Şeyh Said anması tartışma yarattı

Bugüne kadar genellikle İslamcılar tarafından sahiplenilen ve anılan Şeyh Said bu kez BDP ve İslamcıların düzenleyeceği ortak bir etkinlikle, idam edildiği meydanda anılacak.
Pazartesi, 28 Haziran 2010 11:00

Şeyh Said için Diyarbakır ve bir dizi ilimizde anma etkinlikleri düzenleniyor. Daha önceki yıllarda genellikle İslamcı çevreler tarafından anılan Şeyh Said, bu yıl aralarında BDP (Barış ve Demokrasi Partisi) ve DTK'nın (Demokratik Toplum Kongresi) da olduğu birçok yapı tarafından anılacak. Kürt - İslam ayaklanması olarak bilinen ancak dini referansları daha belirgin olması nedeniyle daha çok İslamcı çevreler tarafından sahiplenilen Şeyh Said İsyanı'nın önderinin bu şekilde anılması, bir dizi tartışmayı tekrar gündeme getirdi.

Cumhuriyet tarihi açısından özellikle dini referansları ile bilinen Şeyh Said İsyanı'nın tarihi yeniden yazılıyor. AKP döneminde yakın tarihe dair birçok olay farklı içeriklerle tekrar gündeme getirilirken, Şeyh Said İsyanı da bu yeniden tarih yazımından nasibini alıyor.

Ayrıştırılabilir mi?
Kürt isyanlarında halkçı, ulusalcı ve dinci vurguların oldukça farklı oranlarda yer aldığı biliniyor. Bu isyanlar arasında dini öğelerin en baskın olduğu isyan, Şeyh Said İsyanı'ydı. İsyanın insan kaynağının Kürtler olmasına rağmen, dayandığı yapı aşiretler ve ağalık idi. Özellikle Osmanlı'nın son döneminde ve Cumhuriyet'in ilk dönemindeki birçok isyana aşiretlerin öncülük ettiği görülürken bunlarda temel motivasyonun, aşiretlerin kendi konumlarını koruma istekleri olduğu biliniyor. Bu isyanlarda ulusal bir temele oturmamakla birlikte çeşitli kültürel öğelerin de yeri olduğu biliniyor.

Motivasyonu neydi?

Bu isyanın gerici feodal özelliğine en çok vurgu yapan isimlerden biri İsmail Beşikçi'ydi. Beşikçi Doğu Anadolu'nun Düzen isimli çalışmasının giriş bölümündeki tezlerde isyanların karakterini şu şekilde açıklıyor:

“Doğu İsyanlarının temelinde, ulusal bilincin birikiminden çok, Cumhuriyetle birlikte gelişmeye başlayan merkezi otorite karşısında, yöresel feodallerin duydukları rahatsızlık ve sıkışma olayı vardır.”

Cumhuriyet dönemindeki isyanların merkezileşmeye karşı hareketler olduğunu ve isyanların, aşiretlerin kendi yapılarını korumak için giriştikleri hareketler olarak görülmesi gerektiğini söyleyen İsmail Beşikçi, bu hareketlerin, kapitalizmin gelişimine engel olmakla birlikte uluslaşma sürecine de zarar verdiğini belirtiyor. Beşikçi bu süreçte, feodaliteyi korumak için hareket eden ağaların zaman zaman da ulusal sloganlar kullanmakta olduklarına dikkat çekiyor.

İngiliz bağlantısı

Şeyh Said isyanının gerici niteliğinin yanı sıra dikkat çeken bir başka özelliği de emperyalizmle işbirliğine girişmiş olmasıydı. Şeyh Said'in İngiliz emperyalizmiyle bağlantılı olduğu bilinirken, yine İsmail Beşikçi "Kürt Toplumu Üzerine" isimli kitabında bu konuda oldukça net ifadeler kullanıyor:

“Bu mezhep ve tarikatların, bazan kökü dışarıda siyasal akımlara ve emellere hizmet ettikleri de görülür. 1925'de Şeyh Sait ilk kurşunu sıktığı zaman, kendisine birkaç gün sonra İngiliz silah fabrikalarından çeşitli kataloglar geldiğini hatırlatalım. Bu bakımdan isyan hareketlerinin ulusal yönünü çok iyi kavramak gerekir. Aslında tamamen emperyalizmin oyunları ile sahneye konan ve kışkırtılan bu hareketlerin ulusal bir temeli yoktur.”

Abdullah Öcalan da İmrali'da yargılandığı sırada Şeyh Said'in İngilizler tarafından kullanıldığını belirtmişti. Öcalan, bundan yıllar sonra görüşme notlarında Şeyh Said'in İngilizler tarafından kullanıldığına dikkat çekerek, Mustafa Kemal'in İngiliz politikalarına karşı oldukça rasyonel hareket ettiğini söylemişti.

İslamcılar niye sahipleniyor?

Özellikle laiklik karşıtı bir hareket olması ve bir şeriat düzeni hedeflemiş olması nedeniyle İslamcı çevreler tarafından sahiplenilen Şeyh Said, geçtiğimiz yıllarda da bu çevreler tarafından anılıyordu. Özellikle AKP döneminde Kürt kimliğine yönelik dinci vurgunun artması ile birlikte Şeyh Said ve Saidi Nursi gibi isimlerin de daha fazla sahiplenilmeye başlanması dikkat çekiyor.

(soL - Haber Merkezi)