Lenin’den sağlık emekçilerine

Lenin’den sağlık emekçilerine

Akif Akalın
26/01/2017 Perşembe

1917 Ekim’inde Sovyet yönetiminin önündeki en büyük sorunlar arasında “sağlık” sorunları ilk sıralarda yer alıyordu. Bunda Çarlık döneminin olumsuz mirasının büyük payı vardı. Sağlığın ve tıbbın “sermayenin” gereksinimleri doğrultusunda örgütlenmiş olduğu Çarlık Rusya’sı, Sovyet yönetimine çok yüksek mortalite ve morbidite hızları bırakırken, bunlarla mücadele edebilmek için gereken yeterli sayıda sağlık kurumu ve personeli bırakmamıştı.

Ekim Devrimi’nin ilk yıllarında sağlık emekçileri arasında komünistler azınlıktaydı. Haziran 1918’de yapılan Birinci Bütün Rusya Sağlık Emekçileri Kongresi’ne 45’i hekim, 14’ü feldsher, 7’si eczacı, 4’ü tıp öğrencisi ve biri hemşire olmak üzere katılan 75 delegeden (4 katılımcının mesleği bilinmiyor) yalnızca 28’i Bolşevik Parti üyesiydi. 25 Şubat – 2 Mart 1920 tarihlerinde düzenlenen İkinci Bütün Rusya Sağlık Emekçileri Kongresi’ne de 125’i komünist, 312 delege katılmıştı. Bu durum sağlık emekçisi yetiştiren okullara emekçi çocuklarının da girebilmesi için gerekli düzenlemeler yapılana kadar böyle devam etti (*).

İkinci Kongre’de ülkede tıbbi hizmetlerin örgütlenmesine geniş yer verildi. Kongre aynı zamanda yeni sağlık emekçilerinin yetiştirilmesi sorununu da ele aldı ve tıp eğitiminin örgütlenmesi için bir taslak plan hazırladı. Bütün Rusya Sağlık Emekçileri Sendikası’nın raporunun sunulduğu, denetim komisyonu seçiminin yapıldığı ve ülkedeki saniter hizmetler ve tıbbi hizmetler ile örgütsel raporun ele alındığı Kongre’de, 1 Mart 1920 tarihli oturumda Lenin de sağlık emekçilerine hitaben bir konuşma yaptı:

“Yoldaşlar. Halk Komiserleri Konseyi adına Kongrenizi selamlamama izin verin. Burada Kongre’nin amaçları ve yaptığınız çalışma üzerine uzun konuşmaya gerek yok. Belki savaş cephesi dışında sizinki kadar çok fazla fedakarlık isteyen başka bir alan yoktur. Dört yıllık emperyalist savaş insanlığa birkaç milyon sakat ve bir dizi salgın verdi.

Çok büyük, zor ve sorumluluk isteyen bir görev omuzlarınıza yüklendi. Savaş cephesindeki mücadele, emperyalistlerin girişimlerinin sonuç vermediğini gösterdi. Askeri alanda en büyük güçlükler arkamızda kaldı, fakat şimdi barışçıl gelişme görevine başlamak zorundayız. Kanlı cephede kazandığımız deneyimi, daha büyük sempatiyle karşılaşacağımız kansız cepheye uygulayacağız.

Komünist işçilerle yan yana sorumluluk gerektiren görevler işgal eden binlerce uzmanın, çok sayıda subay ve generalin hizmetini sağlamakta başarılı olduk. İç savaşın bütün kararlılığını ve deneyimini salgınlara karşı savaşa uygulamak zorundayız.

Zaman, tıp mesleğinin üyelerinin de işçi sınıfına güvensizlik duyduğu bir zamandı; zaman, onların da burjuva sistemin restorasyonunu düşlediği bir zamandı. Ancak şimdi onlar da Rusya’da kültürün gelişmesini sağlamanın, yalnızca proletarya ile birlikte olanaklı olabileceğine ikna oldular. Ağır yoksulluğa, hastalıklara ve pisliğe yalnızca bilim insanları ile işçiler arasındaki işbirliği bir son verebilir. Ve bu yapılacaktır.

Hiçbir karanlık güç bilim insanları, proletarya ve teknolojistlerin birliğine karşı duramaz”.

Gerçekten de Rusya’da devrim öncesinde zaten olumsuz olan sağlık koşulları, Birinci Paylaşım Savaşı sürecinde daha da kötüleşmiş, salgın hastalıklar, gıda, ilaç, yakıt ve temizlik malzemesi sıkıntısıyla daha da alevlenmişti. Bu dönemde Rusya’nın karşı karşıya kaldığı en önemli sağlık sorunu tifüs hastalığıydı.

1913 yılında on binde 7,3 düzeyinde olan tifüs vakaları, savaşın da etkisiyle 1918 yılında on binde 21,9’a ulaşmıştı. Ancak ülkenin devrimden sonra içine düştüğü iç savaş nedeniyle salgınla yeterince mücadele edilememesi sonucunda vaka sayısı 1919 yılında on binde 265,3’e ve Lenin’in sağlık emekçilerine hitap ettiği 1920 yılında 393,9’a kadar yükselmişti.

Lenin tifüsün yalnızca insan sağlığı için değil, aynı zamanda sosyalist devrimin geleceği için de bir tehdit haline geldiğini görüyordu. Bolşevik Parti’nin 2 – 4 Aralık 1919 tarihlerinde gerçekleştirilen Sekizinci Konferansı’nda, 2 Aralık’ta sunduğu “Merkez Komitesi Politik Raporu” içinde şu ifadelere yer vermişti:

“… sorunumuz, bite karşı, tifüs taşıyan bite karşı savaş sorunudur. Açlıktan tükenmiş, hasta, ekmeği, sabunu ve yakıtı olmayan bir toplumda tifüs sosyalizmi inşa etmemizi önleyecek bir felaket haline gelebilir”.

Lenin bu toplantının hemen ardından 5 – 9 Aralık 1919 tarihlerinde gerçekleştirilen Yedinci Bütün Rusya Sovyetler Kongresi’nde, 5 Aralık’ta yaptığı konuşmasında sorunu daha da dramatik bir biçimde ele alıyordu:

“Bize saldıran üçüncü felaket, birliklerimizi yere seren bit ve tifüstür. Yoldaşlar, nüfusun yoksul, güçten düşmüş, maddi kaynaklardan yoksun olduğu, bütün yaşamın, kamusal yaşamın durduğu tifüs bölgelerindeki korkunç durumu hayal etmek olanaksız. Bundan dolayı diyoruz ki, ‘Yoldaşlar, her şeyi bu soruna yoğunlaştırmak zorundayız. Ya bit sosyalizmi yenecek, ya sosyalizm biti yenecek!’. Ve yoldaşlar burada da, başka yerlerde kullandığımız aynı yöntemleri kullanarak başarıya ulaşmaya başlıyoruz. Kuşkusuz hala tifüse karşı sıkı bir savaş yerine zenginlerden muayene ücreti almayı tercih eden, önyargılar taşıyan, işçilerin iktidarına inancı olmayan bazı hekimler var. Fakat bu hekimler azınlıktır, daha da azalıyorlar ve insanların bütün güçleriyle mücadele ettiğini gören çoğunluk, insanların mücadeleleriyle temel medeniyeti koruma sorununu çözme arzusunu anlıyor. Bu hekimler, bu meşakkatli ve güç konuda, askeri uzmanlardan daha az adanmışlıkla hareket etmiyorlar. Bu hekimler kendilerini çalışan insanların hizmetine koşmaya isteklidir. Bu krizden de çıkmaya başladığımızı söylemeliyim. Yoldaş Semaşko (**) bana bu çalışma hakkında bilgi verdi. Cepheden gelen haberlere göre 1 Ekim’de cepheye 122 hekim ve 476 asistan geldi. Moskova’dan 150 hekim gönderildi. 15 Aralık’ta 800 hekimin daha tifüse karşı savaşta yardımcı olmak için cepheye ulaşacağına inanmak için nedenlerimiz var. Bu ıstıraba büyük ilgi göstermek zorundayız.

Kaynaklarımızı birleştirmeye odaklanmalıyız: tahıl, yakıt ve tifüse karşı savaş… Tahıl temin edebilirsek, yakıt teminini arttırmayı başarabilirsek, bütün çabalarımızı Rusya’da tifüsü silip süpürmeye adayabilirsek – kültürsüzlükten, yoksulluktan, gerilikten ve cehaletten kaynaklanan tifüsü – bu kansız savaşa, kanlı savaşta kazandığımız bütün gücümüzü ve deneyimimizi adayabilirsek, neticede savaştan çok daha insani ve kolay olan bu çabada daha da büyük başarılar kazanacağımızdan emin olabiliriz”.

(*) Bu konuda detaylı bilgi için bkz: Toplumcu Tıp: Sovyetler Birliği Deneyimi. Yazılama Yayınevi. 2010.

(**) Nikolay A. Semaşko. Devrim’in ilk Sağlık Bakanı.

KAYNAKLAR

V. I. Lenin. (1919). Eighth All-Russia Conference Of The R.C.P(B.) https://www.marxists.org/archive/lenin/works/1919/dec/02.htm

V. I. Lenin. (1919). Seventh All-Russia Congress Of Soviets. https://www.marxists.org/archive/lenin/works/1919/dec/05.htm

V. I. Lenin. (1920). Speech Delivered At The Second All-Russia Congress Of Medical Workers. https://www.marxists.org/archive/lenin/works/1920/mar/01a.htm