'Kürdistan Konferansı' toplandı

Diyarbakır'da toplanan "Türkiye'de Kürdistan Konferansı", BDP, KADEP, HAK-PAR gibi Kürt örgütlerinin katılımıyla başladı. Konferansta Kürt ulusal birliği teması ön plana çıktı.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 18:53

ANF'nin haberi şöyle:

Diyarbakır'da gerçekleştirilen "Türkiye'de Kürdistan Konferansı"nda biraraya gelen Kürt siyasi partilerinin liderleri, Kürtlerin birlik olmasının önemine vurgu yaptı. KADEP Genel Başkanı Şerafettin Elçi, yaptığı konuşmada, Kürtlerin talepleri konusunda bir araya geldiklerini ifade etti.

Neden Kürdistan değil de Kürdistani konferans?
Kürt konferansı olarak bu oluşumu düşündüklerini dile getiren Elçi, ancak Kürdistan'da yaşayan diğer halkların ve farklılıkları görmek adına "Kürdistani Konferans" ismini verdiklerini belirtti. Birliğe ilişkin düşüncelerini dile getiren Elçi, "316 yıl önce Ahmedê Xanê birliği dile getirmişti. O günden bu yana sürekli bir birlik arayışı olmuştur. Bir halk birlikte hareket etmeyi becerdiği oranda onurlu müreffeh eşit demokratik bir yaşamı hak ediyordur. Yine Saidi Kurdi, 1 ile başka bir 1'in niceliksel olarak bir büyüklük ifade etmediğini, ancak iki 1'in yan yana gelerek oluşturdukları 11'in bir büyüklük olduğunu dile getirmek birliğin önemini ortaya koyacak yeterliliktedir" dedi.

Elçi: Kürtler barışsever bir halktır
Birliğin ortak zemine ilişkin ise Elçi şu değerlendirmeyi yaptı: "Gruplar kişiler, partiler, ön plana çıkarılmamalıdır. Ortak değerlerimizi ve çıkarlarımızı açığa çıkarmalıyız. Kürt halkı özgür olmak istiyor. Onurlu bir yaşam istiyor. Bu ortak paydaları işlemeliyiz. Kürdistani değerler tabanından birlik aramalıyız. Kürtler savaşmaya zorlandıkları için savaşıyorlar. Yoksa barış sever bir halktır. Özgürlüğümüzden feragat etmeyeceğimiz bilinci ile barış sever olduğumuzu her kese göstermeliyiz."

Bozyel: Zulme karşı direnmek bir haktır
Elçi'nin ardından HAK-PAR Genel Başkanı Bayram Bozyel kısa bir konuşma yaptı. Türkiye'de "Kürdistani Konferansı"nın Kürt halkının yüz yıla varan inişli çıkışlı, mücadele tarihinde bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Bozyel, Türkiye'yi yönetenlerin vakit varken gözlerini açıp gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini belirtti. Türkiye tarihi Kürt halkının hak ve özgürlük taleplerini inkar ve baskı ile bastırılamayacağının tarihi olduğuna vurgu yapan Bozyel, şunları söyledi: "Türkiye Kürt sorununda köklü bir değişim ihtiyacı ile yüz yüzedir. Kürtler yaşadıkları coğrafyada kendi kendilerini yönetmek istiyorlar. Kürtlerin birliği tek ideoloji, tek parti, tek felsefe etrafında birleşmek değildir. Kürt toplumu ekonomik, sınıfsal, kültürel ve sosyolojik açıdan renkli bir toplumdur. Bu toplumsal renkliliği siyasal ve örgütsel alana yansıması son derece doğaldır. Kürtlerin birliğinden anlaşılması gereken şey Kürt halkının özgürlük, eşitlik ve demokrasi talepleri için yola çıkmış farklı görüş ve perspektiflere sahip Kürt parti grup ve yapılarını kendi farklılıklarını koruyarak karşılıklı saygı, kabul ve eşitlik anlayışı içinde temel paydalarda biraraya gelerek mücadele etmelidir. Zulme karşı direnmek bir haktır."

Bir "Kürdistan Konferansı" toplama kararı alınmasının bütün Kürtlerde heyecan uyandırdığını, özgürlük ve çözüm umudunu güçlendirdiğini dile getiren Bozyel, "Tekrar tırmanışa geçen çatışma ortamı ve işin sınır ötesi operasyonlara varması sonucunda Sayın Barzani konferans yapma koşullarının ortadan kalktığını açıkladı. Kuşkusuz bu üzücü ve olumsuz bir durumdur. Bu olumsuz gelişmelere rağmen, böyle bir konferans toplama çabaları terk edilmemelidir. Çünkü böyle bir konferansa duyulan ihtiyaç ortadan kalkmış değil, tersine daha da yakıcılık kazanmıştır" dedi. Bozyel, son olarak ortaya çıkan çözüm koşullarını değerlendirmek açısından BDP'li milletvekillerinin parlamentoya dönmesi gerektiğine inandıklarını kaydetti.

Demirtaş: Statüsüzlüğe son verme zamanı geldi
Bozyel'in ardından konuşma sırasını alan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, konferansın Kürt halkının geleceğine ışık tutacağını belitti. Konferans bileşeni her kesin tarihi bir adım attığının farkına varması gerektiğini söyleyen Demirtaş, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu güne kadar Kürtler uluslar tarihinde hep kendi sorunlarıyla ifade edildiler. Kürtler denince, Kürt sorunu anlaşıldı. Çünkü Kürtler en küçük hücrelerine kadar bölünmüştür. Bu çerçevede bir halk olarak uluslar tarihine geçebilmemiz için birliğin vazgeçilmez olduğu görülmelidir. Kürt halkı 200 yıldır mevzide yenilmemiştir. Ya iç ihanet ya da masa başında yenilgilere uğramıştır. Bu gün Kürtlerin varlığı verilen mücadele ile kabul ettirilmiştir. Artık Kürtlerin statüsüzlüğüne son verme zamanı gelmiştir. Öncelikle kendimiz olmayı becerebilmeliyiz. Biz ulus stratejisi çerçevesinde bir araya gelinmesi gerektiği inancındayız."

Demirtaş, bir araya gelmenin Kürtlerin talepleri konusunda ortak payda yakalanması çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirterek, Kürtlerin taleplerindeki ortak paydaları şu şekilde sıraladı: "Demokratik Ulus stratejisi çerçevesinde bir araya gelinmesi gerektiğini düşünüyoruz. Farklılıklarımızı renklerimizi değiştirmek zorunda değiliz. Parçalar içinde statüsel çözümler gerektiğine inanıyoruz. Ortak müştereklerde birleşilmesi gerektiği inancındayız. Kürt halkının istekleri konusunda birlik yakalanması gerektiği doğrusunu kabullenmeliyiz. Bu konferansın Ulusal Konferansa zemin hazırlaması gerektiği inancındayız."

Çiftyürek: Önce operasyonlar durmalı
Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek de yaptığı konuşmada, Türkiye'nin savaşı tırmandırarak bölgesel bir savaşa zemin yarattığını ve amacının Suriye'de ortaya çıkabilecek yeni bir Kürt yönetimini engellenmesi olarak değerlendirdi. Çiftyürek, konuşmasında ortak paydalarda birliğin zorunlu olduğunu dile getirirken, ortak paydayı şu cümleler ile tanımladı: "Ortak paydamız Kürt halkının kendi kaderini tayin etmesidir. Bizler Özerklik, Federasyon ya da başka bir çözüm gösterebiliriz. Ancak hepimiz Kürt halkının kendi kendisini yönetmesini istiyoruz. Biz Kandil'dekilerinin silahlarını susturması için önce Türkiye'nin operasyonlara son vermesini istiyoruz. Türk annelerin de gardını indirmesi gerekiyor. Kürtler son 50 yıldır sömürgeci dinsizler ve emperyalistler karşısında serhıldan kültürü ile ayakta durmayı becerdi. Bundan sonra da Kürtlerin birliği serhıldan kültürünü zirveye taşıyacaktır. Emperyalist güçler karşısında birlik olalım."

İpek: Üç ana talebim var
Kürt Devrimci Demokratlar Hareketi (TDŞK) Başkanı Halim İpek ise, yaptığı konuşmada operasyonların durdurulmasını istedi. Hükümete çağrıda bulunan İpek, "Bu konferans Kürt halkının sesine kulak vermek için bir fırsattır. Hükümete, devlete Kürtler olarak kararlılığımızı göstermeliyiz. Konferansın sonunda hep birlikte önemli kararlar alacağımızı umuyorum. Kürt sorununun barışçıl, demokratik çözümü için Kürtlerin statüsünün yeni anayasada teminat altına alınmasını öneriyorum. Bu bakımdan 3 ana talebim bulunmaktadır. Birincisi Kürtlerin statüsünün kabul edilmesi, ikincisi anadilde eğitim hakkının tanınması, üçüncüsü ise siyasal çalışmalar önündeki engelin kaldırılmasıdır" diye konuştu.

Konferans yapılan konuşmaların ardından moderatörlüğünü Şah İsmail Bedirhanoğlu'nun yaptığı Sivil Toplum Kuruluşları temsilcilerinin konuşmaları ile devam ediyor.