Zarafet mi dediniz?

Zarafet mi dediniz?

İsmail Sarp Aykurt
03/07/2017 Pazartesi

Bir yazıda Dasaev için şöyle denmişti: “Dünyanın en güzel gollerini yiyen adam o. Belki de o golleri Dasaev yediği için, onlar dünyanın en güzel golleri”.

Rinat Dasaev, genellikle tercih ettiği sarı ya da mavi renkli, önünde büyük harflerle CCCP yazan kaleci formaları ile koruduğu Sovyetler Birliği kalesini kelimenin tam anlamı ile ‘savunarak’, gelmiş geçmiş en iyi kaleciler arasında yer bulmuştu kendisine. Geçmişe dönüp baktığınızda ve kaleci dediğinizde akla gelen iki Sovyet kaleciden birisidir Dasaev. Bir diğeri ise hiç süphesiz ki Lev Yaşin’dir.

Rinat’ı büyük kaleci yapan dinamikler ise yalnızca kalesini gole kapatması değildir. Dönemin şartlarında ve endüstriyel futbolun bugünlerle kıyaslandığında daha az etkiye sahip olduğu, belki de ‘rüşeym’ bir olgu olarak değerlendirilebilecek zamanlarında ve elbette ki Sovyet sosyalizminin henüz ‘mola’ almadığı dönemde Dasaev, sosyalizmin yetiştirdiği sporculara verilen örneklerden yalnızca birisiydi. Yalnızca sözcüğünün altını çizmek gerekiyor. Ahlak, sakinlik, yetenek ve asaleti ile diğer Sovyet sporcular ona eşlik ediyordu. Bu konuda en ufak bir şüpheye yer olmamalı.

Anlatılan en önemli tarihsel anlardan birisidir 1982 Dünya Kupası. İspanya’da olan turnuvada, grup maçında SSCB’nin karşılaştığı Brezilya, Zico, Falcao, Cerezo, Eder ve Socrates’li kadrosuyla gerçekten güçlü bir takımdır. Dasaev, bu maçta inanılmaz, daha başka bir ifade ile jenerik olacak, kurtarışlar yapmış ve herkesin dikkatini çekmiştir. 1986 yılı ise Sovyet futbolunun doruk noktalarından birisidir yine. Lobanovski’nin öğrencilerinin oynadığı futbol, “geleceğin modern futbolu” olarak gösterilmekte, bu futbolun yapı taşı ise hiç kuşkusuz Dinamo Kiev tarafından temsil edilmektedir. Herkes tarafından kabul gören ve  dönemin en önemli takımı görüntüsündeki Arjantin ile SSCB arasındaki futbol mücadelesini izlemenin arzu edildiği bu dönem, oynadıklarının ‘futbol’ olup olmadığı tartışmalı bir takım olan Belçika’nın Sovyetler Birliği’ne rakip olması ile kesintiye uğrar. Nou Camp stadındaki maça damga vuran ofsayttan atılan goller ve İsveçli hakem Fredriksson’dur. SSCB elenmiştir, ancak futbolu gerçekten bir şampiyondur.

Sovyet sporcular, şimdilerdeki mağrur ve şımarık futbolcular gibi değillerdir. Belçikalıları tebrik eden, futbolda çok kullanıldığı ve biraz kaba bir ifade ile ‘kabak gibi ofsayt’ diyebileceğimiz golle sonuçlanan pozisyonlara bile itiraz etmeyi akıllarına getirmeyen, maç sonunda tribünleri alkışlayan futbolcuların başında gelir Dasaev. Kimilerince şampiyonluk ve derece için başka takımlar uygun görülmüş, kendi grubundaki tek galibiyetini, zorlukla, Irak’a karşı alan Belçika, ilginçtir ki, turnuvayı Dünya 4.sü olarak tamamlamıştır. Kapitalist düzende adaletsizlik ne de olsa bir kuraldır.

Rinat’ın büyük bir sporcu olarak tarihe kazınmasının altında yatan neden onu sosyalizmin yetiştirmesidir aslında. Ancak tarihte açılan bir sayfa onun ne büyük bir kaleci olduğunu yeni baştan kanıtlıyor gibidir. 1988 Avrupa Şampiyonası’nda Marco Van Basten’in attığı ve tartışma olmaksızın, inanılmaz golü yiyen bizzat kendisidir. Gol olan bu topun hala konuşuluyor olmasının bir diğer önemli sebebi ise golü yiyen kalecinin Dasaev oluşudur. Dasaev, aktif sporculuk hayatını 1990 yılında sonlandırır. 97 kez giymiş olduğu o sarı ya da mavi renkli koskocaman CCCP yazan kaleci tişörtünü vakur bir eda ile taşımıştır yıllarca. Ne de olsa Dasaev, bir Spartaklıdır…

Başınızı diğer tarafa döndürdüğünüzde karşılaştığınız bir diğer kişi ise 1960 Odessa doğumlu, doğduğu kentin takımı Chornomorets Odessa takımında yetişen Igor Belanov’dur. Belanov, gösterdiği ve sürekli olarak yükselttiği performansı ile dikkat çekmeye başlamıştır. Tabii, bu performansın yükselişi ile Belanov’un Dinamo Kiev’e geçişi birbirini tamamlar. Belanov, burada bir diğer önemli Sovyet futbolcu Oleg Blokhin ile birlikte oynama fırsatı da yakalayacaktır. Hızlı, atik ve son derece yetenekli bir futbolcudur Igor. O dönemlerde, Dinamo Kiev ise tarihinin en önemli kadrolarından birine sahiptir. Avrupa’nın yine o dönemdeki en büyük kupalarından olan Kupa Galipleri Kupası’nda ciddi başarılar kazanan takım, bir ekolün izlerini taşımaktadır. Pres, savunma, toplu hücum ve kolektif bir mücadele azmi, alan daraltma vb. birçok modern futbol unsuru Dinamo Kievliler tarafından çoktan uygulanmaya başlanmıştır bile…

İşte, Belanov bu takımın en önemli dişlilerinden birisidir. O dönem Kupa Galipleri Kupası’nda  Atletico Madrid ile oynayan final sonrasında alınan şampiyonluk kupası Sovyet futbolunun doruk noktalarından da biri olmuştur. Chanov, Bessonov, Baltacha, Demianenko, Kuznetsov, Rats, Yakovenko, Yaremchuk, Zavarov, Blokhin ve Belanov, bu ekolün sahadaki izleridir. Belanov, 1986 yılında Avrupa’da yılın futbolcusu seçilir. 1986’daki hakem skandalından sonraki durak Avrupa Şampiyonası’dır. 1988 yılı, Belanov ile Dasaev’in birlikte olduğu bir Sovyet takımının neler yapabileceğini göstermesi için önemli bir fırsat sunmuştur.

Taa ki 54. Dakikadaki Van Basten golüne kadar…

Önemli ayrıntı tam da burada gizlidir. Grup maçlarında Hollanda’ya karşı Rats’ın golü ile kazanan Sovyetler, bu defa yenik duruma düşmüştür. Golü yiyen de Dasaev’den bir başkası değildir. Harika bir kalecinin yediği, harika bir goldür bu.

Ardından gelen SSCB lehine bir penaltı kararı, durumu daha da içinden çıkılmaz bir evreye taşımıştır.

Bu kez penaltıyı kaçıran Igor Belanov’dur.

Yenilen şık bir gol, kaçırılan bir gol ile adeta tamamlanmış gibidir.

Sovyetler Birliği sadece bir maç kaybetmiştir, dünya sporuna ise çok önemli bir kimlik, kişilik ve ekolü devretmiştir.

Ancak unutulmamalıdır ki, Tatar kökenli Astrahanlı kaleci Rinat ile Odessalı forvet Igor’u buluşturan yenilen ya da kaçırılan gol değil, sosyalizm ve emektir.

İşte biz buna ‘futbolun zarafeti’ diyoruz. Bu zarafeti yaratan da hiç kuşkusuz, sosyalizm…