Rektörlük için cemaatler yarışıyor!

Harran Üniversitesi rektörlüğü için önümüzdeki Haziran’da yapılacak olan seçim öncesinde üç öğretim üyesi adaylığını açıklarken bu üç ismin ortak yanı, cemaatler tarafından destekleniyor olmaları oldu.
Pazartesi, 31 Ocak 2011 09:30

Önümüzdeki aylarda bir çok üniversitede rektörlük seçimleri yapılacak. Seçim yapılacak üniversitelerden biri olan Harran Üniversitesi’nde daha şimdiden adaylar netleşmeye başladı. Yerel haber sitesi sanliurfa.com sitesinde yer alan bir haber, Harran Üniversitesi’nde yaşanacak rektörlük seçiminin, cemaatler arasındaki bir rekabete sahne olacağını ortaya koydu.

Cemaatlerin adayları
Adaylığını açıklayan isimlerden biri Veteriner Prof. Dr. Gürbüz Aksoy. Sanliurfa.com sitesinde yar alan haberde Aksoy şöyle tanıtılıyor:

“Eski rektör Servet Armağan döneminde Genel Sekreterlik görevini yürüten, Harran Üniversitesinin kuruluşunda rol oynayan isimler arasında yer alan, İsmail Benek'in ve Yeniasya grubunun desteklediği Mardin Artuklu Üniversitesi Rektör yardımcısı Veteriner Prof. Dr. Gürbüz Aksoy Harran Üniversitesine geri döndü. Hızlı başlayan Aksoy Üniversitedeki yaklaşık 90 civarında bulunan Yeniasya cemaatinin oyunu alacak gibi görünüyor.”

Gülen Cemaati’nin henüz tutumunu açıklamadığına dikkat çekilen haberde, Prof. Dr. Bahri Karlı’nın da Kırkıncı Hoca diye bilinen grup tarafından desteklendiği belirtiliyor:

“320 Öğretim Üyesinin oy kullanacağı seçimler öncesi Kırkıncı Hoca olarak bilinen grup Tarım Ekonomisti Prof. Dr. Bahri Karlı'yı destekliyor. Üniversitede oy verecek isimlerle biraraya gelen Karlı oy çoğunluğu bulunan Fethullah Gülen cemaatinden de destek istiyor. Harran Üniversitesinde yaklaşık 120 Öğretim üyesinin bulunduğu Gülen cemaati Rektörlük için henüz bir aday göstermedi.”

Mevcut rektörün de “Urfalılık” kimliği üzerinden oy isteyeceğine dikkat çekilen haberde, “Rektör Prof. Dr. Mutlu, Ahmet Koç'tan boşalan Tıp Fakültesi dekanlığına Urfalı olan Prof. Dr. Tevfik Sabuncu'yu atadı. Geçtiğimiz yıl Veterinerlik Fakültesi dekanlığına atanan Prof. Dr. Mehmet İriadam gibi Urfalıları önemli Fakültelerin başına getirmesi Mutlu'nun kendi ekibini kurmak istediğini gösteriyor” denildi.

Üniversitelerde Cemaat ablukası
Harran Üniversitesi, artık birçok üniversitede rektörlerin cemaatler tarafından belirlendiğinin son örneği. Bilindiği gibi cemaatlerin kimin rektör olacağını belirlemeye gücünün yetmediği büyük üniversitelerde ise, YÖK rektör adaylarını sıralayarak, cumnhurbaşkanı ise önüne gelen listeden istediği adayı rektör atayarak AKP'ye ya da herhangi bir cemaate yakın kişileri rektörlük koltuğuna oturtabiliyor.

Üniversiteler ile cemaatler arasında iyice ayyuka çıkan ilişkiye soL’da daha önce de yer verilmişti. Ankara ve Gazi Üniversiteleri’nin, Gülen Cemaati’ne ait bir kurum ile ortak çalıştığı Rektörlük okutmanları cemaat vakfına yolluyor başlıklı haberde anlatılmıştı.

Kırkıncı Cemaati ile Erzurum Üniversitesi arasındaki ilişkilere de Kimdir bu Kırkıncı Cemaati? başlıklı haberde yer almıştı.

Geçtiğimiz yıl Diyarbakır’da bir araya gelen 32 kuruluş, “Cemaat üniversitesi değil, özgür-demokrat Dicle Üniversitesi istiyoruz” pankartıyla üniversitede bir yürüyüş gerçekleştirirken, üniversite rektörü istifaya çağrılmıştı. Üniversitedeki cemaatçi yapılanmaya dikkat çekilen eyleme Dicle Üniversitesi’nde “cemaat karşıtı” yürüyüş başlıklı haberde yer verilmişti.

En çok dikkat çeken üniversiteler bunlar olurken, Tunceli Üniversitesi gibi yeni kurulan üniversitelerde de, özellikle Fethullah Gülen cemaatinin yaygın bir şekilde kadrolaştığı. cemaate yakın isimlerin çeşitli yönetsel görevlere getirildiği biliniyor.

Öte yandan gerici kadroların üniversitelere yerleştirilmesinde “Türbana Özgürlük” bildirisinin de önemli bir işlevi olduğu biliniyor. Aradan geçen süre içerisinde bu bildiriye imza atanlar, birer ikişer yükseltildi ve rektörlüklere ya da bürokraside önemli mevkilere getirildi.

İşlerini sağlama alıyorlar
Genelde tabeladan ibaret olsa da bir çok yeni üniversite açan AKP, bu üniversitelere atadığı içimlerde de oldukça titiz davranıyor. Çok sınırlı bir kadro ile çalışmaya başlayan üniversiteler, yıllar içinde aldıkları her yeni kadro ile rektörlüğün bir sonraki dönemde de rektör olmasını garanti altına alıyor. Akademik kadrolarını bu dönem içerisinde oluşturan rektörler, bu şekilde koltuklarını da sağlama almış oluyorlar.

(soL - Haber Merkezi)