ABD iyi de, çevresi kötü!

ABD’den umutlanmak için yeni sebep bulundu: Aslında ABD bölgede istikrar ve demokrasi istiyor, ancak demokrasi karşıtı gruplar bunu engellemeye çabalıyor.
Çarşamba, 09 Aralık 2009 09:30

Türkiye basınında ABD’den umut beklemek adına şimdiye dek denenen taktiklere bir yenisi eklendi: “ABD iyi fakat çevresi kötü” söylemi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD gezisinin başlamasından bu yana bu görüşmeleri konu alan köşe yazarlarının çoğu, ABD’deki demokrasi karşıtı lobilerin Türkiye ile ilişkilerde anti-propaganda yaptığını, aksi halde ABD’nin bölgeye istikrar ve demokrasi getireceğini yazdılar.

Bu anlayışa göre ABD Ortadoğu’da istikrar arıyor, ancak Başkan Obama etrafında lobi faaliyeti yürüten birtakım gruplar, ABD’yi bu yoldan çıkarmaya çalışıyor. Yine buna göre ABD’nin istikrar arayışı Türkiye açısından çok önemli, çünkü ABD bu yoldan gittiği sürece Türkiye’nin Kürt sorunu dahil diğer sorunları ABD tarafından çözülecek.

Yeni Şafak gazetesinden, Vaşington ziyaretinde Erdoğan’la birlikte bulunan köşe yazarı Fehmi Koru, 6 Aralık’ta yazdığı köşe yazısında, bu zirvenin ABD ile Türkiye ilişkileri açısından kritik bir dönemeç olduğunu savunarak, iki ülke arasındaki “özel yakınlaşmadan” bahsetti. Koru, “Pazartesi günü Beyaz Saray'da yaşanacak Barack Obama ile Tayyip Erdoğan buluşmasına yalnızca iki ülke hazırlanmadı buluşmanın başarıya ulaşmasını hayati çıkarlarının zedelenmesi görenler de suyu bulandırma çalışması yaptılar. Ergenekon ile ilgili 'çelişkili' bir raporun İngiliz yazarı Washington'da konferanslar verdi Türkiye'de basın özgürlüğünün zedelendiği iddiaları itibarlı gazetelerde yayınlatıldı. Gözle görülür bu çabalar dışında gözle görünmeyen kimbilir ne tür çalışmalar yapıldı, yapılıyor buluşma öncesi...” diyerek Türkiye karşıtı lobi faaliyetlerinden bahsetti. Koru’ya göre ABD ile Türkiye’nin ortaklığının başarılı olması durumunda bölgeye demokrasi gelecek, çünkü ABD’nin çıkarları Ortadoğu’da demokrasinin yerleşmesinden yana. Ancak Ortadoğu’da demokrasinin yerleşmesi, ABD’deki bazı grupların çıkarlarına ters geliyor.

Fehmi Koru, aynı yazısında “Buna karşılık, Amerika'nın dikkatinin Irak'tan Afganistan'a kaymasının Türkiye'nin kendi düzeni ve istikrarını olumsuz etkilediği bir süredir Ankara'nın gündeminde...” diyerek ABD’nin Türkiye’nin istikrarı açısından da önemini savunuyor. Koru’nun aktardığına göre Ankara da ABD’nin Irak’a odaklanmasının, Türkiye’nin başta Kürt meselesi olmak üzere sorunlarını çözeceğini düşünüyorlar.

Fehmi Koru, 7 Aralık’ta Taha Kıvanç imzasıyla yazdığı yazısında ise Erdoğan ile Obama’nın buluşmasında iki olasılık olduğunu, ya istikrar karşıtı lobi faaliyeti yürüten grupların baskın gelmesi durumunda Vaşington’daki “Türkiye ve AK Parti ilgisinin önümüzdeki haftadan itibaren” biteceğini, ya da görüşmenin başarılı geçmesi durumunda “Türkiye ve Ak Parti'ye yönelik tezviratın ağırlaşarak yeniden başlayacağını” savundu.

Vatan gazetesinden Can Ataklı da 8 Aralık tarihli “Fehmi Bey’den al haberi, AKP’yi zor günler bekliyor” başlıklı yazısında Fehmi Koru’nun tezlerini aktararak, Türkiye aleyhtarı lobi yapan grup nedeniyle AKP’nin durumunun pek parlak olmadığını savunuyor.

ABD ile Türkiye’yi buluşturan “demokrasi vizyonu”
Zaman gazetesi köşe yazarı İhsan Dağı, 8 Aralık’ta çıkan köşe yazısında iki ülke arasındaki “model ortaklığın” en önemli unsurunun, “paylaşılan demokrasi vizyonu” olduğunu söyledi. Dağı’ya göre ABD ile AKP’yi buluşturan ortak demokrasi zemini, ancak “Bu zemin ortadan kalktığında hiçbir ortaklık türünü ayakta tutmak mümkün olmaz”, çünkü “Soğuk Savaş sonrası dönemde demokrasi vizyonuna dayanmayan stratejik işbirliklerini orta-uzun vadede muhafaza etmek ve meşrulaştırmak mümkün değil.”

Böylece Dağı’dan ABD’nin Ortadoğu’da niye demokrasi istediğinin bilimsel açıklamasını alıyoruz, ancak maalesef ABD’yi bu yoldan çıkarmaya çalışanlar var. Dağı, “Türkiye'deki bazı anti-demokratik güçler ve demokrasi dışına çıkmış bir Türkiye'yi kolayca kullanabileceğini düşünen fırsat avcıları Washington'da yoğun bir lobi yapıyorlar. Demokrasisiz bir Türkiye'nin hem kendileri için hem de ABD için daha kolay bir lokma olacağına ikna etmeye çalışıyorlar Amerikalılar” diye yazıyor.

İstikrar karşıtı lobi Ergenekoncu!
ABD’nin demokrasi ve istikrar yolundaki ilerleyişine çomak sokmak isteyen bu gruplar, bu yazarlara göre Ergenekoncu. Orhan Kemal Cengiz, Zaman gazetesinde yer alan görüşlerinde “ARI Grubu Washington'da Ergenekon konulu bir toplantı düzenliyormuş. Konuşmacı da, Ergenekon'la ilgili tek İngilizce raporun yazarı olan Gareth Jenkins... Jenkins'in raporunun adı, içeriğini yeterince anlatıyor: "Gerçekle fantezi arasında Türkiye'nin Ergenekon soruşturması." Ergenekon'un kendini aklamak için Batı kamuoyu nezdinde yoğun bir propaganda faaliyeti yürüttüğü çok açık” demişti.

ABD’de Türkiye ve dolayısıyla demokrasi karşıtı olarak nitelenen grupta ise Ergenekon davasına dar şüpheci haberler yapan ABD’li gazeteci Gareth Jenkins’in yanı sıra Washington Enstitüsü’nde çalışan Soner Çağaptay, Hudson Enstitüsü’nden Zeyno Baran, yine başka enstitülerde bulunan Michael Rubin, Daniel Pipes, Frank Gaffney Jr. gibi isimler anılıyor.

İhsan Dağı da “Öyle görülüyor ki içe kapanmacı, zenofobik, ulusalcı ve laikçi bir diktatorya tarafından yönetilen bir Türkiye'nin bölge ve dünya siyasetinde nasıl bir kaos yaratacağını herkes gibi Amerikalılar da biliyor” diyerek, bu “lobilerin” Ergenekon’un hedefleriyle ortak çalıştığını ima ediyor.

Böylece bir yandan ABD’nin bölgede demokrasi ve istikrar arayışında olduğu bir kez daha “teyit edilirken”, diğer yandan da birtakım karanlık lobilerin çalışmalarına rağmen Türkiye’nin bu arayışta ABD’nin işbirliği yapması gereken ülke olduğu ve ortaklığın güçlendirilmesi gerektiğini mesajı veriliyor.

(soL - Haber Merkezi)