AKP'li Çelik: Askerin tavrı emre itaatsizlik

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, 29 Ekim resepsiyonuna askerlerin katılmamasıyla ilgili olarak, “Cumhurbaşkanı çağırdığı zaman asker onun davetine gider. Gitmemek, emre itaatsizlikle eşdeğer” dedi.
Pazartesi, 01 Kasım 2010 20:19

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, NTV'ye yaptığı açıklamada 29 Ekim resepsiyonuna askerlerin katılmamasına ilişkin “Kılık kıyafet özgürlüğü demokratik bir haktır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Sayın Cumhurbaşkanı’nın davetine herhangi bir kılık kıyafet hassasiyeti sebebiyle katılmaması diye bir şey sözkonusu olamaz. Çağdaş bir orduya bu yakışmaz. Cumhurbaşkanı çağırdığı zaman, Cumhurbaşkanı başkomutandır, asker onun davetine gider. Gidip gitmeme gibi bir tercihi yoktur. Özellikle teammüllerin, geleneklerinin güçlü olduğunu söyleyen bir ordu açısından bu geleneğe bu şekilde karşı çıkmak, emre itaatsizlikle eş sayılabilecek bir şeydir" dedi.

"Böyle yaparlarsa ideolojik cemaat olurlar"
Çelik sert bir dille eleştirilerini sürdürerek, "Bir gün sonra bir olay oldu Türkiye’nin siber tehdide ne kadar hazırlığıyla ilgili bir haber çıktı. Denildi ki, ‘Genelkurmay dahil, siber tehdide hiçbir kuvvet tatbikat düzeyinde bile hazır değil. Ben TSK’dan çok güçlü bir yalanlama beklerdim. Adana’da olduğu gibi başörtülü bir hanım oraya girdiği zaman o binayı nasıl terkedeceklerinin hesabını yapıyorlar.

Hele de Sayın Cumhurbaşkanı’nın, Başkomutanın eşine karşı hanımefendi bir geziye geldiğinde şu şekilde bir karşılama olsun, gelmediğinde şu şekilde karşılama olsun gibi basına yansıyan o planlı şemalar doğruysa, modernleşmenin merkezi olarak gösteren ordu şunu bilmelidir modernleşmenin esası kadının kamusal alana katılımıdır. Kadının kamusal alana katılımının şu ya da bu kılık kıyafet hassasiyeti sebebiyle karşısında duran ordu, çağdaş bir ordu olamaz. O zaman içe kapanır, kendi kendine birtakım törenler yapmaya başlar. Kendisini de bir ideolojik cemaat olarak tanımlamış olur" dedi.

"Türkiye'nin meşru mekanizmalarına karşı tavır"
Çelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:

"Atatürkçü düşünce sistemi kavramını bunun için kullandılar, yani bir ‘izm’ kapalı bir ideoloji sahibi gibi görünmemek için. Ama kendilerini daha da dar bir alana çekiyorlar. ideolojik bir cemaat görüntüsü vermeye başlıyorlar. Baştan aşağı yanlış olan bir kamusal alan tanımı üzerinden gerçekleştirilmiş bir tavır, üstelik Türkiye'nin meşru mekanizmalarına karşı bir tavır.

Adana’da bir başörtülü hanım, Cumhuriyet kutlamalarına katılmaya gitmiş, askerler salonu terk etmişler. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının Cumhuriyet’i kutlamasına tepki gösteren bir Silahlı Kuvvetler olabilir mi? Silahlı Kuvvetler’in yapması gereken stratejik gücünü geliştirmektir. Yani başörtüsü konusunda bu binanın neresinde kaçalım, bu binanın neresinde girelim hesabı yapacaklarına oturursun siber terörizmle ilgili kendi asli konusu olan mevzu ile ilgili standartlarını yükseltmeye çalışırsın. Ordumuz milletin içinden çıkmıştır, bununla övünür. Şimdi aynı kıyafetli bir hanımefendi şehit eşi olduğu zaman makbul oluyor ama oraya Cumhuriyet kutlamasına geldiği zaman makbul olmuyor. Hiçbir kurum böyle bir kıstas koyamaz, özellikle de TSK. Türkiye bunları aşar, kendi sosyolojisi ile barışır. Bununla barışmayan kendisini kıyıya itmiş olur. Seçilen cumhurbaşkanına cephe selamı vermeyi bir hafta düşündüler. Biz silahlı kuvvetlerimizi böyle görmek istemiyoruz."

(soL - Haber Merkezi