Damgalamalara son vermek: Bir toplumsal adalet ve eşitlik uygulaması

Küba Ulusal Cinsellik Eğitimi Merkezi’nin (CENESEX) direktörü ve sosyoloji doktoru olan Mariela Castro Espin, bu sene dokuzuncusunu gerçekleştirdikleri Küba Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü’nün bugününe ulaşılıncaya dek verdikleri emekler ve toplumsal adaleti savunmaya olan sarsılmaz bağlılıkları hakkında konuştu.
Çeviri: Reşat Bilici - Cem Öztürk
Cuma, 13 Mayıs 2016 14:17

Editörün notu: 10 Mayıs 2016 tarihinde Küba Komünist Partisi’nin yayın organı Granma’da yayımlanan Lisandra Fariñas Acosta imzalı bu röportajı, bu hafta başlayıp ay boyunca sürecek olan Küba Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü kapsamındaki etkinlikler münasebetiyle okurlarımızla paylaşıyoruz. 


Mariela Castro Espín, Küba toplumundaki pek çok mücadele başlığından yalnızca biri olan LGBT mücadelesine nasıl ve neden başladığını açıklayan bir anekdotunda, “Kalbimde o soğuk, çaresiz duyguyu hissediyordum” diyor.

Küba Ulusal Cinsellik Eğitimi Merkezi’nin (CENESEX) direktörü Sosyolog Dr. Mariela Castro Espín, Küba Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü’nün dokuzuncusuna ulaşma yolunda ne kadar çok çalışma yürütüldüğü ve adaleti savunma yolundaki sarsılmaz bağlılıkları hakkında konuştu.

Castro Espín, CENESEX’in ilk yürüyüşü 2007’de organize ettiğini ifade ediyor. Bunun en önemli profesyonel deneyimlerinden biri olduğunu belirtirken, “Ben ve bir grup transseksüel CENESEX’ten 23. ve 12. caddelere yürüdük. En ufakları bendim; diğerleri yüksek topuklu ayakkabı üzerinde, benden oldukça uzunlardı,” diyor.

“İnsanların agresif bakışları ve yorumları, beni şahsen korkutuyordu. Aslında kimse öylesi bir saldırganlıkta bulunmadı; fakat hoşnut olmadıklarını, yargılayıcı hükümlerde bulunduklarını duyabiliyorduk, şaşkın ve öfkeli görünüyorlardı. Kendime şöyle dedim: Umarım işler bunun ötesine geçmez. Neyse ki olay tasvip etmeme durumunun ötesine geçmedi. Aleni bir şiddet durumu yoktu, ama biz yürürken yolun kenarında duran insanlar büyük bir reddetme duygusuyla yüklenmiş haldeydiler.”

Bir keresinde düzenledikleri bir etkinlikte, Erkekler Ağlamaz filmini izleyip tartışmak için özellikle sinemaya gelen insanlarla karşılaşmış. “Filmi niçin tartıştığımızı bile bilmiyorlardı; ancak ilginç olan şu ki, o gün bizzat halktan görüş almış olduk. Bize etkinliği düzenlememizin iyi bir şey olduğunu, aksi takdirde bu meseleler hakkında hiçbir zaman bilgilenememiş ve bu konuda çalışılması gerektiğini anlamamış olacaklarını söylediler. İlk defa destekleniyorduk."

CENESEX o andan itibaren, tüm bu yılların ardından artık sadece tek günlük bir tören olmayıp homofobi ve transfobiye karşı kapsamlı bir programa dönüşmüş olan etkinliği düzenlemek amacıyla hükümet, Parti, Halk Sağlığı Bakanlığı, Ulusal Yazarlar ve Sanatçılar Birliği ve Küba Kadın Federasyonu ile resmi temaslar kurmaya başlamış.

Toplumsal bilinçlenme ve dönüşüm

Granma’ya konuşan uzmana göre, sosyal politikaları ve halkın LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) toplumu hakkındaki düşünce ve görüşlerini değiştirme açısından ülkece kaydedilen ilerleme, en kritik hususlardan biri olmuş.

“Toplumun, sadece tanınmayı isteyen LGBT’lere karşı basmakalıp bakış açısını yenerek işe başlamamız gerekiyor. Mesele bunun ötesinde, bu insanların haklarına sağlanması gereken saygı ve güvence alanlarına kadar uzanıyor.”

Dr. Castro Espín, şöyle diyor: “Bazı çalışmalar, araştırmalar, yüksek lisans ve doktora tezleri tarafından da onaylandığı gibi, son on yılda toplumsal politikalarda önemli bir ilerleme yaşandığını fark ettim. 1959 Devrimi’nin sosyal politikası bu anlamda sağlam temeller kurarak işe koyulmuştu;  kadınların ve erkeklerin eşit işe eşit ücret almalarını tesis eden 1959 Devrim Yasası gibi yasamalar hususunda dahi öyle. Bu, atılmış büyük bir adımdı; üstelik gelişmiş dünyada hala verilmeye devam edilen bir mücadele.”

O günden itibaren, ülkenin yaşlanan nüfusuna istinaden yeni yürürlüğe giren yaşlılara yönelik düzenlemeler de dahil olma üzere; insan, kadın, çiftçi, çocuk ve gençlik hakları alanında büyük bir ilerleme kaydedildiğini belirtiyor.

“Ülkenin tüm kamu politikaları, o zamandan bu zamana yeni mücadeleleri belirleyen genel ve önemli esaslar ortaya koyuyor. Devrimci politikada askıda kalmış olan bir meseleye odaklanma gereği de bu yeni mücadelelerin sonucunda doğdu: transseksüel yurttaşların sorunlarının üstesinden gelecek kapsamlı çalışmalar.”

Uzman, şöyle diyor: “Bu temelde, sonrasında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği özgürlüğüne saygıyı geliştirmeyi amaçlayan fikirlerimizi sunmamızı sağlayacak çeşitli deneyimler yaşadık. Özgürlükten söz ederken, ünlü aydın Juan Marinello tarafından ifade edilen, onun büyük bir sorumluluk olarak tarif ettiği özgürlük düşüncesinden bahsediyorum.”

Mariela’nın aktardığına göre, transseksüellerin 1979’dan beri kurumsal politikanın içinde yer almasına rağmen bazı alanlar henüz ele alınmadığından, bu durum, stratejide bir değişikliğe neden olmuş: “İnsani varoluşa ait prizmanın bir parçası olan bu benzersiz insanların hakları konusunda Küba toplumunun tüm sorun ve eksikliklerinin siyasal açıdan nasıl giderileceği sorunu devam etti.”

“Fransız-Karayipli aktivist Louis George-Tin’in, 17 Mayıs’ın Uluslararası Homofobi Karşıtlığı Günü olarak kutlanması yönünde 2005’te yapmış olduğu öneriyi göz önünde bulundurarak, bu konu üzerinde çalıştık; bununla birlikte, halkımızın karakterine ve duygularına uyan özgün bir şeyler arıyorduk: toplumsal adalet için mücadele. Küba’daki Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü 2007’de işte böyle doğdu."

“Neden toplumsal adalet? Çünkü Küba Devrimi’nin kurduğu ilke ve değerlerden biri buydu; sadece bu da değil, Carlos Manuel de Céspedes ile başlayan kurtuluş mücadelelerimize de borçluyduk bunu. Çalışmamızdaki temel araç budur.”

Mariela, bu nedenle, nüfusu bu meselelerde daha fazla yol almanın önemi konusunda eğitmeye devam etmenin zorunlu bir ihtiyaç olduğunu belirterek, “Toplumsal adalet... Henüz ne tamamen çözüme kavuşturuldu ne de bu insanların haklarını güvence altına alma konusunda bir mekanizma oluşturuldu ya da kanuni, hukuki ve düzenleyici esaslar yeterli oranda geliştirebildi,” diye yineliyor.

Castro Espín’e göre, Kübalıların yurttaşlar olarak şunu kavraması önemli: “Bu insanlar belirli haklardan yararlanıyor olsalar da, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerine ilişkin diğer unsurları da güvence altına almamız hala gerekiyor; bu alanlarda adım adım mesafe kat ediyoruz."

Küba’nın sosyal politikasında kaydettiği ilerlemeyle takdir edildiğinin altını çizerek şöyle ekliyor: “Cinsel haklar konusunda uluslararası alanda bize dikkat çekilen şey, hukuki düzeyde daha fazla ilerlememiz gerektiği yönünde.”

“7. Parti Kongresi Merkezi Raporu’nda, süreci desteklemesi gereken hukuki müdahale yavaş yürütüldüğünden Esaslar’ın uygulanmasının dahi ertelendiği belirtiliyordu. Bu konunun raporda yer alması ise, bunun özel bir mücadele başlığı olarak ele alındığını ispatlıyor.”

“Kongre’de, ana mücadelelerden birinin, sosyalizme geçiş aşamasındaki bir toplumun etkin faaliyetini sağlayacak olan mekanizmaları yaratmak olmasının nedenini anladım. Hem yaratıcılık hem kurumlar arası kenetlenme gerektiren karmaşık ve oldukça zor bir mesele bu. Parti, Devrim’in itici gücü olarak, kendisinin öncülükte olduğunu göstermişti. Ancak kimi kez Parti politikasında tüm sorunlar ele alınamadı. 7. Kongre ise, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği dahil çeşitli nedenlere dayalı önyargılar ve ayrımcı tutumlar ile mücadele bakımından, ayrımcılık karşıtlığını temel hedeflerinden biri olarak açıkça tanımlamış oldu.”

Mariela, “Bu, politikada ve hukuki anlamda yaşanan önemli bir ilerleme olarak, 1. KKP Konferansı’nda çizilen rotanın takip edildiğini gösteriyor,” diye vurguluyor.

“Bu belge, elbette kamuoyunun tartışmasına sunulacak; ancak hem heteroseksüel hem LGBT aktivisti, gitgide daha çok insanın bu süreçlere katıldığının ve bu davayı savunacağının farkındayız.”

Castro Espín’e göre, bu bilinç yaratma sürecinde önemli bir unsur bulunuyor: kapsayıcılık. Bu bağlamda, CENESEX’in, politikaları ilerletmek için çabaladığı kadar, aynı zamanda, örneğin, ayrışmayı ve toplumsal dışlanmayı önleme noktasında entegrasyon sürecinin önemli bir aracı olan Ulusal Cinsel Sağlık ve Eğitim Programı’yla bağlantılı somut çalışmalar organize etmek için fikirler geliştirmeye odaklandığının altını çiziyor.

“Son beş yılda, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun desteklediği çeşitli atölye çalışmaları ve programa bağlı devlet ve sivil toplum örgütlerinden temsilciler ile beraber katılımcı yaklaşımların kullanımı aracılığıyla programı yenileme ve güncelleştirme anlamında büyük bir ilerleme kaydettik,” diye belirtiyor.

Bu bağlamda, Mariela; özellikle Eğitim, Yüksek Öğrenim, Halk Sağlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarından söz ediyor ve ilgili kurumların büyük çoğunluğundan alınan tepkilerin olumlu olduğunu ifade ediyor.

9. Küba Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü hakkında konuşan Castro Espín, bu yılki etkinliğin ikinci kez homofobisiz ve transfobisiz iş yerleri talebine adandığını açıklıyor. CENESEX’in çalışmalarının öncelikli olarak, hukuki danışmanlık hizmetleri aracılığıyla önemli hassas durumların tespit edildiği ailelere ve iş yerlerine odaklandığını vurguluyor. Kurumun önceki stratejisinde sadece ailelerin hedeflendiğini belirtirken, güncel girişimlerin Küba İşçi Federasyonu’yla temasların güçlendirilmesine katkı sunduğunun altını çiziyor.

İki adalet hükmü

 “Komutan en Jefe’nin, 17 Mayıs 1959’da Devrim’in ilk toplumsal adalet hükümlerinden 1. Toprak Reformu Yasası’nı imzalamış olması ve 1990’da yine aynı gün, Dünya Sağlık Örgütü’nün eşcinselliği hastalık olmaktan çıkarması hoş bir tesadüf. Bu, çok önemli bir olaydı; çünkü birçok ülkede yürütülen toplumsal algı çalışmalarına göre, eşcinselliğin hastalık olarak görülmesi, eşcinsel ve transseksüel kişilere yönelik dışlama, damgalama ve ayrımcılığın ana nedenlerinden biriydi,” diyor Mariela.

“Unutmamalıyız ki, eşcinselliği hastalık olarak nitelemek, başkalarının üstünde bir hakimiyet kurma eylemidir. Halka tedavi sunmak amacıyla bir hastalığın varlığını tanımlamak bir şey; onu insanlara zarar veren, onları küçük düşüren ve damgalayan bir şey olarak göstermek başka bir şey.”

Bununla birlikte, Dr. Mariela Castro’ya göre, bu aşkın karara rağmen, eşcinselliğin hastalık olmaktan çıkarılması yeterli değildi; bu nedenle, 17 Mayıs’ı kutlama düşüncesinin sorunun görünür kılınması, insanların bu konuda bilgilenmesi ve bu toplumsal adalet hükmünün tanınmasını sağlayan olumlu bir eylem olarak değerlendiriyor.

“Aynı şekilde başka tarihsel günleri kutlamak için de etkinlikler yapılıyor. Bu yasaların önemini ve Küba Devrimi için ne anlama geldiğini yeni kuşakları öğretmek için, Ulusal Çiftçi Günü’nü de tüm enerjimizle ve coşkumuzla kutlamamız gerekiyor, Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü’nü de.”

Uzman, sözlerini Küba Devrimi’nin toplumsal adalet ve eşitliği sağlama görevine devam ettiğine dikkat çekerek bitiyor: “Bunlar, aynı tarihi paylaşan iki adalet hükmüdür. Devrim’in çiftçilerin hakları konusunda kaydettiği ilerlemeler son derece önemli; aynı şekilde, Devrim, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği özgürlüğüne saygı da dahil olmak üzere, cinsel haklar açısından toplumsal adalet ve eşitlik alanlarında da politikalar geliştirmek için çalışıyor.”