Bekleme, diren işte...

Bekleme, diren işte...

Yıldız Koç
12/01/2015 Pazartesi

Merhaba,

#direnİşte, sosyal medya sayfalarıyla, internet sitesiyle ve soL portal’daki bu blogla bugün yola çıkmış oldu.

Çıkış manifestomuzda şöyle yazıyor:

“#direnİşte, Haziran’ın kitlesel ama bir o kadar örgütsüz emekçi kitlelerinin örgütlü tavır geliştirebilmeleri için araç olacak.

Plazalarda, bürolarda, çağrı merkezlerinde, marketlerde, alışveriş merkezlerinde, otellerde, kafe ve barlarda çalışan milyonlarca hizmet işçisinin;

Maden ocaklarında, tekstil atölyelerinde, fabrikalarda, inşaatlarda, enerji santrallerinde çalışan sanayi işçilerinin;

Borçlandırılıp topraksızlaşan ve tarım-gıda tekellerine ucuz işgücü haline gelen kır emekçilerinin, şehir şehir dolaşıp fındık, çay, pamuk, narenciye toplayan, her türlü sosyal güvenceden yoksun tarım işçilerinin;

Okumak için çalışmak zorunda kalan işçi öğrencilerin,

İşsizlerin ve emeklilerin,

Sosyal medyada ve basında sesi, direnişte örgütlülüğü olacak.”

Yani #direnişte geniş emekçi kitlelerin, hem direniş hem dayanışma hem de paylaşım platformu olmayı hedefliyor.

soL Portal'da başlayan #direnişte bloğu, sosyal medya ve internet sitesiyle birlikte bu bütünün bir parçası aslında. Blog, hepimizin yazdıklarından oluşacak, işyerlerimizde yaşadığımız sıkıntıların sorunların paylaşıldığı adres haline gelecek. Amacımız bu.

Blog haber yayımladığımız ya da kapsamlı analizler, teorik tartışmalar yürüteceğimiz bir adres olmayacak. Burası bizim hikâyelerimize yer verecek. Çok içeriden, gerçek çalışma hikâyelerinin yayımlanacağı alan olacak burası.

Yani bir plaza inşaatında çalışan işçiyle, o plazanın 22’inci katında çalışan emekçinin bu sömürü düzenine ilişkin yaşadıklarını buradan okuyacağız.

Blog, ofisteki yalnızlığın, atölyedeki öfkenin, madendeki kaygının sesi olsun istedik.

Yargı kararlarına rağmen kadroya alınmayan taşeron işçisinin çığlığı…

“Yaptığınız konuşmalar güvenliğiniz açısından kayıt altına alınmaktadır” diyen bant kaydının ardından karşımıza çıkan çağrı merkezi çalışanlarının güvencesizliği…

Fabrikada asgari ücretle çalışan ve ürettiklerini asla alamayan işçinin isyanı olsun burası.

“Müşterinin her zaman haklı olduğu” marketlerdeki kasiyerin yaşadıkları da, eğitim emekçisinin yüzleşmek durumunda kaldığı sorunlar da, piyasa şiddetine maruz kalan sağlıkçıların sıkıntıları da bu bloğun konusu mesela…

Ve yazdıkça, okudukça, paylaştıkça çoğalacağız. Benzer sıkıntıları gördükçe “yalnız değiliz” diyeceğiz…