Sayfa yolu
Ağalar nankörlüğe kırıldı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 23.09.2009 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un önceki gün Mardin'de bir sınır karakolunda sarf ettiği “Bu bölge insanı ağalardan çok çekti. Zamanın ağalarından çeken bu insanlar, bugün de siyaset ağalarından ve terör ağalarından muzdaripler. Temel sorunlarımızdan biri halkı, bu terör ve siyaset ağalarından kurtarabilmektir” sözleri, Meclis’teki ağa milletvekilleri tarafından üzüntüyle karşılandı.
Aşiret ağası CHP ve AKP'li milletvekilleri Başbuğ'un bu sözlerle devlete yıllarca hizmet eden aşiretlerini tenzih etmeden tüm aşiretleri aynı değerlendirmeye tabi tutmasına sitem ederek, aşiretlerin düzene faydalarını hatırlattılar.
Aşiret reisine atıfla...
Aslında Başbuğ'un “teör ve siyaset ağalarından” bahsederken yıllardır devletle birlikte çalışan “korucu ve milletvekili” ağalarını da karşıya aldığını gösterir bir işaret yoktu. Başbuğ'un bu konudaki “iyi niyet”inin en önemli göstergesi, konuşmasının bu bölümünde hemen “rahmetli Van Milletvekili Kinyas Kartal”ın bir sözüne göndermede bulunmasıydı.
Başbuğ “terör ve siyaset ağaları”na işaret ettikten hemen sonra Kinyas Kartal'a atıfta bulunuyordu: “Rahmetli Kinyas Kartal'ın sözlerini önemli buldum. Şöyle diyor: Ayrılık tohumu giren tarladan nifak ve nefret çıkar. Evvela bu milletin evlatları kaderlerinin ortak olduğunu öğrenmelidir. Birbirimizi yeteri kadar seversek başka sevgiye muhtaç olmayız.” Peki kimdi Başbuğ'un sözlerini dayandırdığı “rahmetli Van Milletvekili Kinyas Kartal”? 1920'li yıllarda Said Nursi ile birlikte Van'dan sürgün edilen, ancak 1960'lı yıllarda AP milletvekili olarak Meclis'e giren, Brukan aşiretinin reisi.
“Hizmetlerimizin karşılığı bu mu olacaktı?”
Gene de Başbuğ'un sözleri, devlete şöyle ya da böyle destek veren “ağalar” arasında tedirginlik yaratmış gibi gözüküyor. CHP ya da AKP gibi siyasi partilerde “siyaset yapan”, yani aşiretlerinin oyuyla milletvekili olmuş isimler Başbuğ'un eleştirisine itiraz ettiler ve Cumhuriyet tarihinin önemli bir gerçeğini kendisine hatırlattılar: “Güneydoğuda düzenin öyle ya da böyle sürmesi şimdiye dek aşiretlerin yani ağalık sisteminin sayesinde olmuştu.”
“Tüm aşiretleri aynı kefeye koymak yanlış”
CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve eski Diyarbakır Milletvekili, kendisi de bir “ağa” olan Mesut Değer, Genelkurmay Başkanı'nın ağalara ilişkin sözlerinden duyduğu üzüntüyü ifade etti. Değer, en çok Başbuğ'un “terör ağaları” ve “siyaset ağaları” arasında bir ayrım yapmamış olmasına bozulduğunu belirten bir açıklama yaparak aşiretinin devlete bağlılığını hatırlattı.
Değer'in Cihan Haber Ajansı’na verdiği demeç şöyle: "Yalnız siyaset ağaları bölgedeki tüm ağaları kapsayacak şekildeki cümlesine katılmıyorum. Doğru da bulmuyorum, yanlıştır. Şöyle ki biz de ağayız. Aşiret lideriyiz, aşiretimiz var. (...) Devlete bağlıyız. Siyaset ağasıyım. Ben siyasetle de uğraştığım için. O tabire giriyorsam, benim aşiretim benden dolayı muzdarip değildir. Bu nedenle sayın paşamın bu kapsamdaki değerlendirmesini üzüntüyle karşıladım. 10 bin üzerinde bir aşiretim var. Teröre uzak duruyoruz. Halkımıza, kendi ailemize sahip çıkıp siyasetle uğraşıyorsak, bu insanlar bizden muzdarip değildir. Diyarbakır halkı da bizden muzdarip değildir. Hepsini aynı kefeye koymak doğru değildir."
CHP eski Batman Milletvekili Mehmet Nezir Nasıroğlu da kendisinin Sinka aşiretine mensup olduğunu hatırlatarak, Değer gibi, “devlete bağlı aşiretler” ve “teröre destek veren aşiretler”ayrımı yapılmamış olmasından duyduğu üzüntüyü ifade etti ve “ağalar olmaması durumunda bölge insanının başka yönlere çekilebileceğinin” altını çizerek aşiretinin devlete sunduğu hizmetleri hatırlattı.
“Sendika gibiyiz”
AKP eski Mardin Milletvekili Selahattin Dağ da, Başbuğ'un açıklamasında “iyi aşiretler” ve “kötü aşiretler” arasında ayrım yapmamasından dolayı diğer aşiret mensupdaşları ile aynı üzüntüyü paylaştığını ifade eden bir açıklama yaptı. “Bölgede iyi niyetli aşiret ağaları da var. Faydası olan din adamları da var, zararlı olan, dini kullananlar da var. Ağalığını kullananlar da var. Bizim bölgemizde ağırlıklı olarak cehalet olduğu için biraz daha etkisi vardır. Devlet kendini sorgulasın” diyen Dağ, aşiretleri de sendikalara benzeterek “sivil toplum kuruluşu” gibi yansıttığı konuşmasında şunları söyledi: “Bir sendika da Türkiye'nin her tarafına şubesini kuruyor ve menfaat elde ediyor. Siyaset de kullanıyor, rant da kullanıyor. Bunlar da birer aşirettir. Oranın adı aşiret kaldı, buranın adı dernek oldu.”
Aşiret-oy-milletvekili düzeni
Yukarıda “ağa” milletvekillerinin kendilerinin de ifade ettikleri gibi, cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllardan beri bölgede düzen siyaseti aşiretler ve ağalar eliyle sürdürülüyor, milletvekilleri aşiretler tarafından seçiliyor ya da seçtiriliyor. Demokrat Parti'den Adalet Partisi'ne, DYP'ye ve ANAP'a, MHP'den AKP'ye, CHP'den DSP'ye Türkiye'de iktidara gelmiş veya düzenin küçük ya da büyük bir parçası olmuş tüm partilerin doğuda ve güneydoğuda “aşiretleri bağlayarak” oy aldığı ve dolayısıyla da aşiret üyelerini milletvekili adayı gösterdiği bilinen bir gerçek.
Bir örnek: Rışvan aşireti
Aşiretlerle Meclis'teki partiler arasındaki milletvekili-oy ilişkisine en iyi örneklerden biri, 21 kolu olduğu söylenen ve çok eski bir aşiret olan Rışvan aşireti. Rışvan aşiretinin reisi AKP Adana Miletvekili ve AKP eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın dedesi. Mehmet Fırat'ın dedesi Hacı Bedir Ağa, 1920'de kurulan Birinci Meclis'ten başlayarak üç dönem milletvekilliği yapıyor, Hacı Bedir Ağa'nın oğulları da Demokrat Parti'den milletvekili oluyorlar. Başta Adıyaman olmak üzere bölgede pek çok ile yayılmış büyük bir aşiret olduğu söylenen Rışvan aşiretinin çoğunluğu AKP'den olmak üzere Meclis’te çok sayıda milletvekili hatta bakanları var. Bunlardan biri, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Gaziantep Milletvekili Mehmet Şimşek, bir diğeri de AKP Yozgat Milletvekili Abdulkadir Akgün. Aşiretin “siyaset ağaları” sadece AKP'liler değil, CHP'nin de aşiret ağası milletvekilleri var. CHP eski Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Eşref Erdem, CHP Konya Milletvekili Atilla Kart bunlar arasında. Görüldüğü gibi aşiret büyük olunca, oy sayısı çok, Meclis’teki milletvekili sayısı da hayli kabarık oluyor.
Meclis'te güneydoğu illerinden gelen milletvekillerinin kökenine bakıldığında benzer şekilde her birinin bir aşiret bağlantısı olduğunu görmek mümkün.
“Terör ağası” varsa “korucu ağası” da var
Aşiretlerin tek işlevi güneydoğuda partilerin oy deposu olmak değil. Aynı zamanda koruculuk sisteminin temel dayanağı olarak devletin bölgede sürdürdüğü savaşa önemli bir destek de sunuyorlar.
Koruculuk deyince akla ilk gelen isimlerden biri Jirki aşireti. Jirki, 1985'te devletle anlaşma yaparak koruculuk uygulamasını ilk başlatan aşiret. Koruculuk karşılığında devlet Jirki aşiretinin karıştığı yüzlerce cinayeti görmezden geliyor. Koruculuk deyince akla gelen bir diğer aşiret de Bucak aşireti. Bucak aşireti ile ilgili olarak bir JİTEM subayı tarafından yapılan şu değerlendirme durumu da özetliyor: “Örneğin Urfa bugün Bucak'lardan sorulur. Urfa hem Adıyaman'ı, hem Diyarbakır'ı, hem de Gaziantep'i denetliyor. Bu açıdan Özel Harekât timlerinin yapamadığını Bucak aşireti yapıyor...”
Bucak aşireti reisi ve aynı zamanda DYP Şanlıurfa Milletvekili olan Sedat Edip Bucak'ın Susurluk kazasından yaralı olarak kurtulmasının ardından aşiretlerin devletle olan ilişkileri, koruculuk ve kontrgerilla yapılanmasında oynadığı roller de gün ışığına çıkmıştı.
Yine DYP'den milletvekili olan Tayan aşireti lideri Kamil Atak da devlet adına pek çok cinayet işleyen korucuların başında geliyor. Atak, Van'da iki çobanın öldürülmesi suçundan yargılandığı dönemde Refah Partisi ve MHP'den Cizre Belediye Başkanlığı görevlerini yürütüyordu.
(soL-Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.