'Cemaat Paris katliamının içinde'

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat, Fetullah Gülen’in Kürt siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katledildiği komplonun içinde olduğunu söyledi. Hozat Gülen cemaatini NATO’nun yeni Gladyosunun merkezi olarak tanımladı.
Çarşamba, 08 Ocak 2014 11:32

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat, 1. Yıldönümünde Paris Katliamı’nı ANF’ye değerlendirdi.

"9 Ocak katliamıyla PKK’nin tasfiyesi ve özgür kadın ve özgür Kürt kimliğinin ezilmesinin" amaçlandığını ifade eden Hozat, bununla bağlantılı olarak çözüm sürecinin önü alınarak bir savaş sürecinin başlatılmak istendiğini söyledi. Hozat, “Katliam güncel olarak tamamen gelişebilecek olası demokratik çözüm sürecini hedefledi. Bundan kaynaklı hedeflenen arkadaşlar çok iyi tespit edilmişti. Sara yoldaş PKK’nin kurucularından biriydi ve tek kadın kurucuydu. Kadın özgürlük hareketinin de ilk kadın kurucu üyesi ve lider kadrosuydu. Sara yoldaşın PKK ve Kadın özgürlük hareketi içinde manevi değeri ve etkisi çok büyüktü. Kürt halkı ve demokratik kesimler nezdinde büyük bir yeri ve değeri vardı. Sara yoldaş şahsında tamamen PKK’nin ve Kadın Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesi hedeflendi. Hedeflenen özgür kadın ve özgür Kürt kimliğiydi. Yine Rojbin yoldaş diplomasi çalışmalarında çok başarılı bir kadın arkadaştı. Kürt halk kimliğinin uluslararası hukukça tanınması için çok önemli ve başarılı çalışmalar yürütmüştü. Ronahi yoldaş gençlik hareketinin en aktif ve en başarılı kadrolarından biriydi. Özgürlük hareketinin en seçkin kadrolarının bu kadar vahşi ve alçakça bir biçimde hedeflenmesi, kapsamlı bir savaşa neden olabileceği gibi PKK ve Kürt kadın hareketinin sindirilebileceği, teslim alınabileceği hesabına da dayanıyordu. Amaç Türkiye’de iç savaşa yol açacak kapsamlı bir savaşı başlatmaktı. Bu alçakça katliam büyük bir savaşın ve soykırımcı politikaların devam edeceğinin işaretini veriyordu. Önderliğimize karşı ise büyük bir tehdit anlamına geliyordu. Bu katliamla, ‘Kürt sorununun çözümüne dönük atılacak her adıma böyle karşılık vereceğiz’ deniliyordu. Bu katliam çok büyük, derin ve karanlık güçlerin devrede olduğunun işaretini veriyordu. Önderliğimizin, ‘Bu katliam bir işaretti’ demesinin sebebi de buydu” şeklinde konuştu.

“Herkesin de bildiği gibi sekizinci ateşkes 2010 yılının sonlarında bitti ve ardından kapsamlı bir savaş süreci yaşandı. 2011 ve 2012 yılları mücadele tarihimizin en şiddetli savaş yılları oldu. Devrimci halk savaşı hamlesiyle gerilla, Botan ve Zagros sahalarında birçok alanı hakimiyeti altına aldı. Türk ordusu karadan hareket edemez duruma getirildi. Diyarbakır zindan direniş geleneğinin bir devamı olarak PKK tutsaklarının olduğu tüm zindanlarda destansı bir direniş gelişti. Halkın direnişi zindan direnişini tamamladı, Kuzey Kürdistan adeta büyük bir direniş ve isyan alanı haline geldi. Yine Suriye’de ve Rojava Kürdistan’ında yeni bir durum ortaya çıktı, Suriye büyük bir iç savaş sürecine girdi. Rojava Kürtleri Suriye’de yaşanan savaş ve Baas diktatörlüğüne dayalı ulus devlet sisteminin dağılmasından faydalanarak devrim yaptılar. Demokratik devrim konseyini kurdular, doğrudan demokrasiye dayalı öz yönetimlerini inşa etmeye başladılar” sözleriyle katliam öncesindeki süreci değerlendiren Hozat devamla şunları söyledi: “Tüm bu gelişmeler Türk devletini ve AKP hükümetini doğrudan etkiledi. AKP iç ve dış siyasetinde büyük bir yenilgi aldı, başarısız kaldı. Mısır ve Libya’da olduğu gibi Suriye politikası da büyük bir darbe aldı ve çöktü. İçte ve dışta üst üste aldığı yenilgiler karşısında zorlanan ve sıkışan AKP hükümeti çareyi Önder Apo ile görüşmelerde buldu. İmralı’ya heyet göndererek diyalog sürecini başlattı. Paris katliamı ve komplosu tam da böyle bir sürece denk geldi. Paris komplosu olası gelişebilecek çözüm sürecine karşı yapılan bir komplo ve saldırıydı. Bu bakımdan uluslar arası komplonun da bir devamıydı. Uluslar arası komployu yapan güçlerle bu katliamı yapan güçler aynıdır. Türkiye’deki paralel devlet de işin merkezindedir.”

'Paralel devlet sorunu çözdürmüyor'
Türkiye’de tek devletten bahsetmenin mümkün olmadığını kaydeden Hozat, paralel devletlerin ülkenin siyasetinde önemli bir etkiye sahip olduğunu söyledi. “Türkiye’de resmi devletin dışında bir de oluşan paralel devletler vardır. Mesela F. Gülen cemaati paralel bir devlettir” diyen Hozat devamla şunları söyledi:

“İsrail lobisi, yine milliyetçi Ermeni ve Rum lobileri paralel birer devlettir. Paralel devletlerin birbiriyle ortaklaştığı ciddi bir çıkar ilişkisi vardır. Paralel devletlerin resmi bir hukukları, anayasaları yoktur. Görünürde resmiyete kavuşmuş bir orduları da yoktur ama resmi olandan daha güçlü ve örgütlü bir güce sahiptirler. Özel harp dairesi ve JİTEM gibi güçler paralel devletin vurucu güçleridir, şimdi buna resmi kimlikli emniyet, polis ve yargı güçleri de eklenmiştir. Bunların bağlı kaldıkları hiçbir hukuk ve kural yoktur. Tüm savaş kurallarını kendileri belirleyip uyguluyorlar, kimseye de bir hesap vermiyorlar. Paralel devletin korkunçluğu esas burada ortaya çıkıyor. Paralel devlet Gladyo devletidir, NATO destekli cemaatin ve lobilerin illegal devlet örgütlenmesidir. Asıl amacı, Türkiye’nin demokratikleşmesini engellemektir. Türkiye’yi sürekli batıya bağımlı kılmaya çalışarak batının bölge politikalarını Türkiye üzerinden hayata geçirmektir. Bunun için paralel devlet Türkiye’yi batıya bağımlı kılmak için Kürt sorununu sürekli canlı tutuyor, çözdürmüyor. Kürt sorunu demokratik temelde çözülürse Türkiye demokratikleşecektir ve bunu katiyen istemiyor. Sürekli savaşı ve çatışmayı geliştirerek Türkiye’yi kontrolünde tutuyor, çıkarları neyi gerektiriyorsa Türkiye’ye onu yaptırıyor. Uluslar arası komplo gibi Paris komplosu da bu planın çok önemli bir parçasıdır. Devletin Önderliğimiz ile diyaloga geçtiği bir süreçte bu katliamın yapılmasının sebebi de budur.”

Türkiye’deki paralel devletin özellikle de Fetullah Gülen cemaatinin bu katliamın içinde olduğunu ifade eden Hozat “Ömer Güney cemaatin en aktif kadrolarından biridir. Paris katliamından önce Ömer Güney birçok defa Türkiye’ye geliyor. O süreçte Türkiye’de birçok toplantının yapıldığına dair somut bilgiler vardır. Türkiye’de katliamdan on, on beş gün önce Ömer Güney’in de içinde olduğu bir toplantı yapılıyor. Bu toplantıdan ve öncesi yapılan birçok toplantıdan ve plandan AKP’nin haberdar olmaması mümkün değildir. Kaldı ki Erdoğan bir ay boyunca Sara arkadaşı izlediklerini bizzat kendisi belirtti. Türkiye’de resmi devlet bir şemadan, bir şekilden ibarettir, Türkiye’yi yöneten esas güç paralel devlettir. Türkiye’yi yöneten NATO’dur, NATO’nun kurduğu ve merkezinde Gülen cemaatinin yer aldığı yeni Gladyodur. Paris katliamını da bu güçler yaptı. NATO bağlantılı olarak Almanya ve Fransa da bu işin içindedir” şeklinde konuştu.