Yalçın Akdoğan: Türkiye polisin uygulamalarıyla demokratikleşti

Başbakan Erdoğan'ın siyasi başdanışmanı ve AKP Ankara milletvekili Yalçın Akdoğan, katıldığı bir televizyon programında ilginç değerlendirmelerde bulunarak, Türkiye’nin Emniyet Teşkilatı’nın çalışmalarıyla demokratikleştiğini söyledi.
Çarşamba, 04 Aralık 2013 23:31

Katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin birçok farklı başlıkta değerlendirmelerde bulunan Akdoğan, Emniyet Teşkilatının sayesinde ülkenin demokratikleştiğini, yapılan yanlışlardan kurumlarım sorumlu tutularak yaftalanmaması gerektiğini söyleyerek, çözüm sürecinin ilerlediğini de sözlerine ekledi.

Hürriyet’in haberine göre, Akdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

Türkiye emniyet teşkilatının uygulamalarıyla demokratikleşti
Kategorik olarak bir kurumun üzerine yafta yapıştırılmasına karşıyım. Bu polis teşkilatı da asker de MİT de olabilir. Yanlış yapanların üzerine hukuk içerisinde gidilebilir ama polis bir suç örgütüymüş gibi gösterilirse ülkeye yazık olur. Polisin yaftalanmasını doğru bulmam. Son dönemde Türkiye emniyet teşkilatının uygulamalarıyla demokratikleşti. Pek çok gelişmenin önünü de emniyet teşkilatımız aldı.

Hükümet'in bütün toplum kesimleriyle ilişkisi vardır. Herhangi bir toplum kesimiyle koalisyon içine girmiyoruz. Bizim bunlarla işbirliğimiz, ilişkimiz var, Ak Parti'ye oy vermeyen kesimler de var. Cemaatler de var. AK Parti onlara kem gözle bakabilir mi? AK Parti oy hesabı üzerinden bu tür angajmanlara girecek bir hareket değildir. Dershane meselesini bu paranteze sıkıştırmak da yanlış olmuştur. Kavga çatışma görüntüsü verdirmek, bunu da ben doğru bulmuyorum. Bunlar iç içe girmiş insanlar, birbirinin yüzüne bakan. Biz sürekli itidal kardeşlik çağrısı yapıyoruz. Uhuvvet diyorsunuz, kardeşlik diyorsunuz, bu bazılarının hoşuna gitmiyor.

Her kurumda yanlış yapanlar olabilir
Bir ülkenin kendi kurumlarının yıpranmasından o ülke fayda görmez. Her kurumda yanlış yapanlar olabilir. Her kurumun her icraatı da doğru olmayabilir. Kurumlar da bir dönüşüm geçiriyor. Bu MİT, TSK ve polis için de geçerlidir. Biz bunu milletimizin lehine olan bir durum olarak görmedik.

İç barışı sağlamak hükümetin işi
20 gündür Hükümet, daha önce açıkladığı politikaları hayata geçiriyor. Dershanelerin dönüşümü de, kentsel dönüşüm, sağlıkta dönüşüm yaptığınızda, bu eğitim dönüşümü de reformu da yeni bir şey değildi. Bunların hepsi milletin umumi menfaati için atılan adımlardı. Biz evleri yıkarken AK Partili mi diye bakıyor muyuz? Milletimin menfaati var mı yok mu, buna bakmak durumundayız.

Bu bir yıpratma kampanyası
Bir AK Partiyi yıpratma kampanyasıdır, iki Tayyip Erdoğan’ın önünü kesme çabasıdır. Ben bunu bu şekilde görüyorum. Bu çok sürpriz bir durum da değil. Sayın Başbakanımızla ilgili son bir haftadır söylenmedik şey kalmadı. Özellikle Twitter’da. Kendisi en ufak bir karşılık vermedi. Bu tür kanaat önderlerini kimsenin kavganın bir parçası gibi göstermeye hakkı yoktur. Muhteva farklı olabilir ama biz her seçimden önce böyle şeyler yaşıyoruz. 10 yıldır böyle şeylerle mücadele ede ede geldik.

Tavsiye kararlarıyla ülke yönetilmez
MGK’da bir tavsiye kararı vardı, biz bütün yaptıklarımızı bunun üzerine yaptık gibi bir yaklaşımı kabul etmiyoruz. Hiçbir tavsiye kararı kimseye hukuksuzluk kapısını açmaz, tavsiye kararlarıyla da ülke yönetilmez. 2004 MGK kararı çöpe gitmiştir, yok hükmünde olmuştur. Herhangi bir toplum kesimini mağdur edecek bir fiiliyatın içerisinde olmamıştır hükümet. Devlet yapısı içerisinde istihbarat örgütlerinin birçok kişi ve kesim ile ilgili fikri olabilir. Bu illa onlarla ilgili bir hareket yapıldığı anlamına gelmez. Biz MGK toplantılarında sıkıntı yaşıyorduk, YAŞ toplantılarında biz sıkıntı yaşıyorduk. Şurada imam hatipli öğrenci var, burada başörtülü öğrenci var diye biz sıkıştırılıyorduk. Bilgi kırıntıları üzerinden böyle bir senaryo üretmek hakkaniyete uygun değildir.

Polisin yaftalanmasını doğru bulmam
Kategorik olarak yafta yapıştırılmasına karşıyım. Bu polis teşkilatı da asker de MİT de olabilir. Yanlış yapanların üzerine hukuk içerisinde gidilebilir ama polis bir suç örgütüymüş gibi gösterilirse ülkeye yazık olur. Polisin yaftalanmasını doğru bulmam. Son dönemde Türkiye emniyet teşkilatının uygulamalarıyla demokratikleşti. Pek çok gelişmenin önünü de emniyet teşkilatımız aldı.

AKP'nin oylarında artış var
Bu seçim milletvekili seçimi değil ama biz genel eğilimi de ölçüyoruz. Şu anda oy tablosunu değiştirecek bir durum söz konusu değil. Hatta AK Parti’nin oylarında bir miktar artış var.

Seçmenin bilgi düzeyi değişti
Çözüm Süreci’nden önceki dönemlerde, gerilimin daha yüksek olduğu dönemlerle bugünkü durum bir değil. Batıda da böyle doğuda da böyle. O döneme baktığımızda biraz daha kutuplaşma olduğunu görüyoruz. Gerilimin düşmesi, kutuplaşmanın azalmasıyla baktığımızda AK Parti’ye bakış da bölgede değişmeye başladı. Daha önce AK Parti’yi karşı kutupta gören insanların son dönemde algıları pozitife dönmeye başladı. Bu elbette hemen oya yansıyacak anlamına gelmiyor. Seçmenin bilgi düzeyi değişti. Şu anda siyasal tutum olarak AK Parti’ye karşı olan kesimde bile pozitif bir değişim görüyoruz. Bunun sandığa yansıyacağını düşünüyorum. Biz doğrudan vatandaşın gönlüne dokunan adımlar atabilmeye başladık.
Terör nedeniyle var olan duvar yıkıldıktan sonra bunu yapabilmek mümkün oldu. Bunun hem bölge üzerinde hem de batıdaki Kürt seçmen üzerinde etkisi olduğunu düşünüyorum. Özellikle batı bölgelerinde yaşayan Kürt vatandaşlarımız açısından bu sürecin daha etkili olacağını düşünüyorum. Türkiye düne göre çok ileri bir noktada. İnsanların zihninde farklı beklentiler, ütopyalar olabilir. Önemli olan bunun nasıl dile getirildiğidir. Bu nasıl yapmaya çalışılıyor, sözle, siyasetle mi yoksa silahla, terörle mi bu önemlidir. Siyaset kurumu çözüm bulacaksa toplumsal destekle bulacaktır. Burası padişahlık değil, ben yaptım oldu diyecek hali yok kimsenin.

Hükümet şantajla tehditle yol almaz
Hükümet iyi niyetli bir çok çözüm attı bu süreçte. Ciddi bir siyasi risk aldı, sorumluluk üstlendi. Eleştirilere rağmen vücudunu ortaya attı, elini taşın altına koydu. Örgüt bir şey diyebilir, Kandil’den İmralı’dan bir şey gelebilir, süreci yürüten aktörler elbette bunları da değerlendireceklerdir. Zaten bu süreci hükümet başlattı. Örgüt ne yaptı? Çekilme yüzde 20’lerde kaldı. Örgüt bölgedeki şiddet olaylarını bitirdi mi? Hala bölgede baskı yapıyor, para çalıyor, araç yakıyor. Neticede eylemsizlik kararı sadece terör eylemleri çerçevesinde kalmamalı. Bütün şiddet olayları, baskı sona ermeli. Bu süreç neticede hükümet’in samimi ve iyi niyetli adımlarıyla devam ediyor. Hükümet de şantajla tehditle yol alacak değildir. Ben örgütün yaptığı açıklamalardaki farklılığın taktik açıklamalar olduğunu düşünüyorum. Hükümet toplumsal destekle birlikte bu süreci götürüyor.