Sınır 'güvenliği' ABD'ye emanet!

AKP, Dışişleri Bakanlığı'ndaki Suriye toplantısının dinlenmesi üzerinden “vatana ihanet”, “casusluk” gibi suçlamalar ortaya attı. Diğer yandan ABD'nin Türkiye'nin sınırlarından geçiş yapan herkesi fişlemesine izin veren bir sisteme sahip olduğu iddia ediliyor. Sistemi üreten şirketse NSA'yla bağlantılı.
Pazar, 30 Mart 2014 09:16

Alper Birdal-Ruhan Alpaydın

Türkiye, Dışişleri Bakanlığı'nda Suriye'yle ilgili yapılan provokasyon planının ses kaydıyla çalkalanıyor. AKP sözcüleri MİT Müsteşarı, Genelkurmay İkinci Başkanı, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı ve Dışişleri Bakanı'nın katıldığı bir toplantının dinlenmesini ulusal güvenliğe saldırı, vatana ihanet ve casusluk faaliyeti olarak niteliyor.

Toplantının nasıl, kim tarafından ve kim adına dinlendiğiyle ilgili araştırmalar sürüyor. Ancak küresel casusluk faaliyetleri ve dinleme denildiğinde akla ilk olarak ABD'nin Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) geliyor. Zira NSA'nın dünya çapında birçok devlet başkanını, başbakanı, siyasetçiyi ve daha milyonlarca kişiyi dinlediği ve daha fazlasını dinlemesine olanak sağlayan bir altyapı geliştirdiği, eski CIA ajanı Edward Snowden'ın sızdırdığı bilgilerle açığa çıktı. Dinlenen siyasiler arasında Başbakan Erdoğan'ın da bulunduğu ortaya çıkan bilgiler arasındaydı.

Snowden'ın çalıştığı şirket
Edward Snowden, NSA'nın dünya çapında milyonlarca iletişim verisine ulaşmasını olanaklı kılan PRISM adlı projesini deşifre ettiğinde, “Booz Allen Hamilton” adlı şirkette çalışıyordu.

1914'te kurulan Booz Allen Hamilton bir danışmanlık firması olarak tanınsa da, “terörizmle mücadele” teknolojisi olarak değerlendirilen veri tabanları ve kontrol sistemlerinin gelişitirilmesiyle ilgili çalışmalar da yürütüyor. Gelirlerinin yüzde 99'unu ABD hükümetine yaptığı işlerden elde eden şirketin Kuzey Afrika ve Ortadoğu başta olmak üzere, dünya çapında 80 civarı ofisi mevcut. Şirketin NSA'nın kitlesel gözleme ve veri depolama sistemi PRISM'in geliştirilmesinde de payı olduğu, Snowden'ın sızdırdığı bilgilerle açığa çıktı.

Sınıra NSA sistemi
Şirketin geliştirdiği sistemlerden biri de kısaca PISCES adıyla anılan, Güvenli Kimlik Bilgisi Karşılaştırma ve Değerlendirme Sistemi. PISCES'in amacı “Ev sahibi ülkelere, terörizm ve suçla mücadelede yardımcı olmak üzere ilgili ülkeye seyahat eden kişilerden toplanan verilerin karşılaştırılması ve analizinin yapılması, sınır kontrolü yapan görevlilerin kolayca ve çabucak şüphelileri saptamasının sağlanması” şeklinde tanımlanıyor. Sistem, ABD'deki 11 Eylül saldırılarından sonra geliştirilen “terörizme karşı savaş” doktrini kapsamındaki “Terörizmin Engellenmesi Programı”nın (TIP) bir unsuru.

ABD istihbarat kaynakları, PISCES'i “terörizme karşı küresel savaşa yardımcı olması için geliştirilmiş, karmaşık bir sınır yönetim aracı ve güçlü bir yüksek teknolojili silah” olarak tanımlıyor.

Sistem bedava!
NSA'yla bağlantılı Booz Allen Hamilton'ın geliştirdiği PISCES, aralarında Pakistan, Irak, Yemen ve Kosova'nın da bulunduğu bir düzineden fazla ülkeye kurulmuş. Sistem, ilgili ülkeye ücretsiz olarak teslim ediliyor.

Ancak ABD böylesi bir sistemi elbette babasının hayrına başka ülkelere vermiyor. Karşılığında sistemde depolanan bütün veriler ABD'yle ve tahmin edilebileceği gibi NSA'yla paylaşılıyor. Yani sınırdan geçiş yapmak isteyen bir kişinin verileri anında sisteme kaydediliyor ve bu verilere ABD istihbaratı tarafından da erişilebiliyor.

BU ÜLKELERDE VAR
Dünyada PISCES'in kurulu olduğu kesin olarak bilinen 14 ülke var. Bunlar Maldivler, Irak, Pakistan, Yemen, Malta, Tayland, Bangladeş, Tanzanya, Nepal, Kamboçya, Filipinler, Kosova, Makedonya ve Fildişi Sahilleri. Sistem Cezayir, Fas, Tunus, Afganistan, Kenya ve Etiyopya'nın da bazı havaalanlarında kurulu. PISCES'in Gana, Senegal, Zambiya, Gürcistan ve Uganda'da da kullanıldığı yönünde güçlü iddialar bulunuyor. Türkiye'yle ilgili iddialar ise yanıtlanmayı bekliyor.

Türkiye'ye de kuruldu iddiası
Dışişleri Bakanlığı'nın dinlenmesi ve “casusluk” iddialarının tartışıldığı Türkiye'nin sınır geçiş noktalarında da PISCES kurulu olduğu iddia ediliyor. Başka bir ifadeyle Türkiye'ye giriş çıkış yapan herkesin verileri nereye gittiği, nereden geldiği, suç kayıtları vs. anında ABD istihbaratı tarafından görülebiliyor.

Türkiye'nin bu kadar kritik bir istihbari bilgiyi ABD'yle paylaşmasının nedenini ise Wikileaks sızıntılarından öğreniyoruz. ABD'nin Bağdat eski Büyükelçisi Ryan Crocker, 20 Kasım 2007'de Dışişleri Bakanlığı'na gönderdiği “PKK, Türkiye ve Irak: Irak şu ana kadar krize nasıl karşılık verdi” başlıklı telgrafta, Süleymaniye ve Erbil'deki havaalanlarına PISCES kurulduğunu ve bu sayede bazı PKK'lilerin sınırdan geçişinin engellendiğini yazıyor.

Almanya'da Sol Parti'den (Die Linke) milletvekili Andrej Hunko'nun asistanı Matthias Munroy, sistemin “faydalarına” yapılan bu övgülerin ardından PISCES'in Türkiye'nin sınır noktalarına da kurulduğunu iddia ediyor. ABD, Irak ve Türkiye'nin 2008 yılında üçlü bir istihbarat paylaşım mekanizması kurması da bu iddiayı güçlendiriyor.

"Sınırlar başka ülkeye emanet"
Dün Bahçeşehir Üniversitesi'nde Özgür Yazılım Günleri kapsamında bir seminer veren Avrupa Özgür Yazılım Vakfı Başkanı Karsten Gerloff da konuşmasında bu iddiayı yineledi. Konuyu soL'a değerlendiren Gerloff, “Türkiye PISCES üzerinden ABD'ye veri aktarıyorsa, Türkiye'nin bundan büyük bir endişe duyması gerekir. Çünkü bu Türk hükümetinin kendi sınırlarının denetimini bir başka ülkeye emanet ettiği anlamına gelir” diyor.

Gerloff, “Kaç masum Türk vatandaşı bu fişleme listelerine girdi acaba? Ve sınırlarından kimin geçip kimin geçemeyeceğine başka bir ülke karar verirken, Türkiye gerçekten egemen bir devlet olduğunu iddia edebilir mi” diye soruyor.