ABD-İran gerilimi altında Lübnan'da kriz derinleşiyor

Süleymani suikasti sonrası Lübnan'da halk hareketini baskılama veya yönlendirme çabaları artıyor. Siyasi krize çözüm olarak Diyab'ın teknokrat hükümeti kurma çalışmaları sürerken sokak eylemleri şiddetleniyor.
soL - Ali Somel
Cuma, 17 Ocak 2020 11:30

Lübnan'da ekonomik kriz ve hükümetin vergi politikalarına karşı 17 Ekim 2019'da başlayan halk ayaklanması 29 Ekim'de Başbakan Hariri'nin istifa etmesine neden olmuştu. Farklı mezheplerden siyasi partilerin aylar süren müzakereleri sonucunda 19 Aralık'ta teknokrat karakteriyle öne çıkan Hasan Diyab başbakan olarak atanmıştı. Parlamentoda Şii çizgisindeki Hizbullah, Amal Partileri ile Hıristiyan Özgür Yurtsever Hareket tarafından desteklenen Diyab bir aydan beri kabinesini kurmaya çalışırken Lübnan'da sokak eylemleri sürüyor. Al Mayadin haber sitesine göre önümüzdeki günlerde Diyab'ın yeni hükümet tasarısı netleşecek.

Batılı sermayenin Lübnan ekonomisini borçlandırarak bankalar aracılığıyla bir kemer sıkma programına zorlaması halk tarafından tepkiyle karşılanıyor. Eylemlerde ağırlığı olan gençlik Lübnan'daki mezhepçi siyasi sisteme de tepkili. Öte yandan ABD'nin başından beri çeşitli vesilelerle eylemlere destek açıklamaları yapması Lübnan'da hareketi bir tür 'renkli devrime' dönüştürme çabası olarak görüldü. İsrail ve ABD'ye karşı İran müttefiki 'direniş' ekseninin parçası olarak bilinen Hizbullah bu gerekçeyle eylemlere mesafeli yaklaştı. Eylemciler, eylemler sonucu düşen hükümetten sonra başa gelen ve liberal reformlar yürütmesi beklenen Diyab'a desteği nedeniyle Hizbullah'ı da yolsuz sistemin parçası olarak görüyorlar.

SÜLEYMANİ SUİKASTI SONRASI LÜBNAN SİYASETİ

3 Ocak'ta ABD'nin İranlı General Süleymani'yi öldürmesi ve devamında tırmanan ABD-İran gerilimi Lübnan'a da yansıdı. Önceki haftalarda İran'ın ABD'yi Hizbullah üzerinden vurabileceği yönünde haberlerle Amerikancı basın gerilim pompalamaya çalışmıştı. Geçtiğimiz hafta ise ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, "Her şeyin merkezinde Süleymani vardı, Süleymani’nin ortadan kaldırılmasıyla ABD’nin teröristlere yönelik sürek avı dönemi sona erdi" mesajı verdi. ABD'nin Hizbullah'ı ve lideri Nasrallah'ı Süleymani gibi "terörist" olarak gördüğü biliniyor. Bu açıklamalarla ABD'nin Lübnan'daki siyasi krizin çözümüne uzlaşmacı bir ağırlık koymaya çalıştığı anlaşılıyor.

Hizbullah'ın gelişmelere dair yorumlarında, ABD militarizminin ve genel olarak Batılı sermayenin bölgedeki etkisine karşı ortaya çıkan halk tepkilerini küçümsediği görülüyor. Diğer yandan bu yorumlarda Çin-Rusya ekseninin artan ağırlığı öne çıkarılıyor. Hizbullah'ın haber sitesi Al Manar'a göre, Irak başbakanı Mehdi'nin Çin ziyareti ve Çin-Rusya-İran'ın bölgede ortak deniz tatbikatı gibi gelişmeler üzerine ABD bölgede sıkıştı ve çaresizlikle Süleymani suikastini gerçekleştirdi. Lübnan'da Batılı sermaye, IMF ve Dünya Bankası'nı hedef alan sokak eylemlerine ilişkin ise Al Manar'da artık bunların 'tadının kaçtığı' yorumları yapılıyor.

HİZBULLAH SOKAĞA KARŞI DİYAB'I DESTEKLİYOR

Hizbullah'ın sitesinde eylemlere dönük değerlendirmelerde, bazı mahallelerde bunların bir nevi ‘bindirilmiş kıtalar’, ‘seyyar eylemciler’ tarafından yürütüldüğü ima ediliyor. Ekonomik kriz karşısında fedakarlık gösteren, yarı maaşla okuluna giden öğretmenlerin yol kesme eylemleri nedeniyle zor duruma düştüğü söylenerek halk ile eylemciler karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor. Güçlü 'ulusal' partilerin anlayışlılığı sayesinde eylemcilerin karşısına ‘yüzde elliyi çıkarmaktan’ kaçınıldığı söylenerek aba altından sopa gösteriliyor. Tüm bu yorumların arkasında yatan, sokak hareketinin güvenmediği teknokrat Diyab'ı Hizbullah'ın desteklemesi. 

EYLEMLER VE SİYASİ KRİZE ÇÖZÜM ARAYIŞI

Eylemlerin başından itibaren mevcut siyasi sistemin yolsuz olduğu kanaatini canlı tuttan ve bunun sınıfsal temellerini teşhir eden Lübnan Komünist Partisi ise 'devrim'in devamlılığını sağlamaya çalışıyor. ABD kâh eylemlere destek açıklamalarıyla kâh hareketi içeriden yönlendirme girişimleriyle bir siyasi restorasyonun önünü açmaya çalışırken LKP yolsuzluğa ve emperyalizme karşı ortak bir duruşun örgütleyicisi oldu. Ülkede mezhepçiliğe karşı halkın sınıf ekseninde birleşmesi, artan yoksulluk ve bankaların zenginleşmesine karşı mücadele edilmesi ile ABD-İsrail'e karşı direnişin birbirinden ayrılamayacağı LKP tarafından ısrarla savunuluyor. Öte yandan LKP, siyasi krize çözüm olarak siyasi partiler yasasının laiklik ekseninde değiştirilmesi, finansal çöküşün önlenmesi ve sermayenin vergilendirilmesini içeren bir program öneriyor.
 
Haftalardır Merkez Bankası önünde süren eylemlere önceki gün şiddetli bir şekilde müdahale edilmesi üzerine LKP Gençliği bir açıklama yaptı. Diyab'ın başbakan olarak atanmasından beri mezhepçi eğilimlerin hareketi bölme çabalarına bu eylemde de şahit olunduğuna işaret eden LKP Gençliği, iktidar yanlısı sloganlar atan provokatörlerin eylemden hızlıca uzaklaştırıldığı bilgisine yer verdi. Bankalara karşı halkın öfkesinin meşru olduğu vurgulanan açıklamada, İçişleri Bakanı'nın bankaların 'özel güvenliği' gibi hareket etmesi protesto edilerek "Halkın kendi çıkarlarını savunma hakkı vardır" deniyor.