Hâlâ gerici, tüccar ve 'evet'çi...

Hâlâ gerici, tüccar ve 'evet'çi...

İsmail Sarp Aykurt
06/06/2017 Salı

Spora dair sahiplenebileceğiniz bir şey kaldı mı ülkede? Dünkü, gazeteciye saldırı olayından sonra ve hâlâ, “evetçi” ve gerici Arda, sanki kendisi yapmamış gibi büyük bir pişkinlikle yaptıklarını savunuyor, pişman olmadığını dillendiriyor ve basın toplantısı düzenleyebiliyor.

Öte yandan, kendisi gibi gericiliğin milli takımdaki yansımalarından Fatih Terim ise dürüstlük timsali gibi kadrodan çıkarmakla cezalandırıyor Arda’yı…

Bir diğer “evetçi” Rıdvan ise Ntvspor ekranlarından “Aslan gibi” tezahüratlarıyla saldırıya destek veriyor. Hatta “milli takım kaptanı” unvanlı Arda’yı savunuyor, gazeteciliğin sınırlarını çiziyor kendince…

Ve ekliyor… “Doğru yaptı demiyorum”.

Körler, sağırlar birbirlerini ağırlamaya devam ediyor, bunda da bize taraf olmak mı düşüyor?

Unutmadan, Rıdvan Dilmen “O konuda vicdanımız rahatsız. Benim en azından. Mücadelesinde yalnız bıraktık Metin ağabeyi...” diyerek, sözde Metin Kurt’un mücadelesine yeterince destek veremediğinden de rahatsız olmuştu.

Arda Turan, Fatih Terim, Rıdvan Dilmen ya da Burak Yılmaz…

Hepsi de bu futbol düzeninin sembol, taşıyıcı isimleri…

“Birilerinin maşalığını yapıyorlar” diyenlerin hangi düzenin temsiline soyundukları ortada. Çok eskiden işçi sınıfı mensuplarının elinde olduğunu bildiğimiz futbolun kimlerin elinde meze edildiğinin ve hangi sermaye gruplarına peşkeş çekildiğinin büyük bir önemi var.

Çünkü bilmek zorundayız, nelerle ve kimlerle mücadele etmemiz gerektiğini. Karşımızdaki takım sermaye ve gericiliktir. Bunların her eve, her iş yerine ve gündelik hayatın her anına temas eden, uzanan, uzayan kolları kırılmalıdır.

Metin Kurt, Metin Oktay, Lefter ya da Baba Hakkı birer nostaljik anıt ya da mit değildir. Bir mücadele ismidir hepsi, ayrı yarı…

Ve artık seyirci olmanın da sonuna çoktan gelinmiştir. Sporun esamesinin okunmadığı, kültürel dezenformasyonun zirvede bir türlü “bırakamadığı”, Bağış Erten’in kısa bir süre önce Ntvspor’a bağlanıp “Adamlık diye bir kriter çıktı Türkiye’de. O kriteri kim koydu, niye koydu bilmiyorum ama bu ülkenin yarısı kadın” dediği için yayından alındığını tahmin ettiğimiz bir ülkede spor ve benzeri yapılamaz.

Çünkü bu düzende yapılamaz.

Seyirci kalmamak lazım demiştim. Can Kozanoğlu’nun dediği ile bitireyim;

“…Seyirci değil taraftar olduğunuz zaman tribün sosyalizme benzer. Tribünle de sosyalizm bir kere buluştuktan sonra hiç ayrılmamak en iyisidir.”