Yol haritası, çözüm için Türkiye modelidir

Abdullah Öcalan, bitirdiği yol haritasıyla ilgili olarak “Yol haritası demokratiktir, birleştiricidir, bütünleyicidir. Yol haritası, çözüm için Türkiye modelidir” dedi.
Cuma, 28 Ağustos 2009 19:10

İmralı’da tutuklu bulunan Abdullah Öcalan, avukatlarıyla görüşerek başta yol haritası olmak üzere birçok konuyla ilgili görüşlerini aktardı. Cezaevindeki sağlık koşullarından şikayet ederek çok sayıda sağlık sorunu bulunduğunu aktaran Öcalan, “Burası her gün işkenceden daha beter” dedi.

“Yazdıklarım moderniteden çıkıştır”
Gözlerinin yanmasına rağmen yol haritasını yetiştirdiğini söyleyen Öcalan, “Ben burada kafa patlattım. Dünya ve Avrupa bilimlerinin hepsini okudum, hepsini inceledim. Yazdıklarım bütün bunlardan çıkardıklarım sonuçtur. Bilimseldir, ulaştığım sonuçlar açısından da çok önemlidir. Bu yazdıklarım moderniteden çıkış olarak değerlendirilebilir. Ben Dilthey üzerine bir makale okudum. Fikirlerim Dilthey’le paralellik arz ediyor” dedi. Öcalan, 160 sayfalık yol haritası ve 600 sayfa savunmanın “Ortadoğu Kültürünü Demokratikleştirmek” kısmını yazdığını ve cezaevi idaresine teslim ettiğini açıkladı.

“Beni burada ne kadar tutarlar belli değil”
Yakalanarak Türkiye’ye iade edilmesinin NATO Gladyosunun, Yunanistan, ABD ve İngiltere gizli servislerinin işi olduğunu iddia eden Öcalan, “Amerika beni Türkiye’ye teslim ederken Türkiye’den İran’la ilgili taleplerini karşılayacağını hesaplamıştı. Ama Türkiye buna uymadı. Yunanistan ise benim teslimim karşılığında Türkiye’nin kendisine Ege adaları ve Kıbrıs’ta taviz vereceğini düşünüyordu. Türkiye hiç bir şey vermedi, vermez de. Beni burada tutmalarının nedeni işte bu hesaplardır. Bu hesapları tutmadı. O nedenle burada tutulmam meçhul hale geldi, Benim ne olacağım meçhul hale geldi. Beni buraya getiren güçler beni burada ne kadar tutarlar belli değil” ifadelerini kullandı.

“Kendimi kullandırtmayacağım”
Abdullah Öcalan, İngilizler kendi politikaları için Türkiye’de Kürtleri devletin önüne attıklarını, Şeyh Said’i kullanarak Musul ve Kerkük’ü aldıklarını ve bu şekilde Mustafa Kemal’e de Kürtlere yönelme yolunu açtıklarını söyledi. Öcalan, “Benim üzerimden de politika geliştirmeye çalıştılar ama ben kendimi kullandırtmadım, kendimi kullandırmayacağım, benim üzerimden politika geliştirmelerine izin vermedim. Türkiye’de bu oyunlar 1923 ile 1944 yılları arasında İngiltere tarafından oynanıyordu. 1944 yılından sonra Amerika devreye girdi, bu oyunları sürdürdü. 1920 ile 23 yılları arasında Mustafa Kemal bu oyunlara direnmeye çalıştı, ama başarılı olamadı, güç getiremedi, onların denetimine girdi” dedi.

Öcalan, Adnan Menderes’in de Rusya’ya yanaştığı için 6-7 Eylül olayları bahane edilerek ABD’nin bilgisi dahilinde idam edildiğini öne sürdü. Öcalan, bugüne kadar ABD tarafından eğitilen MHP’nin de ABD’nin desteğini yitirdiğini savundu.

“Solun bazı kesimleri rezil duruma düştüler”
Türkiye’de solun bir şey anlamadığını, solun bazı kesimlerinin de Ergenekonun birer parçası haline geldiğini iddia eden Öcalan, “Sol geçinen İşçi Partisi’nin Başkanı Doğu Perinçek, ordu darbecisi Muzaffer Tekin ve faşist Alparslan Aslan aynı davada yargılanıyorlar. Şu düştükleri rezil duruma bakın. Üçünü aynı dosyada birleştirdiler. Bir de gidiyor devletin Danıştay’ının yargıcını öldürüyor. Bu üçünü bir araya getiren aynı zihniyettir” dedi.

Zabıta, milis tarzında bir öz savunma gücü
Geçen haftaki konuşmasında önerdiği “öz savunma gücünün” basında yanlış tartışıldığını söyleyen Öcalan, “Öz-savunmaya ilişkin görüşlerim basında olumsuz olarak değerlendirilmiş. Bunu ön plana çıkarmaları bilinçlidir. Benim söylemek istediğim ordu içinde ayrı bir ordu değildir. Türkiye’de ikiyüz bin özel güvenlikçi vardır. Benim söylediğim ordu içinde ordu değildir, ayrı bir ordu da değildir. Benim söylediğim şehirde, mahalle sakinlerinin seçtiği zabıta tarzında olabilir. Köylerde de köy halkının seçtiği, milis tarzında, milis diyebileceğimiz güvenilir kişilerden oluşan bir güvenlik birimi, bir güvenlik sistemi de diyebiliriz” dedi.

“Türkiye ve Kürdistan ortak vatandır”
Öcalan, şunları söyledi: “Ortak vatan, Türkiye ve Kürdistan’dır. Kürtler hem Türkiye’yi hem de Kürdistan’ı ortak vatan olarak kabul edecekler. Türkler de hem Türkiye’yi hem de Kürdistan’ı ortak vatan olarak bilecekler. Kürdistan kelimesi de bana ait bir kelime değil. Bu kelimeyi ilk olarak da ben kullanmıyorum. Selçuklu Sultanı Sencer tarafından ilk kez kullanılmış. Tarihsel bir kavramdır. Osmanlı sultanlarının da mektuplarında kullandığı bir kavramdır. Şu anda zaten cumhuriyet var. Sıra geldi cumhuriyetin demokrasiyle donatılmasına. Türkiye’nin her alanda demokratikleşme sorunu var. Bu sorunların mutlaka çözümü gerekiyor. Kürt sorunu da demokratik şekilde Türkiye demokratikleştirilerek çözülmelidir.”
(soL - Haber Merkezi)