Madem Erdoğan’ın garibine gidiyorlar, kapatın gitsin!

Başbakan Erdoğan, bir kez daha "sinirini bozan" örgütlere tehditler savurmaya başladı. YARSAV'ı "en kısa sürede halletmeleri" gerektiğini söyleyen Erdoğan, referandumda "hayır" çağrısı yapan kurumlar için ise "Bazı odalar ve sendikalar garibime gidiyor" dedi.
Pazartesi, 09 Ağustos 2010 10:30

Afyonkarahisar’da düzenlenen mitingde konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan, bir kez daha AKP’nin kontrol altına alamadığı, referandum için açıkça ‘hayır’ mesajı veren kurumları tehdit etti. Erdoğan, özellikle YARSAV’a yüklenerek, “YARSAV bir boşluktan yararlanarak geldi. Bunu en yakın zamanda halletmemiz lazım” dedi. Erdoğan, oda ve sendikalara yüklenmeyi de ihmal etmedi.

12 Eylül’den sonra "kimsenin yargıda at oynatamayacağını" söyleyen Tayyip Erdoğan, kurulmuş tezgahlarla ülkenin yönetilmek istendiğini iddia ederek, YARSAV için “ruh üçüzlerinin destek kıtası” dedi. Başbakanın sözlerinin aksine YARSAV, referandum öncesi düzenlediği toplantılarda Anayasa değişikliğinin yargıyı siyasal iktidara bağımlı hale getireceğini defalarca dile getirmişti.

YARSAV için "Buralarda bu tür kuruluşlar olmaz ama YARSAV bir boşluktan yararlanarak geldi. Bunu en yakın zamanda halletmemiz lazım. Yargıda bu tür dernekler olamaz” diyen Erdoğan, AB’ye uyum nedeniyle de olsa YARSAV’a tahammülü olmadığını ortaya koydu. Referanduma ilişkin tutumu ve YARSAV’a alternatif olarak kurulan, siyasal iktidara yakınlığı ile bilinen Demokrat Yargı Derneği’nin beklenen düzeyde etki yaratamamasının YARSAV’a dönük tehdidin şiddetini arttırdığı düşünülüyor.

“Başbakan, demokrasinin değil başka bir anlayışın hizmetkarı olduğunu gösteriyor”
Başbakan’ın YARSAV ile ilgili sözlerine kurumun başkanı Emine Ülker Tarhan’dan sert bir cevap geldi. Erdoğan’ın sözlerinin “örgütlenme özgürlüğüne bakışını” ortaya koyduğunu belirten Tarhan, “Başbakan, demokrasinin değil başka bir anlayışın hizmetkarı olduğunu gösteriyor. Biz bu anlayış sahiplerinin demokrasi derken aslında neyi kastettiklerini biliyoruz ve söylevlerinin tersten okunması gerektiğini söylüyoruz” dedi.

Başbakan’ın kendisine muhalif ses çıkaranların hakkından gelme konusunda haklı bir şöhrete sahip olduğunu ifade eden Tarhan, YARSAV’ın Başbakan’ın işine gelmeyen şeyler söylediği için hedef alındığını kaydetti. Tarhan, “Başbakana soruyoruz YARSAV bu Anayasa değişikliklerinin tek tek, madde madde neden reddedilmesi gerektiğini kendisine açılan her platformda açıklıyor. Sizin de istediğiniz bu değil miydi? Yoksa bunu da mı tersten okumak gerekliydi? Biz yapmak istediğinizin farkındayız, bu farkındalık sizi rahatsız mı etti?” diye konuştu.

Açıklamasında, bu zihniyetin yaptığı operasyonların demokrasi, insan hakları ve özgürlükler ile ilgisi yok dediklerinde, bu sözlerine karşı çıkanların nerede olduğunu, ne yapacağını soran Tarhan, “ Başbakanın bu sözlerinin hangisi demokrasiyi güçlendiriyor, hangisi ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgili? İfade ve örgütlenme özgürlüğüne inanmayan bir anlayışın demokrat olması mümkün müdür? Nerede AB ilkelerinin tümüyle hayata geçirilmesini talep edenler? Ülkemizin demokratları neredeler? Bekleyip göreceğiz. Bütün ilgililere sesleniyoruz YARSAV, sesinin kısılmasına, yok edilmesine yönelik her tür saldırıya karşı da mücadele etmekte kararlıdır” diye konuştu.

“Bazı odalar ve sendikalar garibime gidiyor”
Başbakan Tayyip Erdoğan, Anayasa değişikliğine karşı tavrından ötürü sadece YARSAV’a yüklenmedi. Afyon’daki mitingde odalar ve sendikaları da hedef alan Erdoğan, "Bazı odalar var garibime gidiyor. 12 Eylül darbe anayasasına karşı olduğunu söyleyenler, kaymak takımı onlar, sessiz kalıyor. Bizim yanımıza geldiklerinde farklı konuşuyorlar ama kalkıp da süreci desteklediklerini açıklayamıyorlar” dedi.

Meslek odaları söz konusu olduğunda akla ilk gelen kurumlardan olan Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) referandumla ilgili açıklamasında, “12 Eylül düzeni ile gerçekten hesaplaşmayan hiçbir anayasa değişikliği ile uzlaşmayacağız” demişti. TMMOB Adana, Antalya, Bursa ve Zonguldak İl Koordinasyon Kurulları, TMMOB İnşaat, Kimya, Makine ve Maden Mühendisleri Odaları da ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarla, referanduma ‘hayır’ dediklerini ifade etmişlerdi. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise, Merkez Konseyi’nin referandum öncesinde düzenleyeceği ilk toplantısıyla tavrını belirleyecek.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sendikalara yüklenirken özellikle DİSK’i vurgulaması dikkat çekti. Erdoğan, “Bazı sendikalar var ki talep ettiklerini biz gerçekleştirdiğimiz halde adında devrimci olanlar farklı yerde dolaşıyorlar. 1 Mayısla ilgili tatili çıkaran iktidar biziz, Taksim Meydanı sorununu çözen biziz. Bunları gerçekleştirirken önceki iktidarlar sol iktidarlar diğerleri bunu çözmedi. Biz çözdük” dedi. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, yeni anayasanın 12 Eylül ruhuyla hazırlandığını kaydederek, "Anayasa değişikliğinde toplumsal mutabakat değil AKP’nin siyasi ihtiyaçları baz alınmıştır" diyerek referandumda ‘hayır’ diyeceklerini kaydetmişti.

Referandumda ‘hayır’ diyecek olan sendikaları ideolojik yaklaşımdan ötürü beyaza siyah demekle itham eden Tayyip Erdoğan, “Toplu görüşme hakkında toplu sözleşmeyi şimdi getiriyoruz. Bilirkişide hükümetin yetkilerini yok ediyoruz” dedi. Oysa, Anayasa değişikliğinde kamu emekçilerine grev hakkı tanınmaması toplu sözleşmeyi fiilen geçersiz kılıyor. Kamu emekçilerinin grev hakkının anayasal güvenceye kavuşturulmamasının yanı sıra, Uzlaştırma Kurulu kararlarına kesinlik kazandırılması da grev hakkının önünde fiili ve hukuki bir engel olarak görülüyor.

Meslek örgütleri AKP’yi rahatsız ediyor
YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, Bursa’da katıldığı bir panel öncesi referandum süreci için, "12 Eylül 2010 tarihinde referandumda oylanacak Anayasa değişikliği paketiyle yargı, yürütmeyi tam bağımlı hale getirilmek isteniyor. Biz Anayasa değişikliğiyle amaçlananın, bir demokratikleşme değil, darbe Anayasası üzerine bir kaçak kat çıkma girişimi olduğunu düşünüyoruz. Bunun için halktan ruhsat istendiğini düşünüyoruz. Bugün Türkiye'de, yarı bağımlı yargı, tam bağımlı bir yargı haline getirilmeye çalışılmakta. Yargı üzerinden demokrasiyle oynanmaktadır” demişti.

TTB'nin Tam Gün Yasasına karşı girişimleri, TMMOB’un özelleştirmelere, hükümetin ve başta AKP'li olanlar olmak üzere belediyelerin kamu yararı ilkesine aykırı girişimlerine karşı açtığı davaların, AKP hükümetini rahatsız ettiği biliniyor. Başbakan geçtiğimiz yıllarda, "meslek odaları açtıkları davalarla belediyelerin çalışmalarını engelliyor" demişti.

AKP, işine gelmeyen, kendi politikasına kayıtsız şartsız destek vermeyen tüm kurumlarda aynı taktiği uyguluyor. AKP'liler, önce kurumu ele geçirmeye çalışıyor. Bu olmazsa kurumu ikiye bölmeye çalışıyor. İkiye bölemezlerse, bu kuruma alternatif bir yandaş kurum yaratıyor. Hiçbiri tutmazsa, bu kurumların kapatılması yoluna gidiliyor.

(soL – Haber Merkezi)