Zika mücadelesinde toplumcu yaklaşım

Zika mücadelesinde toplumcu yaklaşım

Akif Akalın
08/11/2016 Salı

Sivrisinekler (Aedes aegypti) tarafından taşınan Zika virüsü, olgunlaşmış beyin hücrelerini etkilemezken, gelişmekte olan fetüs beyni üzerinde olumsuz etki gösteriyor. 1950’lerden beri bilinen ve Asya ile Afrika’da endemik olan virüs çoğu insanda ya hiç belirti vermiyor, ya da çok hafif belirtilere yol açıyor.

İlk olarak 2007 yılında batı Pasifik bölgesinde salgına neden olan virüs, geçen yıl Brezilya’da ortaya çıktı ve kısa sürede Latin Amerika’ya yayıldı. Geçtiğimiz Eylül ayında bilim insanları Zika virüsünün neden olduğu düşünülen “mikrosefali salgınının”, önümüzdeki dönemde şimdiye kadar hastalığın görülmediği coğrafyalara da yayılabileceği uyarısı yaptılar. 

BREZİLYA

Geçen yıl Ekim ayından beri 1,5 milyon insanı enfekte eden virüs nedeniyle bugüne kadar 3.530 bebek mikrosefali (beynin yetersiz gelişmesine bağlı olarak kafatasının çok küçük oluşu) ile dünyaya geldi. Hastalık özellikle Brezilya’nn yoksul kuzeydoğu bölgesinde yoğunlaşıyordu. Bölgede yaşayan 10 milyon insan kanalizasyon hizmetlerinden yoksun yaşıyor, atıklar sağlığa zarar vermeyecek şekilde uzaklaştırılamıyordu.

Şimdiye kadar 70 ülkede görülen hastalığa karşı etkili bir ilaç veya aşı yok. Hastalık ABD’ye de ulaştı ve 6.400 vaka bildirildi. Seyahatlerle Avrupa’ya da erişen virüs, geçtiğimiz Eylül ayına kadar 19 AB ülkesinde 1.600 vakaya neden oldu.

KÜBA

Salgının “göbeğinde” olmasına karşın hastalığın ülkesinde yayılmasını başarıyla önleyebilen tek ülke Küba. Brezilya’da salgın patladığında ülke çapında kapsamlı bir ilaçlama programı başlatan Küba, hastalığın yayılmasını önledi ve geçtiğimiz Eylül ayına kadar ülke içinde yalnızca 3 (üç) vaka bildirildi. Diğer 30 vakanın yurtdışına yaptıkları seyahatlerde enfekte olduğu tespit edildi.

Küba’nın Zika virüsüne karşı aldığı önlemlerin başında sivrisinek mücadelesi geliyor. Bunun dışında ülke çapında bir izlem programı ve şüphelilere karantina uygulaması yapılmış. Ülkede ilk vaka bu yıl Mart ayında tespit edildiğinde, Küba hükumeti 9 bin asker görevlendirerek, sivrisineklere karşı yaygın bir fumigasyon programı başlatmış. Ülkedeki “bütün” evlerin ilaçlandığı kampanya sayesinde salgının önüne geçilmiş.

Dünya Sağlık Örgütü’nün bölge temsilcisi, dünyanın Küba’dan başka hiçbir ülkesinde toplumun bu ölçüde örgütlenemeyeceğini itiraf etmiş.

ABD KÜBA’DAN NE ÖĞRENECEK?

Bugünlerde ABD hükumeti, Küba’nın başta Zika olmak üzere hayvanlar tarafından taşınan virüslerle mücadeledeki başarısını yerinde incelemek üzere 2 günlük bir toplantı için Havana’ya bilim insanları gönderdi. Ancak ABD’li bilim insanlarının Küba’dan “teknik” anlamda yeni bir şey öğrenebileceğini düşünmüyorum. Hatta ABD “teknik” olarak örneğin sivrisinek mücadelesi konusunda Küba’dan daha çok şey biliyor olabilirler. Fakat belki hastalığa ve sağlığa “toplumcu yaklaşım” konusunda bir şeyler öğrenebilirler.

KÜBA’NIN (VEYA SOSYALİZMİN) FARKI

Hastalıklarla mücadelede Küba’nın (veya sosyalizmin) farkı bu mücadelede kullanılan “teknikler” değildir. Tıp “evrensel” bir bilimdir ve tıpta kullanılan teknikler dünyanın her yerinde aynıdır. Konumuz olan Zika mücadelesinde de bu böyledir.

Küba Zika mücadelesinde yeni bir teknik veya yöntem icat etmiş değildir. Küba’nın (veya sosyalizmin) farkı, hastalıklarla mücadelede kullanılan tekniklerin “toplum yararına” kullanılmasıdır. Bu mücadelenin “maliyeti” asla bir kaygı konusu olamaz. Aynı şeklide sağlık hizmetleri üzerinden “kar” elde etme gibi bir motivasyon yoktur. Tek kaygı insan sağlığıdır ve buna paha biçilmez. Küba’nın (veya sosyalizmin) sağlık alanındaki başarısının anahtarı budur.  

Bu farkı Küba’nın tutumunu ABD’nin tutumu ile kıyasladığımızda açıkça görebiliriz. Salgın 2015 yılında Brezilya’da patlak verdiğinde Küba hemen harekete geçerek hastalıkla mücadele için bir program oluştururken, ABD hastalığın ülkesine girmesini ve 6.400 kişinin hastalanmasını beklemiştir.

Küba ülkesinde ilk vakayı tespit eder etmez 9 bin asker görevlendirerek ülke çapında bir sivrisinek mücadelesi başlatırken, ABD’de 6.400 vaka tespit edilmesine rağmen Küba’daki gibi yaygın (kuşkusuz aynı zamanda oldukça maliyetli) bir mücadele programı başlatılmamıştır.

KAR KOKUSU

Mayıs ayında yayınlanan bir Bloomberg raporu, “batılı” ilaç şirketlerinin Zika virüsüne karşı etkili bir aşı geliştirmek konusunda “isteksiz” olduklarını belirtmiştir. Bunun nedeni toplum içinde virüse karşı doğal bir bağışıklık gelişebilmesi olasılığıdır. Bu durumda salgın hızını kesecek ve ürettikleri aşılar ellerinde kalacak, “zarar edeceklerdir”.

Ancak ABD’de 6.400 ve AB ülkelerinde 1.600 vakanın tespit edilmesiyle birlikte bu alanda “kar kokusu” alan şirketler (GSK, Sanofi, Takeda ve diğer bir düzine şirket), ABD’nin 1,1 milyar dolarlık finansmanından pay kapabilmek için yarışa girmişlerdir.

ÇÖZÜM: SINIF MÜCADELESİ

Kapitalist ülkelerde yaşayan insanların sağlığı, bu ülkelerdeki tıbbi – sanayi kompleksin ve uluslararası tekellerin insafına terk edilmiştir. Bu insanlar ancak tıbbi – sanayi kompleksin sağlık sorunlarının tanısı veya tedavisi üzerinden “kar” elde edebilmesi durumunda gereksindikleri hizmetlere kavuşabilirler. Eğer sorunları bu şirketler için bir “kar” konusu değilse, basitçe kaderlerine terk edilirler.

Şüphesiz işçi sınıfının bilinçli ve örgütlü olduğu kapitalist ülkelerde tablo bu kadar karanlık değildir. Ancak bu ülkelerde dahi emekçiler gereksindikleri hizmete erişebilmek için mücadele etmek zorundadır.