Sağlıkçı ve sosyal bilimci araştırmacılara çağrı

Sağlıkçı ve sosyal bilimci araştırmacılara çağrı

Akif Akalın
18/05/2015 Pazartesi

Lancet dergisinin 2 Mayıs 2015 tarihli 9979 sayılı online nüshasında derginin editörleri Richard Horton ve Zoë Mullan tarafından araştırmacılara bir çağrı yapıldı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun önümüzdeki 15 yıla ilişkin kalkınma hedeflerine yönelik çalışmalarını beş aydan daha kısa bir süre içinde sonuçlandıracağını belirten editörler, araştırmacıları “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” başlığı altında toplanan hedeflere ilişkin çalışmalarını dergiye göndermeye davet etti

KALKINMA HEDEFLERİ
Birleşmiş Miletler’in (BM) 2000 yılında belirlediği “Binyıl Kalkınma Hedefleri - BHK” (Millenium Development Goals) 2015 yılında hedeflerin çoğunun yakınına dahi gelinemeden son buldu (bkz. DSÖ değerlendirmesi). BM 2015 sonrası 15 yıllık dönem için yeni hedefler belirlemek amacıyla 2012 Rio +20 zirvesini toplayarak, “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri - SKH” (Sustainable Development Goals) taslağını belirledi. BM Genel Kurulu 2013 Eylül’ünde bu hedeflerin BKH’nin yerini almasına karar verdi. 25 – 27 Eylül 2015 tarihlerinde New York’ta gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler Zirvesi’nde taslakta birtakım değişikliklerin yapılabileceği ve kesin karara varılacağı öngörülüyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ
2012 Rio +20 zirvesinde belirlenen SKH 17 başlıkta toplanıyor:

1- Yoksulluğun her biçimine her yerde son vermek.

2- Açlığa son vermek, gıda güvencesini ve beslenmenin iyileştirilmesini sağlamak ve sürdürülebilir tarımı teşvik etmek.

3- Sağlıklı yaşamlar sağlamak ve her yaşta iyiliği teşvik etmek.

4- Kapsamlı ve eşitlikçi nitelikli eğitim sağlamak ve herkes için yaşam boyu öğrenme fırsatlarını teşvik etmek.

5- Toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmak ve bütün kadınları ve kız çocuklarını güçlendirmek.

6- Herkes için su ve sanitasyonun sürdürülebilir yönetimini ve bulunurluğunu sağlamak.  

7- Herkese ucuz, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimi sağlamak.

8- Herkese sürekli, kapsamlı ve sürdürülebilir ekonomik büyüme, tam ve üretken istihdam ve saygın iş sağlamak.

9- Dayanıklı altyapı oluşturmak, kapsamlı ve sürdürülebilir sanayileşmeyi teşvik etmek ve yeniliği güçlendirmek.

10- Ülkeler içinde ve arasındaki eşitsizliği azaltmak.

11- Şehirleri ve insan yerleşim yerlerini kapsamlı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir kılmak.

12- Sürdürülebilir tüketim ve üretim biçimleri sağlamak.

13- İklim değişikliği ve etkileriyle savaşmak için acil eyleme geçmek.

14- Sürdürülebilir kalkınma için okyanuslar, denizler ve deniz kaynaklarını korumak ve sürdürülebilir şekilde kullanmak.

15- Ekosistemlerin korunması, yeniden oluşturulması ve sürdürülebilir kullanımının teşviki, çölleşmeyle savaş ve toprak bozulmasını durdurmak ve geri çevirmek ve biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmak.

16- Sürdürülebilir kalkınma için barışçıl ve kapsayıcı toplumları teşvik etmek, herkesin adalete erişimini teşvik etmek ve her seviyede etkili, sorumlu ve kapsayıcı kurumlar oluşturmak.

17- Uygulama araçlarının güçlendirmek ve sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklıkları yeniden canlandırmak.

(https://sustainabledevelopment.un.org/topics/sustainabledevelopmentgoals)

Hedeflerin aslında BKH’den çok farklı olmadığı ve aynı neoliberal söylemin egemen olduğu hemen görülebilmektedir.

DSÖ’NÜN BKH’NE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMESİ
Sağlıkla ilişkili BKH’nde ilerlemeye ilişkin bir değerlendirme yapan DSÖ şu sonuçlara ulaşmıştır:

1- 1990 – 2015 arasında açlık çeken insan oranını yarıya indirmek: Geri bıraktırılmış ülkelerde düşük kilolu çocukların oranı 1990 – 2013 arasında yüzde 28’den yüzde 17’ye inmiştir. Ancak iyileşme bölgeler içinde ve arasında eşitsiz dağılmıştır.

2- 1990 – 2015 arasında beş yaş altı mortaliteyi üçte iki azaltmak: 1990’da beş yaş altında 12 milyon çocuk ölmüşken, 2013 yılında bu rakam 6.3 milyona inmiştir (yüzde 49).

3- 1990 – 2015 arasında ana ölüm oranını dörtte üç azaltmak; 2015 yılına kadar herkesin üreme sağlığı hizmetlerine erişimini sağlamak: 1990’da 523 bin ana ölümü varken, 2013’de bu rakam 289 bine inmiştir. 2012 yılında 15 – 49 evli veya eşi  olan yaş kadınların yüzde 64’ü bir tür korunma yöntemi kullanmış, 2007 – 2014 döneminde doğum öncesinde 4 kez izlenen kadın oranı yüzde 64’de kalmıştır. Doğumlara sağlık personelinin yardımının sağlanabilmesi yalnızca altı DSÖ bölgesinden üçünde yüzde 90’ın üzerine çıkmıştır (Afrika’da yüzde 51).

4- HIV/AIDS yayılmasının 2015’e kadar yarıya indirilmesi ve geri dönüşün başlaması; 201 yılına kadar gereksinim duyan herkesin tedaviye erişiminin sağlanması; sıtma ve diğer ana hastalıkların insidansının 2015’e kadar yarıya indirilmesi ve geri dönüşün başlaması: 2001’de yeni HIV vakaları 3.4 milyon iken, 2013’de 2.1 milyondur. 2013 yılı sonunda 12.9 milyon kişi antiretroviral tedavi almış olacaktır. 2005 yılında HIV ölümleri 2.4 milyon iken, 2013’de 1.5 milyondur. 2000 – 2013 döneminde sıtma insidansı yüzde 30, mortalitesi yüzde 47 azalmıştır.

5- 2015 yılına kadar güvenli içme suyu ve temel sanitasyona erişemeyen insanların oranının yarıya indirilmesi: 1990’da insanların yüzde 76’sı iyileştirilmiş bir içme suyu kaynağı kullanırken, 2012’de yüzde 90’a çıkmıştır. Ancak ilerleme farklı bölgeler, kır ve kent, zengin ve yoksul arasında eşitsizdir. 2012 yılında 2.5 milyar insanın iyileştirilmiş sanitasyon tesisleri yoktur, 1 milyar insan “dışarıda” dışkılamaktadır.

6- İlaç şirketleriyle işbirliği içinde geri bıraktırılmış ülkelerde temel ilaçlara ucuz erişimin sağlanması: 2007 – 2013 arasında yapılan araştırmalar 21 düşük gelirli ülkede seçilmiş jenerik ilaçların ortalama temin edilebilirliğinin kamu sektöründe yalnızca yüzde 55 olduğunu göstermiştir.

(http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs290/en/)

SAĞLIKÇILAR İLE SOSYAL BİLİMCİLERİ BİR ARAYA GETİRME FIRSATI?
Derginin çağrısının, Türkiye’de sağlıkçıların ve sosyal bilimcilerin “ortak” bir çalışmada buluşması için bir fırsat yaratabileceğini düşünüyoruz. Lancet dergisi Nisan 2016’da “sürdürülebilir kalkınma” başlıklı özel bir sayı yayınlamayı planladığını ilan etmektedir. Araştırmacıları bu sayı için çalışmalarını göndermeye çağıran dergi, çalışmaların SKH’nin en az iki disiplinini kapsaması gerektiğini belirtiyor: yoksulluk, beslenme, sağlık, eğitim, ekonomi, toplumsal cinsiyet eşitliği, su ve sanitasyon, enerji, şehir planlama, koruma ve iklim değişikliği. Araştırmaların çok-disiplinli olmasını şart koşan dergi, çalışmaların son gönderilme tarihini 15 Eylül 2015 olarak belirlemiş. 

Araştırmalar Türkiye’nin hastalık yükü içinde Bulaşıcı Olmayan Hastalıkların (BOH) hızla arttığı (kalp hastalıkları, diyabet, astım, obezite ...), hatta “salgın” halini almaya başladığını ortaya koymaktadır. Geçtiğimiz yüzyılda hastalık yükünün ağırlığını oluşturan Bulaşıcı Hastalıklar (BH) ile mücadelede etkili olan biyomedikal araç ve yöntemlerin (aşılar, kemoteröpatik ajanlar vb), BOH ile mücadelede yetersiz kaldığı görülmektedir. Bunun ana nedeni BOH’ın etiyolojisinde daha çok sosyal etmenlerin belirleyici bir rol oynamasıdır.

BOH’ın “sosyal” doğası, diğer bir deyişle bu hastalıkların oluşumunda ve gelişiminde “insan etkinliklerinin” ağır basması nedeniyle, BOH’ın önlenmesinde ve tedavisinde tıbbi tedbirlerden çok, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik girişimler önem kazanmaktadır. SKH’nin hemen hepsi BOH’ın oluşması, gelişmesi, gidişatı ve olumsuz sonuçları ile bir şekilde ilişkilidir. Bu durum bu hastalıklarla mücadelede sektörler arası işbirliği ile birlikte çok-disiplinli yaklaşımları, sağlıkçılar ve sosyal bilimcilerin “birlikte” çalışmalarını zorunlu kılmaktadır. BOH’ı üreten ve yeniden üreten toplumsal koşullara hitap etmeyen, salt biyomedikal yaklaşımlarla bu hastalıkların üstesinden gelinebilmesi olanaklı değildir.

BİRLİKTE ÇALIŞMAK MÜMKÜN
Sağlık alanında başarılı sonuçlar elde edilen ülkelerde sağlığın sosyal tedbirlerle desteklendiği, sağlığın biyolojik belirleyicileri yanında, toplumsal belirleyicilerine hitap eden yaklaşımların benimsendiği görülmektedir. Bunun sağlanabilmesi için sağlıkçıların ve sosyal bilimcilerin “birlikte” çalışabilecekleri ve üretebilecekleri ortamlara gereksinim vardır.

Ülkemizde bu alandaki çalışmalar çok sınırlıdır. Sağlıkta Sosyal Bilimler Derneği (SASBİL) sağlıkçılar ile sosyal bilimcileri çeşitli etkinliklerde buluşturmayı başarmıştır. İnsan Sağlığı ve Eğitimi Vakfı da (İNSEV) sağlıkçılar ve sosyal bilimcilerin düşüncelerini paylaşabilecekleri toplantılar düzenlemekte ve sağlığın sosyal boyutunu irdeleyen çalışmalar yayınlamaktadır. Bir yıla yakın bir süredir aylık toplantılar halinde süren Toplumcu Sağlık Söyleşileri, çeşitli mesleklerden insanların sağlıkçılarla birlikte sağlık sorunlarını tartışabileceği bir platform sunmaktadır. 

Lancet dergisinin çağrısının bu çabaların daha örgütlü bir hale getirilmesine, somut bir proje üzerinde bir araya gelinmesinde fırsat yaratabileceğini umuyoruz.

Teşekkür: Konuya dikkatimizi çeken, materyal desteği sağlayan ve çağrıya önerileriyle katkıda bulunan Boğaziçi Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Sayın Profesör Belgin Tekçe'ye değerli katkıları için çok teşekkür ederiz.