Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Uludere'de katledilenlerin hikayesi neydi?

Uludere'de gerçekleşen katliamla ilgili devlet cephesinden "araştırmalar sürüyor" açıklamaları yapılıyor. Egemen basında ise MİT'le ilgili iddialar sayfaları dolduruyor. Ancak köylülerin seslerini, anlattıklarını duyan yok.

Yayın Tarihi: 30.12.2011 , 18:02 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:28

Dün sabah ülke Şırnak'ın Uludere ilçesi kırsalında sivil Kürt yurttaşlara yönelik bir katliam yaşandığı haberine uyandı. Uludere ilçesine bağlı Ortasu köyünün sınıra yakın bölgesinde 35 yurttaş, TSK'nın F-16 uçakları ile bombardımana tutulması sonucu hayatını kaybetti. Geçtiğimiz gün saat 21.30 sularında yaşanmasına rağmen, dün ancak Genelkurmay tarafından yapılan açıklamadan sonra ve "iddia" olarak merkez medyada yer bulması sonucu, ülke geneli katliamdan ancak 14 saat sonra haberdar oldu. Katliamın ayrıntılarına, tanıkların, olayların duyulmasının hemen ardından bölgeye hareket eden BDP'li yetkililerin, gün boyu başlıca ANF'de yayınlanan açıklamalarıyla ulaşılırken, AKP hükümeti de merkez medya gibi uzun süre sessiz kaldı. Yaygın gösterilerle protesto edilen katliama ilişkin ilk hükümet açıklaması AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik tarafından, olayın üzerinden geçen 19'uncu saatte yapıldı.

Uludere ilçesine bağlı üç köyden 40 civarı köylüye yapılan hava saldırısı sonucu, 35 kişi yaşamını yitirdi, 2'si yaralı olmak üzere 3 kişi kurtuldu. Bir kısmı kayıp. Ve hâlâ ulaşılamayan cenazelerin olduğu tahmin ediliyor.

Katliamın öncesi
Tanık ifadelerine göre, Uludere'ye bağlı Ortasu, Gülyazı ve Ortabağ köylerinden, 40-50 kişilik bir grup köylü, kaçak mazot getirmek için geçtiğimiz gün saat 16.00 sularında sınırdan Irak'a geçti. Grubun, sınır bölgesindeki Karaçalı ile Beyaztepe mevkiinde, Irak'ın Serifaş bölgesinden gelen Iraklı kaçakçılarla buluştuğu, alış verişin ardından Ortasu Köyü'ne doğru yola çıktığı öğrenildi. ANF'nin görüştüğü Gülyazı köyündeki korucular, yıllardır yapılan mazot kaçakçılığının askerlerin bilgisi dahilinde olduğunu, kaçakçılığa gözyumulduğunu açıkladı.

Bölgeye giden İHD heyetinin hazırladığı ön izleme raporunda, aralarında bombardımandan sağ kurtulmayı başaranların da dahil olduğu tanıkların ifadeleri yer aldı. Raporda, olaydan sağ kurtulan ve hastanede görüşülen 19 yaşındaki Hacı Encü'nün, katliamın öncesine işaret eden şu ifadesine yer verildi:

28.12.2011 günü saat 16.00'da 40-50 kişilik bir grupla birlikte mazot ve gıda maddesi getirmek üzere yine bu sayıda katırla beraber sınırın Irak tarafına geçtik. Karakola özellikle bir bilgilendirme yapmadık ancak gidip geldiğimizi zaten biliyorlardı. Amacımız şeker ve mazot getirmekti. Hatta giderken insansız hava aracının sesini dahi duyduk ancak sürekli gidip geldiğimiz için yolumuza devam ettik. Akşam 19.00'da katırları yükleyerek yola çıktık. Saat 21.00 gibi sınıra yaklaştık.

Katliam nasıl gerçekleştirildi
Görgü tanıklarına göre dört adet F-16 savaş uçağı saat 21.20 sıralarında sınır hattında bulunan köylüleri bombaladı. ABD'nin Türkiye'ye verdiği insansız hava aracı predatorların tespit etmesi üzerine önce Şırnak Tümen Komutanlığı, ardından da bölgeye en yakın olan Gülyazı Alay Komutanlığı uyarıldı. ANF'ye konuşan korucular, Gülyazı'daki Alay Komutanlığı tarafından Şırnak Tümeni'ne telsizle "gidenlerin PKK'li değil kaçakçı oldukları, olayın kontrol altında olduğu" bilgisi verilmesine ve müdahale edilmemesi yönündeki uyarıda bulunulmasına rağmen, Diyarbakır'dan kalkan 4 adet F-16 savaş uçağının grubu bombaladığını belirtti.

İnsansız hava araçlarının tespit ettiği köylülerin istikametinde 1. Jandarma Sınır Bölük Komutanlığı Ortasu Jandarma Karakolu'nun bulunduğu belirtildi. "Grubun karakola saldırı düzenleme ihtimali üzerine hava operasyonu düzenlendiği" ileri sürülürken, Genelkurmay Başkanlığı, "olayın meydana geldiği yer, sivil yerleşim bulunmayan Sinat-Haftanin bölgesidir" iddiasında bulundu.

Bombardımandan sağ kurtulan 3 kişiden biri olan Hacı Encü, İHD heyetine yaptığı açıklamada, katliamın nasıl gerçekleştirildiğini şu sözlerle anlattı:

Saat 21.00 gibi sınıra yaklaştık. Bizim köyün yaylasına vardık, yayla tam sınırdadır. Orada önce aydınlatma fişeği ve akabinde de top-obüs atışı yapıldı. Biz yükümüzü sınırın diğer tarafında bıraktık. Hemen ardından uçaklar geldi ve bombardıman başladı. Biz iki gruptuk, öndeki grup ile arkadaki grup arasında 300-400 metre mesafe vardı. İlk top atışından hemen sonra uçak geldi. Askerler bizim yaylayı tuttukları için, bu tarafa geçebileceğimiz başka yol yoktu. Bu nedenle gruplar sıkışarak bir araya gelmek zorunda kaldı. Sonunda iki büyük grup olduk. İlk uçak bombardımanında sınırın sıfır noktasında bulunan yaklaşık 20 kişilik grup imha oldu. Hemen geriye kaçmaya başladık. Kayalıklar arasında kalanların üzerine bomba yağmaya başladı. Benim de içinde bulunduğum grup 6 kişiydi, bu gruptan 3 kişi kurtulduk. Üzerimizde günlük sivil elbiselerimiz vardı, hiç kimsede silah yoktu. Olay 1 saat falan sürdü. Bir iki kişi 3 katırla beraber küçük bir deredeki suya girdik. Bir saat bekledikten sonra bir kayalığın altına sığındık. Arkadaşlarımızdan haber alamadık.

Katliamın ardından ulaşılan ölülerin çoğunun, yanmış ve parçalanmış olduğu görüldü. Bombardıman sonucu ağır yaralananlardan 4 kişi, Şırnak Devlet Hastanesi'ne götürülürken yolda yaşamını yitirdi.

Devlet yok!
Yakınlarını katliamda kaybeden köylüler, olayın yaşandığı yere bombardımandan sonra en erken 23.30 sularında ulaştı. Köylülerin seslerini duyan askerlerin olay yerinden çekilerek bölgeyi boşalttıkları söylendi. Katliam sırasında bölgede bulunan askerlerin olay bölgesinden tamamen çekilmesi ve kurtarma çalışmalarına katılmaması bir yana, hiçbir resmi kurum cenazeleri arama ve taşınması için girişimde bulunmadı.

Olayın duyulmasının ardından bölgeye giden BDP Şırnak İl Başkanı Baki Sondak, olayın meydana geldiği bölgede sınır karakolunun bulunduğunu vurgularken, askerlerin hiçbir şey olmamış gibi davrandığını ve olaya müdahale etmediğini, köylülerin kendi çabaları ile ölü ve yaralılara ulaşmaya çalıştığını belirtti. Cenazelere ve yaralılara ulaşmak için kadın, çocuk, ve yaşlıların da olduğu yüzlerce kişi yaya olarak olay yerine giderken, köylülerin gece karanlığı ve kar nedeniyle olay yerine ulaşmakta güçlük çekildiği öğrenildi.

Katliam sırasında bölgede bulunan askerlerin olay bölgesinden tamamen çekilmesi ve yardım çalışmalarına katılmaması bir yana, hiçbir resmi kurumun cenazeleri arama çalışması ve taşınması için girişimde bulunmadı. Ölenlerin cenazelerinin aranması ve köye taşınması köylülerin kendi imkanları gerçekleşti. Bölgede yaşayan halk yakınlarının cenazelerini katır sırtında ve traktörle taşıdı. Cenazeler daha sonra da otopsi yapılmak üzere, yine köylülerin kendi imkanları ile Uludere Devlet Hastanesi'ne götürüldü.

Ölenlerin hikayesi neydi?
Ortasu köyü yakınlarındaki bombardıman sonucu hayatını kaybeden ve son rakamlara göre 35'e ulaşan kurbanların arasında çoğunluğu 15-19 yaş aralığında olan gençler ve çocukların yanı sıra 2 veya 3 korucu bulunuyordu. Bombalanan grubun içinden kurtulan 3 kişinin de olayın duyulduğu ilk saatlerde can güvenliklerinden duydukları endişe nedeniyle gizlendiği bildirilmişti.

Köylülerden Zeki Encü, "köyde bu işi yapmayan yok. Ben en son 3-4 gün önce gittim. Gittiğimiz yolun hemen üstünde askeri sabit bir nokta var: Beyaztepe... Asker biliyor sürekli gittiğimizi. Bazen uzaktan ateş ederdi, ama şimdi öyle olmadı" diye konuştu.

İHD raporunda ifadelerine yer verilen Hacı Encü, çok uzun zamandır kaçakçılık işini yaptıklarını söyledi ve ölenlerle ilgili olarak, "iki kişi evliydi, diğerleri lise ve ilköğrenim öğrencisiydi" dedi.

ANF'ye bilgi veren Ortasu köyü sakini İrfan Enç de, "yıllardır burada kaçakçılık yapılıyor. 2003'ten beri alenen yapılıyordu. Asker, polis, herkes biliyor. Ankara’dakiler bile biliyor. Tek geçim kaynağı bu. En son geçen ay karakol komutanı köylüleri topladı. Karakol komutanı bize 'silah ve uyuşturucu getirmeyin, onun dışında size karışmayız' dedi. Zaten askerler rüşvetini alıyor. Katliamda ölenlerin çoğu 15 -16 yaşındaki gençler… 2003’ten önce kaçakçılık yapılması yasaklanmıştı. Ancak bu tarihten sonra artık serbest bırakılmıştı, alenen yapılıyordu. Askerler 'gidip gelebilirsiniz' diyordu. Zaten her giden grubun içinde askerlere bilgi verenler var" diye konuştu.

Ayrıca, bombalanan yolun yıllardır PKK tarafından değil, köylüler tarafından kaçakçılık amacıyla kullanıldığı, bu durumun askerler tarafından da bilindiği belirtiliyor. Katırlarla sınırın diğer tarafına geçişlerin güvenlik güçlerince yakından takip edildiği, mazot getirmek için yola çıkan köylülerin askerler tarafından izlenmeye alındığı, hatta sayım bile yapıldığı, kaç kişi sınırın diğer tarafına geçtiğinin tespit edilerek geri dönüşlerde PKK'ye katılmaları şüphesiyle grupta eksiklik var mı diye kontrol edildikleri köylülerce dile getiriliyor.

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.