Köprüleri sallamak: Avrasya Maratonu

Köprüleri sallamak: Avrasya Maratonu

Burçak Özoğlu
13/11/2014 Perşembe

Önümüzdeki Pazar İstanbul yine karışık, saatlerce trafik aksayacak, koptu kopuyor köprü çöküyor haberleri huzurumuzu kaçıracak, kalabalıkların arkasında kaç ton çöp bıraktığı konuşulacak, bir de eğer şans bu yıl medyaya gülerse, bir iki koşan ünlü, şortlu kadın ya da hile ile derece kapan meczup fotoğraflanacak. İyi yönler de var tabi, uyanık İstanbullular kahvaltılıkları kapıp, akılsızlar koşturup gittikten sonra köprünün üzerinde pazar keyfi yapacak (hava ve polis izin verdiği ölçüde).

Ne mi bütün bunlar? Endişelenecek bir şey yok, otuzaltıncı kez Avrasya maratonu düzenleniyor.

Maraton, 42 kilometre 195 metre mesafelik yol koşularına verilen isim. Adı ve öyküsü, M.Ö. 490 yılındaki Maraton Savaşlarından geliyor. Maraton cephesinde Perslerin yenildiği haberini Atina’ya ulaştırmak için savaşçılardan biri haberci olarak gönderilir. Bu savaşçı uzun mesafe koşucusu olan Pheidippides’tir ve Maraton kentinden Atina’ya koşarak gider, haberini iletir ve orada can verir.

Pheidippides’in bu etkileyici başarısı, hem dayanıklılık hem irade hem de disiplin örneği olarak, 1896’da Atina’da düzenlenen modern çağın ilk olimpiyat oyunlarında ilham kaynağı olur ve 42 kilometre 195 metrelik koşu yarışı, Maraton Koşusu adıyla oyunlarda yerini alır.

Günümüzde ise elit atletlerin katıldığı Olimpiyat oyunları ve atletizm şampiyonaları dışında büyük şehir maratonları bu koşunun kitlelere yayılmasını sağlayan etkinlikler. Her yıl farklı aylara yayılmış biçimde, New York, Boston, Londra, Paris, Tokyo, Berlin gibi büyük şehirlerde düzenlenen maratonlara on binlerce kişi katılır. Bu koşular, atletizm sporu açısından taşıdıkları önemin yanısıra (Örneğin, Maraton dünya rekoru 2:02:57 ile Kenyalı atlet Dennis Kimetto tarafından bu yıl Berlin Maratonunda kırıldı) kitlesellikleri ile önemli toplumsal olaylar arasına yerleşiyor. 2013 yılında Boston Maratonunda yaşanan bombalı saldırı bu önemi gösteren acı örneklerinden biri oldu. 15 Nisan 2013’de Boston Maratonunun bitiş noktasında patlayan bomba, 3 kişinin ölümü 264 kişinin yaralanmasına yol açtı, saldırganlar Dzhokhar ve Tamerlan Tsarnaev adında Rus iki kardeşti. Tamerlan, kovalama sırasında öldürüldü, Dzhokhar yakalandı ve yargılandı. Amerikalılar yargılamada kardeşlerin Afganistan ve Irak cihadçılarına destek için eylemi düzenlemiş olduklarının ortaya çıkarıldığı açıklamasını yaptılar.

Bu olay, maratonun toplumsal önemine örnek olarak bir köşede dursun, biz İstanbul’a dönelim. Asya yakasından Avrupa yakasına Boğaziçi Köprüsü üzerinden geçerek yapılan maraton koşusu ilk kez 1979 yılında birkaç Alman sporcu girişimiyle düzenlenmiş, daha sonra büyükşehir belediyeleri ve çeşitli sponsorluklarla bu güne kadar her yıl aksatılmadan devam etmiş. Tahmin edileceği gibi, 2000’li yıllarda derin bir AKP damgası yemiş olmakla birlikte kitleselliği ve sportifliği açısından Avrasya Maratonu, bizce önemini koruyor. Ne İstanbul’un güzelim sokakları, ne Boğaz ne de dünyanın ve Türkiye’nin her yerinden bu büyüleyici etkinlikte koşmaya gelen kadın erkek aydınlık onbinler,  İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ellerine bırakılacak değil! Açıklanan rakamlara göre Avrasya koşularına kayıtlı katılım 20 binlere yaklaşırken, halk koşusu kategorisi ile sokaklara dökülenler 200binleri buluyor.

İstanbul Avrasya Maratonu,  her yıl: maraton (42,195km), 15km, 10km ve 8km halk koşusu kategorilerinde düzenleniyor. Bu Pazar da yani 16 Kasım günü de bu kategorilerde onbinlerce kişi sokaklarda koşuyor olacak.

Aranızda maraton, 15km ya da 10km koşularına kayıtlı olanlar vardır, onlara güzel koşular dileriz, ama eğer kayıtlı değilseniz de halk koşusuna katılmak için geç kalmış değilsiniz. Ne dersiniz?

Kimi çok bilmişlerin dediği gibi yollar yürümekle aşınmayabilir, köprü de düşürülmez, ama elbet bizim de koşarak, çok koşarak, çoğalıp koşarak düşüreceğimiz şeyler vardır!..