Ne olacak bu yoksulların hali?

Ne olacak bu yoksulların hali?

Akif Akalın
22/02/2015 Pazar

Toplumlar içinde zenginliğin adaletsiz paylaşımı, toplum içinde yoksul bir kesimin ortaya çıkmasına neden olur. Yoksulluğun derinleştiği ve tabanının genişlediği dönemlerde, yoksul kesimlere “el uzatmak” toplumsal bir zorunluluk halini alır. “El uzatma” biçimi, toplumların ekonomik, sosyal ve siyasal örgütlenmesine göre değişir (Akalın, 2008: 24).  Bu çerçevede yoksulluğa üç farklı “kurumsal” yaklaşım tanımlanabilir: hayırseverlik, sosyal devlet ve sosyalizm.

Hayırseverlik ve sosyal devlet yaklaşımları yoksulluğa neden olan sosyal ve ekonomik koşullardan çok, yoksulluğun sonuçlarıyla ve yoksulların durumlarının iyileştirilmesiyle ilgiliyken, sosyalist yaklaşım yoksulluğun çözümünü yoksulluk üreten sosyoekonomik koşulların ortadan kaldırılmasında aramaktadır.

Kuşkusuz tarih boyunca yoksullara yardım eli uzatan “bireyler” her zaman var olmuştur, ancak yoksulluğa karşı ilk “kurumsal” yanıt kendisini “hayırseverlik” olarak göstermiştir. Dinlerin kurumsallaştığı coğrafyalarda yoksullara kilise ve cami gibi kurumlar aracılığıyla ulaşılmıştır. Ortaçağın sonlarına doğru üretici güçlerin gelişmesiyle birlikte feodal düzen çözülürken yoksulluk yaygınlaşmaya başlamış ve dinsel kurumların yanıt veremeyeceği bir büyüklüğe ulaşmıştır. Devlet tarafından “ne olacak bu yoksulların hali” sorusunun ilk kez kapitalizme beşiklik eden İngiltere’de onyedinci yüzyıl başında sorulmuş olması bir tesadüf değildir (Kovancı, 2003: 26).

İngiltere’de devletin çalışamayacak ve dolayısıyla kendi geçimini sağlayamayacak olanlara “sosyal yardım” yapması Townsend ve Malthus gibi liberal düşünürler tarafından eleştirilmişse de (Akalın, 2015), hükumetler onsekizinci ve ondokuzuncu yüzyıllarda yoksullara sosyal yardımlar yapmayı sürdürmüşlerdir.

Yoksulluğa “sosyalist” yaklaşım ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’da ortaya çıkmıştır. İşçi sınıfının bilinçlenmesi ve örgütlenmesiyle birlikte patlak veren 1848 ayaklanmaları ve 1871 Paris Komünü, işçi sınıfının Avrupa’da en güçlü olduğu ülke olan Almanya’da devleti “sosyal güvenlik sistemi” kurmaya zorlamıştır. Yirminci yüzyılın başlarında Avrupa kıtasının tümüne yayılan sosyal sigorta uygulamaları, giderek yoksulluk yardımlarının yerini almaya başlamıştır (Akalın, 2015).     

Ancak okyanusun diğer yanında yirminci yüzyılın başlarında farklı bir gelişme yaşanmaktadır. ABD’de kendilerini “insanlığa adadıkları” iddiasıyla ortaya çıkan Rockefeller, Vanderbilt ve Carnegie gibi dolar milyarderleri, dünya yoksullarının hamisi ilan edilmişlerdir. Özellikle eğitim ve sağlık alanlarındaki gönüllü çalışmalarıyla dikkat çeken Amerikalı zenginler, Asya, Afrika ve Latin Amerika’da destekledikleri misyoner etkinliklerle geçmişin “hayırseverliği” yeniden canlandırmışlardır. Kısa zamanda “yeni hayırseverlik” çabalarının ardında başka motivasyonların yattığı ortaya çıkmış, hayırsever etkinliklerle yoksul ülkelerin sömürülmesinin üzerinin örtüldüğü veya tıp eğitimi reformunun (Flexner reformu) asıl amacının tıbbı sermayenin hizmetine sokmak olduğu öne sürülmüştür.   

İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında sosyalizmin bir dünya sistemi haline gelmesi, sömürge imparatorluklarının çözülmesiyle birçok ülkenin bağımsızlıklarını kazanması ve kapitalist ülkelerde “sosyal devlet” uygulamalarının yaygınlaşmasıyla, “hayırsever” girişimler bir kez daha gölgede kalmaya başlamıştır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında sosyal güvenlik bir “insan hakkı” olarak görülmeye başlamış, fakat yirminci yüzyılın sonuna doğru sosyalizmin çözülmesiyle birlikte sosyal devletin de erimeye başlamasıyla “yardımseverler” yeniden sahne almışlardır.    

Yirmibirinci yüzyılın başında Bill Gates, George Soros, Warren Buffett, Oprah Winfrey, David Rockefeller, Ted Turner gibi ünlüler ile Eli ve Edythe Broad gibi çok medyatik olmayan dolar milyarderleri, yirminci yüzyılın başında olduğu gibi “insanlığı kurtarmaya” soyunmuşlardır. Ancak bu kez kapsam çok daha büyüktür. Kapsamın büyüklüğüne bir örnek vermek gerekirse, tek başına Gates Vakfı, Dünya Sağlık Örgütü’nün üçüncü büyük bağışçısıdır ve bu durum Gates Vakfı’nı küresel ölçekte sağlık politikalarının oluşturulmasında söz sahibi yapmaktadır (Global Health Watch, 2008: 250).

2008 kriziyle birlikte dünyaya dayatılan “kemer sıkma” politikalarıyla yoksulluğun gelişmiş batılı ülkelerde de yaygınlaşmaya başlaması, başta ABD olmak üzere (Occupy Wall Street) emperyalizmin merkezlerinde sistemin sorgulanmasına yol açmıştır. Bu durum karşısında “hayırseverler” hemen harekete geçerek duruma el koymuşlardır. Dünyanın en zengin milyarderleri Good Club’de bir araya gelerek, dünyayı kurtarma mesajları vermişlerdir (Harris, 2009).  

 

Sermayenin kendi ürettiği yoksulluğa “çözüm” olma iddiası bir ironi olmanın ötesinde, sözcüğün tam anlamıyla trajiktir. Önce insanları yardıma muhtaç hale getirenlerin, daha sonra “kurtarıcı” maskesi takarak servetlerinin bir kısmından yoksullar için vazgeçtiklerini açıklamaları, yoksulların önünden dahi geçemediği lüks mekanlarda “ne olacak bu yoksulların hali” diye timsah gözyaşları dökmeleri inandırıcı olmaktan çok uzaktır. Hayırsever etkinliklere katılarak servetlerinin bir kısmını bağışlayanların toplam servetlerinin her yıl katlanarak artıyor oluşu ise hayır işlerinin günümüzün en karlı sektörlerinden biri haline geldiğini kanıtlamaktadır.

“Ne olacak bu yoksulların hali” sorusuna gerçek yanıtı yalnızca yoksullar ve emekçiler verebilir. Yoksulluk yoksullara hayırseverler veya sosyal devlet tarafından yoksullara yardım edilerek değil, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete son verilerek ortadan kaldırılabilir.

Kaynaklar  

Akalın, A. (2008). Sosyal politikalar ve toplumsal muhalefet. Hekim Forumu, 176: 24 – 25.

Akalın, A. (2014). Açlık endeksini toklar yaparsa. soL Portal. Sınıfın Sağlığı. 6 Aralık 2014. http://haber.sol.org.tr/blog/sinifin-sagligi/akif-akalin/aclik-endeksini...

Kovancı, O. (2003). Kapitalizm, Yoksulluk ve Yoksullukla Mücadelede Tarihsel Bir Deneyim: İngiliz Yoksul Yasaları. Ankara: Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları.

Global Health Watch. (2008). Global Health Watch 2: An Alternative World Health Report. http://www.ghwatch.org/sites/www.ghwatch.org/files/ghw2.pdf

Harris, P. (2009). They're called the Good Club - and they want to save the world. The Guardian. May 31, 2009. http://www.theguardian.com/world/2009/may/31/new-york-billionaire-philan...