Trablusgarp hükümetini “yasadışı bir varlık olarak” nitelendirerek, imzalanan anlaşmayı tanımadıklarını duyurdu. Salih'in önümüzdeki günlerde Atina'da Yunanistan Hükümeti'yle temaslarda bulunması bekleniyor.