Ergenekon'da iddianameye devam...

Sanıkların sorgulanmasına başlanmadan elle tutulur bir gelişme olmayacağı anlaşılan, bir hafta sürmesi beklenen iddianamenin okunması sürecinin tansiyonun düşürülmesine yardımcı olduğu gözlenen Ergenekon Davası duruşmaları, çadır tiyatrosuna döndü. Dün yapılan beşinci duruşmaya, kimi sanıkların iddianame sayfalarında yer alan küfürleri "damga vurdu".
Cuma, 31 Ekim 2008 08:33

soL (HABER MERKEZİ) İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen ve 20 Ekim tarihinde başlayıp sırasıyla 23 Ekim, 27 Ekim ve 28 Ekim'de yapılanlardan sonra, 46'sı tutuklu 86 sanığın yargılandığı Ergenekon Davası'nın beşinci duruşması, dün gerçekleştirildi. Başka bir suçtan ötürü Kandıra F Tipi Cezaevi'nde hükümlü bulunan ve aynı zamanda Ergenekon sanığı olan Sedat Peker'in ilk kez getirildiği duruşmaya, diğer tutuklu sanıkların yanı sıra dokuz tutuksuz sanık katıldı.

Duruşmada, şimdiye dek 121 sayfası bitirilen 2 bin 455 sayfalık iddianamenin, Cumhuriyet savcıları Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından dönüşümlü okunmasına devam edilirken, "Devlet İçerisindeki Gizli Yapılanma" bölümünde yer alan, "Yargı Yapılanması", "Emniyet yapılanması", "Sivil Yapılanma" kısımları sadece anabaşlıklar halinde okunarak ayrıntılara girilmedi. Tutuklu sanıklardan birinin oturduğu yerden konuya ilişkin konuşması üzerine, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, "satır satır okunsun mu? Bir karar verin artık. Avukatlar atlanarak okunmasında bir sakınca olmadığını söyledi" deyince, avukatlar iddianamenin atlanarak okunmasına devam edilmesini istediklerini bildirdi ve özet okumaya devam edildi.

"Küfürlü iddianame mi olur"
Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, iddianamede yer alan ve bazı sanıkların telefon görüşmelerini içeren diyaloglardaki küfürleri kimi zaman kısaltarak, kimi zaman da alenen okudu. Pekgüzel'in alenen okuduğu küfürlü bölümler salonda gülüşmelere neden oldu.

Tutuklu sanık Nusret Senem, 35 yıllık avukat olduğunu ve içinde küfür bulunan bir iddianameye daha önce hiç rastlamadığını dile getirerek, küfürlerin açık olarak okunmamasını talep etti. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, sanık Nusret Senem'in bu konudaki talebini Savcı Pekgüzel'e söyleyince, Pekgüzel, "kısalttığımız zaman da itiraz geldi" diye konuştu. Şengün'ün, küfürlerin kapatılarak okunmasını istemesi üzerine Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, ilerideki sayfalarda yer alan küfürleri atladı.

Mehmet Zekeriya Öztürk'ün avukatı Yaşar Ağsu da, davalarda bu şekilde iddianame okunduğunu daha önce hiç duymadığını belirterek, olağan işleyişte iddianamenin sanıklara tebliğ edildiğini, sorgu sırasında da sanıklara haklarındaki iddiaların söylenmesiyle iddianamenin okunmuş olacağını belirtti. Bazı sanık avukatları da, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'na dilekçe vererek, iddianamenin okunmasından vazgeçilip, sanıkların sorgusuna bir an önce başlanmasını istediler.

Beşinci duruşmadan önemli bir ara karar çıkmadı. Dava bugüne ertelendi. Altıncı duruşma
saat 09:30'da başlayacak.

Mahkeme çevresinde sis vardı
Zaman gazetesinin deyimiyle,"Türkiye'nin sisli ve puslu dönemlerine ışık tutması beklenen Ergenekon Davası"nın görüldüğü Silivri Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesi ve çevresine, dün sabah yoğun bir sis çökmüştü.

Silivri halkı "Yüzyılın Davası"ndan rahatsız
Silivrili vatandaşlar, gazetecilere, "yoğurdu ve bostanıyla ünlü" ilçelerinin cezaeviyle birlikte anılmaya başlanmasından rahatsızlık duyduklarını ifade ettiler. Silivri Belediye Başkanı Hüseyin Turan, ilçenin bu şekilde anılmasını istemediklerini belirterek, cezaevinin "imaj" açısından ilçeye olumsuz yansımaları olduğunu söyledi. Turan, "ekonomik açıdan da cezaevinin ilçeye çok olumlu katkısı olduğu söylenemez. Cezaevine gelen mahkum yakınlarının bir çoğu Silivri'ye uğramadan gidiyor. Ancak yüzde 15-20'si esnaftan alışveriş yapıyor" dedi.