Liselerde kimler eğitim veriyor?

Osmanlı hayranları, ırkçı tarihçiler, Nâzım Hikmet’e hakaret yağdıran edebiyatçılar, öğrenciyi öteki dünyaya hazırladığını sanan din hocaları… Liseli gençleri bunlar eğitiyor.
Salı, 23 Mart 2010 09:30

Liseler Ne Durumda? yazı dizisi - 2'nci Yazı
İlk yazı için: Liselerde kimler at koşturuyor?

Ülkücülerin, cemaatçilerin at koşturduğu liselerimizde, öğrenciler eğitimci niteliğini yitirmiş öğretmenler tarafından, bilimsellikten uzak şekilde eğitiliyor.

“Solcu”lar sürgünde, gericiler görevde
Yalnızca etnik kimlikleri ya da sendikal faaliyetleri sebebiyle sürgüne gönderilen öğretmenlerin sayıları giderek artarken, hurafelerle, ırkçı söylemlerle, yalan yanlış bilgilerle öğrencileri yönlendirmeye çalışanlar hiçbir ceza almıyor.

Hatırlanacağı gibi, Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki bir okulda, derslerinde evrim teorisinden bahseden resim öğretmeni Samittin A. hakkında soruşturma açılmış, öğretmen Turgutlu'ya 10 kilometre uzaklıktaki bir kasabaya sürgün edilmişti.

Eğitim Sen Tunceli Şube yöneticisi Süleyman Güler de, “sendikal faaliyetleri” sebebiyle, isteği dışında Çankırı'ya tayin edilmişti.

İzmir Selçuk'ta İMKB Anadolu Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Aysel Kılıç, Hrant Dink'in öldürülmesine "İyi ki gebermiş" diyen bir öğrencisine, "Kimsenin düşüncelerinden dolayı öldürülmesi doğru değil" yanıtını vermesi üzerine Trabzon'a sürgün edilmişti.

İzmir Karşıyaka Cemil Akyüz İlköğretim Okulu'nda okul idaresi ve okul aile birliği tarafından başlatılan "para veren öğrencilere yaka kartı takma" uygulamasına karşı çıkan öğretmenler hakkında da soruşturma açılmıştı. "Öğretmen tahsildar, öğrenci müşteri değildir" diyen üç öğretmen farklı ilçelere sürgün edilmişti. Benzer bir olay Bergama’da da yaşanmıştı. Bergama 100. Yıl İlköğretim Okulu’nda görev yapan iki öğretmen okulda para toplanmasına engel oldukları ve huzuru bozdukları iddiasıyla sürgün edilmişti. Daha önceki yıllarda da Bergama’da sekiz ayrı okulda görev yapan, 11’i Eğitim-Sen üyesi 12 öğretmen hakkında soruşturma açılmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda bir öğretmen hakkında sürgün kararı ve 1/30 maaş kesimi cezası verilmişti.

Denizli’nin Çal ilçesindeki bir lisenin Tarih öğretmeni, öğrencilerden birini döverek burnunu kırmıştı. Söz konusu Tarih öğretmeninin derslerde türban ve çarşaf giymeyi övdüğü, Atatürk aleyhine sözler söylediği öğrenciler tarafından bildirilmişti. Öğretmen hakkında savcılık tarafından soruşturma başlatıldı ancak, para toplanmasına karşı çıkmak bile sebepken, öğrencinin burnunu kırmak sürgün sebebi olarak görülmedi.

Sivas Atatürk Lisesi’nde Tarih öğretmeni Orhan Paşazade’nin, tırnağında parlatıcı gördüğü öğrencisini “Sen namaz kılmıyor musun? Abdestin geçerli olmaz” diyerek yumrukladığı söylenmişti. Olayla ilgili soruşturma açıldı ancak hâlâ sonuçlanmış değil.

İlahiyatçılar yetmedi, bir de imam-öğretmen
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği mezunlarının yanı sıra İlahiyat Fakültesi mezunlarının da formasyon şartı aranmadan öğretmen yapılması yetmedi, bir de imamlar öğretmen olarak atandı.

İzmir Güzelbahçe'de, kadrolu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni bulunmadığı gerekçesiyle beş okulda cami imamlarının görevlendirilmesiyle başlayan uygulama, bir süre sonra iptal edilmesine karşın, bazı okullarda imam-öğretmenler görev yapmayı sürdürüyor.

Bunlardan biri de İzmir Motor Teknik ve Teknik Motor Meslek Lisesi’ne görevlendirmeyle Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni yapılan emekli imam Halil Uslu Er. Er, öğrencilerin anlattıklarına göre, onları cemaate yönlendiriyor ve cenneti “garanti” ediyor. Er, ayrıca, derslerde, ders kitabında yer alan “Atatürk ve din”, “Bilim ve din” gibi konuları işlemedi ve kendisini “Allah’ın aracısı” olarak gösterdi. Okul müdürüne şikâyet edilen emekli imam Er’in, sadece sözlü uyarı aldığı belirtildi.

Ayrıca, Buca DMO Çok Programlı Lisesi'nde Sağlık Bilgisi ve Din Kültürü Ahlak Bilgisi derslerine de hâlâ imam-öğretmen geliyor.

Şimdi de polis-öğretmen çıktı
Ülke çapında atanmayı bekleyen 320 bini aşkın öğretmen varken, “öğretmen açığı” sebebiyle polisler öğretmen olarak görevlendirildi. Geçtiğimiz günlerde, Ardahan’da görev yapan 400 öğretmenden 60’ının tayini çıkınca Vali’nin “Valilik, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Emniyet Müdürlüğü ortak çözüm olarak polislerin derslere girmesini bulmuşlardır. Emniyette görev yapan çeşitli branşlarda üniversite mezunu 60'a yakın polis, ek ücret karşılığında çeşitli okullarda derse girmeye başlamıştır” açıklaması sonrasında, branş derslerine polisler girmeye başladı.

Din kültürü değil gericilik
Alevi Çalıştayı sonrasında zorunlu din dersleriyle ilgili önerilerden, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersinin zorunlu olarak okutulmasına devam edilmesi ve bunun yanı sıra seçmeli olarak “din eğitimi” dersi getirilmesi kabul edildi. Liselerde din derslerinin sayısını ikiye çıkaran bu karar fazla sayıda İlahiyat mezunu atanmasının ve okullarda birden fazla din hocası olmasının da önü açılıyor.

Bazı liselerde, öğretmen açığı sebebiyle, ders saati diğer branşlara göre az olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri Matematik, İngilizce gibi branş derslerine giriyor. Çeşitli sebeplerden öğretmenlerin gelmediği günlerde, boş dersleri yine din hocaları dolduruyor. “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” öğretmekten çok uzak bu öğretmenler gerek AKP’yi öven söylemleri gerek bilim dışı yorumlarıyla öğrencilerin ve velilerin tepkisini çekse de, bu durum okul yönetimleri tarafından görmezden geliniyor.

Bağcılar Dr. Kemal Naci Anadolu Lisesi’nde okul müdürü tarafından Kutlu Doğum Haftası anısına basıldığı belirtilen bir şiir kitapçığı dağıtıldı. İçinde Fethullah Gülen, Arif Nihat Asya, Erdem Beyazıt ve Sezai Karakoç gibi isimlerin şiirleri yer alıyor. Önsözde ise Tanrı aşkına değiniliyor.

Sarıyer Behçet Kemal Çağlar Lisesi’nde ise Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olan Recep Ünal, dersinde öğrencilerine erkek ve kız öğrencilerin ayrı sınıflarda okutulmasının daha doğru olduğunu söylüyor. Bir kız çoçuğuna cinsel istismar ettiği yüzünden 13 yıl hapis cezası alan Hüseyin Üzmez’i bizzat tanıdığını belirten Recep Ünal, olayların görünenler gibi olmadığını, Hüseyin Üzmez ile kız çocuğunun evli olduğunu derste anlatıyor. Muhsin Yazıcıoğlu’nu da bizzat tanıdığını söyleyen Recep Ünal, öğrencilerine Sivas Katliamı’nın da aslında katliam olmadığını savunuyor. “Sabah kahvaltıdan önce namaz kılsanız ölür müsünüz? Kılmadığınız namaz kadar yılan kabirde sizi sokacak” şeklindeki sözleri ile öğrencileri korkuttuğu belirtiliyor.

Erzincan Fen Lisesi’nde ise bir Felsefe ögretmeni olmasına ragmen, Din Kültürü öğretmeni bazı sınıfların felsefe derslerine giriyor. İzmir Narlıdere'deki Mehmet Seyfi Eraltay Lisesi'nde de, felsefe derslerine, Erzincan Anadolu Öğretmen Lisesi’nde ise bilgisayar derslerine Din Kültürü hocası giriyor.

Kocaeli Yahya Kaptan Lisesi Müdürü de müdür yardımcısı da Din Kültürü hocası iken, müdür yardımcısı Zeki Asker’in aynı zamanda Nakşibendi tarikatıyla bağlantısı olduğu biliniyor. Kocaeli Körfez Fen Lisesi Müdürü Recep Bakır da Türk Ocağı’na yakınlığı ile biliniyor.

İzmir Karşıyaka Gazi Lisesi'nde Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği yapan Yurdakul Taşdemir, her Cuma günü camiye gidip vaaz veriyor. Öğretmen aynı zamanda, Belediyelerin iftar çadırlarını düzenleme işiyle de uğraşıyor. Yine aynı öğretmenin Gülen cemaati dersanelerinden Körfez Dersanesi'nde Fetullah Gülen panelleri gerçekleştirdiği de biliniyor. Bununla da kalmayıp cemaatin geleceğini düşünerek, sınavı kazananlardan tarikat yurtlarına yerleşecek olanların listesini de çıkarıyor. Ayrıca, öğrencilere "ablalık" yapan kızıyla da beraber, kız öğrencilerini evine sohbetlere davet ettiği, onlara hediyeler aldığı, hatta evinde bir de abdest odası bulunduğu söyleniyor.

Anadolu Öğretmen Liseleri cemaat yuvası
Türkiye’nin tüm illerinde öğretmen yetiştirmek amacıyla eğitim veren Anadolu Öğretmen Liseleri adeta cemaate “mürid” yetiştiriyor. Cemaatçi “abi” ve “abla”ların yatakhanelerinde kaldığı, “Hoca Efendi”den bahsedilen sohbetlerin yapıldığı, kandillerde şeker, Kutlu Doğum Haftası’nda gül dağıtılan bu liseler, gerici siyasetin en açık şekilde yapıldığı liseler oluyor. Bu liselerden mezun olup öğretmenlik mesleğini seçenlerin gideceği Eğitim Fakülteleri’nde de durum farksız değil. Bu kurumlarda okuyan öğrencilerin çoğunluğunun geleceğin öğretmenleri olacakları düşünülünce tablo daha vahim bir hal alıyor.

Hasan Ali Yücel Anadolu Öğretmen Lisesi’nde üniversteli cemaatçi “ablal”ar okul yurduna gelip her odayi dolaşarak herkesi mescide götürüp mevlit programı yapıyor. Öğrencilerden habersiz yastıklara gülsuyu döken bu “abla”lar evlerine gelmeleri için öğrencilere para teklif ediyor. “Abi”ler ise, İstanbul'a gezi düzenleyip cemaatten olmayan öğrencileri de götürüyorlar ve tarihi camilerde toplu namaz kıldırıyorlar. Zengin cemaatçi işadamlarının malikânelerine bir kaç haftalık lüks kamplar gerçekleştiriyorlar. Okulun tatil olduğu dönemlerde öğrencilere risale kitabı okutmak için kamplar düzenleniyor.

Eskişehir Hamidiye Anadolu Öğretmen Lisesi’nde ise cemaatçilerin rahatça girip çıktığı okul içerisinde ilerici olarak bilinen öğrencilerin yurtta diğer öğrencilerle görüşmesi engellenmeye çalışılıyor. Okul sonrasında yatılı kısma geçildiğinde öğrencilerin etüt saatleri başlıyor ve etüt başkanı olarak idare tarafından hep cemaatçi öğrenciler atanıyor. Yurtta ilerici öğrencilerin dolaplarının kilitlerini kıran cemaatçi “abla” ve “abi”ler bu öğrencileri dövecek kadar ileri gidebiliyorlar.

Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi ise hem cemaatlerin hem de Ülkü Ocakları’nın hakim olduğu, Kutlu Doğum Haftası’nda koridorlarına gülsuyu dökülen, yurdunda “toplu namaz seansları” düzenlenen her sınıfta bir “reis”i bulunan bir okul olarak biliniyor. Fethullahçı Fem Dershanesi’nin Çapa öğrencilerine özel düzenlediği programlar olurken, sadece Çapa öğrencilerinin kalabildiği öğrenci yurdu bulunuyor. Öğretmenlerinin neredeyse hepsinin gerici olduğu Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi’nde Kimya öğretmeni mescid olarak kullanılması için Kimya laboratuarının anahtarını tenefüslerde öğrencilere veriyor. Okul idaresinin, Tekel işçilerine destek verdiği için öğrencileri okuldan atmakla tehdit ettiğinden bir liselinin okuldan ayrılmak zorunda bırakıldığı biliniyor. Okuldan ayrıldığı halde öğrencinin özel eşyalarını öğrenciye vermediği aktarılıyor.

Bir başka örnek de Antalya’dan. Okul yönetiminin gerici tutumları ile bilinen Aksu Anadolu Öğretmen Lisesi de iki gün önce Şair Özgen Kılıçarslan’ı “ideolojik bularak” 13. Altın Portakal Şiir Sempozyumu kapsamında düzenlenen “Öğrenciler Şiirle Buluşuyor” adlı etkinliğe katılmasını istemediğini açıklıyor.

Anadolu Öğretmen Liseleri geleceğin öğretmenlerini yetiştirmesi bakımından büyük önem taşırken aslında “gericiliğin kalesi” olması yönünden de büyük bir tehdit olarak da kendini var ediyor.

Liselerden güncel örnekler
Liselerde çalışan öğretmenler ile ilgili olarak liselilerin aktardığı birkaç örnek aslında genel durumu ortaya koyuyor.

Ankara Ümitköy Anadolu Lisesi Müdürü, stajer öğretmenlerle yaptığı tanışma toplantısında öğretmenlerden birini konuşması sırasında “ ‘Kürt diye bir şey yoktur” diyerek uyardı. Ayrıca, aynı müdür, okulundaki öğretmenlere sendikalı olmayı "yasakladı".

Kadıköy Anadolu Lisesi tarih öğretmeninin, ders esnasında “Şanlı Osmanlı tarihi dururken cumhuriyet tarihinin üzerinde çok da durmaya gerek yok” dediği öğrenciler tarafından aktarıldı. Aynı lisenin bir Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni ise “Nazım Hikmet’i okumaya değer bulmuyorum. Dünyaca ünlü olduğu yalandır” dedi.

İzmir Karşıyaka Anadolu Lisesi’nde görev yapan bir biyoloji öğretmeni, bir öğrencinin evrim teorisi ile ilgili bir soru sorması üzerine “Doğru olmayan safsataları anlatmayacağım” dedi ve Akıllı Tasarım’dan bahsetti.

Kütahya Tavşanlı Anadolu Lisesi’nde bir edebiyat öğretmeni, öğrencileri “Bu ülkeyi komünist tehlikeden kurtarmak için çalışın, başka bir şey için değil” şeklinde öğütlüyor. Aynı öğretmen öğrencilere örgütlenmek istediklerinde yardımcı olabileceğini söylüyor.

Fatih Vatan Lisesi’nde Matematik ve Edebiyat öğretmenlerinin sınava başlarken besmele çeken öğrencilere sınavdan tam puan verdiği biliniyor.

(soL - Haber Merkezi)