Komplo Cumhuriyeti

Komplo Cumhuriyeti

Zeynep Büyükyağcıoğlu
02/04/2015 Perşembe

31 Mart 2015, Türkiye çapında elektrik kesintisi (yazarken dahi ‘kuru su’ dermişçesine bir oxymoron sanki).

Bunun ne denli büyük bir skandal olduğunu henüz kavrayamadan hemen neden-sonuç ilişkilerine, komplolara, süper güçlere, istihbarata, ona, buna, şuna geçiyoruz; elimizde de değil, aniden savcı-DHKP/C haberi patlıyor, sürüklenip duruyoruz; bunlar sadece bir günde oluyor, ve henüz 24 saat tamamlanmış dahi değil; ‘abi meclisi boşalttık akşama ana holde parti var,’ deseler şaşırmayacakmışız gibi bir durum.

Ama gerçekten, bu kadar büyük ve kalabalık topraklarda elektrik kesintisi? Tüm illerde? Yaklaşık 9 saattir? Mikro baktığımızda buzdolabındaki etler, sıcak su yokluğu, üşüme, karanlık, elin gayri ihtiyari ışık düğmelerine gitmesiyle basılan küfürler; yine beyaz türk şikayetleri gibi kaçıyor; jeneratörün de bir yere kadar olduğunu varsayarsak, fabrikalar, hastaneler, okullar, binlerce kişinin çalıştığı bankalar; sonra mahallenin esnafı, yan tarafınızdaki inegöl köfteci, karşıdaki tuhafiye, bakkallar, tezgahlardaki peynir, zeytinler; ‘hmm bu rehin alma hadisesinden önce bilerek yapılmış bir örtbas olabilir,’ diye düşüncelere kapılıp gözlüklerimizle birer sigara tüttüreceğimize aklımız niye bu gerçekleri yadsıyor, neden hiç ana problemin ne denli büyük olduğuna çalışmıyor, neden Taner Bey’in istifa etmesi gerektiği fikri kimsenin aklına gelmiyor, neden kuru sıkı atmalarına bu denli alıştık ve neden bana bundan sonra gaz lambasıyla idare edeceksiniz deseler, kimsenin gıkı çıkmayacakmış gibi geliyor?

Gençlik darma duman, aklımıza gelen yapıcı düşünceler sadece on dakika boyunca aynı yerde kalabiliyor, dünya çok hızlı dönüyor, bilgi çok hızlı depolanıp boşaltılıyor, haber değeri yarı zamanı yaklaşık bir saat; böyle olunca unutmak kolaylaşıyor, unutmanın kolaylaşmasından da öte ne yazık ki yaşadığımız topraklarda hepimizin psikolojik sağlığına iyi gelmesi de cabası; böylece ayda bir sosyal medya belirli bir haber üzerine kuduruyor, sonra susuyor, sonra çarpık zihniyet adında nur topu gibi bir çocuğumuz oluyor, kendisini çok seviyoruz.

Devlet ana diye bir tabir var dilimizde, bu ‘ana’ hakkındaki kişisel düşüncelerimi bilahare dile getiririm zira bu yaşta tutuklanmak istemiyorum fakat şu bir gerçek ki bizim anamız doğum sonrası travmatik stres bozukluğundan muzdarip ve kendisi çocuklarını çeşitli şekillerde istismar ederek rahatlayabiliyor, diyebiliriz sanırım.