Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Uludere Katliamı'nda ilk rapor açıklandı

Uludere Katliamı'nın ardından İHD öncülüğünde bölgeye giden heyetin incelemeleri sonrası oluşturduğu rapor açıklandı. Rapor, olayı bizzat yaşayanların ifadelerine ve bölgedeki incelemelere dayanırken, korkunç katliamın nasıl gerçekleştiğini de ortaya koyuyor.

Yayın Tarihi: 04.01.2012 , 20:34 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:29

İHD, KESK, TTB, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Mazlumder, Çağdaş Hukukçular Derneği ve DİSK Genel İş Sendikası’ndan oluşan heyet, Uludere’de yaptıkları incelemelerin ardından katliam ile ilgili raporunu kamuoyuna açıkladı. 25 yaşın altında 35 kişinin can verdiği olayda ‘PKK’nin geçiş güzergahı’ denilen yolun ‘kaçakçılık yolu’ olduğu açıklanırken, olayın olduğu yeri çok net görecek gözetleme kulelerinin bulunduğuna dikkat çekildi.

Ayrıca olayın ardından bölgeye ambulans gitmemesi dolayısıyla kimi yaralıların donarak hayatını kaybettiği de raporda yer alan bir diğer önemli bilgi oldu.

Heyetin olay yeri incelemesine izin verilmedi
Heyetin yol güzergâhı üzerine tam teçhizatlı askerler indirildiğini belirten rapora göre, heyetin ara ara helikopterler aracılığıyla taciz edildiği vurgulanırken, olay yerine 200 metre kala ise heyetin askerler tarafından durdurularak olay yerinden uzaklaştırıldığı bilgisi yer alıyor.

Ortasu Köyü Muhtarı: Asker ve devlet görevlileri bu işi yani kaçakçılık yaptığımızı biliyorlar...

"PKK’nin geçiş güzergahı değil"
Heyetin Ortasu Köyü Muhtarı ile yaptığı görüşmede, bölgenin PKK’nin geçiş güzergahı olmadığı aksine kaçakçılık için sıkça kullanılan bir yol olduğu belirtiliyor. Muhtar olayla ilgili şunları dile getirdi: “İngiliz sınırı çizdiğinden beri biz bu güzergâhta sınır ticareti yani bu işi yapıyoruz. Asker ve devlet görevlileri bu işi yani kaçakçılık yaptığımızı biliyorlar... Bölge PKK’nin geçiş güzergâhı değil, çünkü Irak tarafı düzlüktür, oradan Türkiye sınırına sızma yapılması mümkün değil, kim gelirse Türk askeri tarafında fark edilir.”

Devlet yetkilileri heyetle görüşmedi
Olayın ardından, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı, Uludere Kaymakamlığı ve Uludere İlçe Jandarma Komutanlığı ile görüşme talep eden heyetin bu isteği üç kurum tarafından da geri çevrildi.

PKK’nin geçiş güzergâhında polis karakolu bulunuyordu
Heyetin olayla ilgili yaptığı kimi önemli tespitler ise şunlar: PKK güzergâhı denilen yolda ekili tarım alanları ve kömür ocakları var. Üstelik aynı yol üzerinde şimdi boşaltılmış olan eski bir karakol binası var.

"PKK güzergâhı denilen yolda ekili tarım alanları ve kömür ocakları var."

Kule bölgeyi net olarak görüyor
Olay yerini yakından gören bir noktada askerlerin gözetleme kulesi olduğuna dikkat çekilen raporda, olayın buradan net biçimde görülebileceği belirtildi.

Dur ihtarı yapılmadı
Olay esnasında gruba dur ihtarı yapılmadığının altını çizen rapor, olayda yaşamını yitiren insanların bölge güvenlik güçlerince tanınan insanlar olduğunu ortaya koyuyor. Rapor, resmi açıklamaların aksine olay yerinin Sinat- Haftanin olarak adlandırılan bölgeye uzak olduğunu tespit ederken, olaydan sonra hiçbir resmi kurumun yaralıları ve cenazeleri almak için girişimde bulunmadıkları ifade edildi.

Sağlık görevlilerinin olay yerine gelmesine izin verilmedi
Raporda, olay sonrasında Şırnak ve diğer yerlerden gelen ambulanslar ve sağlık görevlilerine olay yerine gitme izni verilmediği belirtiliyor. Buna bağlı olarak ağır yaralı olan bazı kişilerin olay yerine ambülâns gelmemesi sonucu donarak ve kan kaybıyla can verdiği dile getiriliyor.

... ağır yaralı olan bazı kişilerin olay yerine ambülâns gelmemesi sonucu donarak ve kan kaybıyla can verdiği dile getiriliyor.

“Amacımız şeker ve mazot getirmekti”
Olaydan sağ kurtulan 19 yaşındaki Hacı Encü, heyete yaptığı açıklamada olayı öyle anlattı:

“40-50 kişilik bir grupla birlikte mazot ve gıda maddesi getirmek üzere yine bu sayıda katırla beraber sınırın Irak tarafına geçtik. Karakola özellikle bir bilgilendirme yapmadık ancak gidip geldiğimizi zaten biliyorlardı.

Amacımız şeker ve mazot getirmekti. Hatta giderken İnsansız Hava Aracının sesini dahi duyduk ancak sürekli gidip geldiğimiz için yolumuza devam ettik. Akşam 19.00’da katırları yükleyerek yola çıktık. Saat 21.00 gibi sınıra yaklaştık. Bizim köyün yaylasına vardık, yayla tam sınırdadır. Orada önce aydınlatma fişeği ve akabinde de top-obüs atışı yapıldı. Biz yükümüzü sınırın diğer tarafında bıraktık. Hemen ardından uçaklar geldi ve bombardıman başladı, biz iki gruptuk, öndeki grup ile arkadaki grup arasında 300-400 metre mesafe vardı, ilk top atışından hemen sonra uçak geldi, askerler bizim yaylayı tuttukları için, bu tarafa geçebileceğimiz başka yol yoktu, bu nedenle gruplar sıkışarak bir araya gelmek zorunda kaldı, sonunda iki büyük grup olduk.

“Kimsede silah yoktu”
İlk uçak bombardımanında sınırın sıfır noktasında bulunan yaklaşık 20 kişilik grup imha oldu, hemen geriye kaçmaya başladık, kayalıklar arasında kalanların üzerine bomba yağmaya başladı, benim de içinde bulunduğum grup 6 kişiydi, bu gruptan 3 kişi kurtulduk, üzerimizde günlük sivil elbiselerimiz vardı, hiç kimsede silah yoktu, olay 1 saat falan sürdü, bir iki kişi 3 katırla beraber küçük bir deredeki suya girdik, bir saat bekledikten sonra bir kayalığın altına sığındık, arkadaşlarımızdan haber alamadık, saat 23.00-23.30 gibi gelen ışıklardan ve seslerden köylülerin geldiğini anladık, köylüler feryat etmeye başlayınca askerler tuttukları yerlerden çekilerek yaylayı da boşalttılar, çok uzun zamandır bu işi yapıyoruz, iki kişi evliydi, diğerleri lise ve ilköğrenim öğrencisiydi, henüz hiç kimse beni ifade vermem için çağırmadı, olaydan sonra hiç asker görmedim."

“Sınır işini babalarımız, dedelerimizden bu yana yapıyoruz”
Olaydan sağ olarak kurtulan bir diğer köylü Servet Encü ise şunları dile getirdi:

“Bu sınır işini babalarımız da, dedelerimiz de yapıyordu. Biz de yaptık. Burada fabrika falan yok. Biz bu iş ile geçiniyoruz. Bu köyde bu sınırlarda herkes bu işi yapıyor. Olayın olduğu gün akşam 2-3 köyden 7-8’er kişilik olmak üzere toplam 40’a yakın kişi katırlarımızı alıp sınırı 2 km kadar geçtik. Orada Iraklılardan mazot, şeker ve gıda aldık. Haftanin ve Sinat’a da gitmedik. Geri dönerken askerler yolumuzu kestiler. Her zaman keserdiler. Ancak geçmemize izin verirlerdi. Bu kez izin vermediler. Bizi sınırda beklettiler. En son da üzerimize bomba yağdırdılar. Yaşları 10 ile 20 arasında değişen ve içlerinde öğrencilerin de olduğu 37 kişi 50, 60 veya 100-TL için bu işi yaparken vuruldular. Ölenlerden Selam ENCÜ mühendislik okuyordu. Şıvan 15, Orhan 10, Mehmet 11 yaşındaydı. Orada PKK’li kimse yoktu.

Servet Encü: Geri dönerken askerler yolumuzu kestiler. Her zaman keserdiler. Ancak geçmemize izin verirlerdi. Bu kez izin vermediler. Bizi sınırda beklettiler. En son da üzerimize bomba yağdırdılar.

“Yardım gelmeyince soğuktan donarak öldüler”
PKK 40-50 katır getirip mazotla uğraşmaz. Bizi sınırda durduran askerler bizimle hiç konuşmadılar. Olaydan sonra hiçbir askeri yetkili yardıma gelmedi. Bombalamadan sonra yaralı olan birkaç kişi yardım gelmemesi üzerine soğuktan donarak öldüler. 38 kişiden biz üç kişi sağ kaldık. Kara gömülüp saklandığım için beni görmediler.

Daha önce de askerler bizi durdururlardı. Ancak daha sonra geçmemize izin verirlerdi. Bu kez her tarafı kapatarak geçmemize izin vermediler. Bombalama başlayınca askerler arabalarına binip gittiler.

"Çocuklar okul harçlığı için öldü"
Ben sağ kalmasaydım cenazeler orada 1-2 gün daha kalabilirdi. Biz, biri sınırda diğer ikisi uzakta olmak üzere üç ayrı grup halinde idik. İzin verilmeyince yükümüzü bırakıp gitmeyi de düşündük. Bombalamadan sonra 100 m kadar yürüyüp telefonla yardım istedim. 2-3 saat sonra yardım geldi. Asker veya yetkili kimse gelmedi, sadece bizim insanımız geldi. Akşam saat 17.00’da yola çıkmıştık. 21.30’da sınıra gelmiştik. 21.40’ta da bombalama oldu. İçimizdeki çocuklar okul harçlığı için bu işi yaparlardı."

(soL - Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.