Emperyalizm kana doymuyor

Emperyalizm kana doymuyor

Ünal Karakaş
07/08/2015 Cuma

Emperyalizm, halklar için yağma ve köleleştirme der Lenin.

Dünya üzerindeki acımasız egemenliklerini sağlamlaştırmak için, dünyanın dört bir yanında özgürlüğü boğan emperyalizm kana ve katliama doymuyor.

Emperyalizm bizzat kendi eliyle yarattığı tetikçisi IŞİD ile Kobani'ye geçmek isteyenler için büyük stratejik öneme sahip olan Suruç'ta, SGDF üyesi 300 gencin eylemini kana bulayarak Türkiye’nin Ortadoğudaki bataklığa açıktan ve doğrudan girmesi için bir kez daha devreye girdi.

Evet, emperyalizm kana ve katliama doymuyor.

31 genç kardeşimizi bizden alarak, onlarcasının yaralanmasına neden olarak, güzel düşler kuranlara karşı topraklarımız üzerinde doymuyor kana ve katliama.

Tetikçisine karşılık dümeni elinde tutan akp ve büyük yaratıcıları ise yaşattıkları vahşi katliam sonrası kınama mesajları yayınlamaları, düzen içi uzlaşmada barış deklarasyonu ittifakı tartışmaları, çok iyi bilinen emperyalist riyakarlığın, arsızlığın yeni bir örneğidir.

Sözde kınamalar ile akıttıkları kandan sıyrılabilirler mi?

Örgütlü, sosyalist devrimci bir yükseliş olmazsa şimdilik elbette sıyrılabilirler.

Böylesi bir mücadele boşluğunda, emperyalizmin, işbirlikçilerin, ışid vb. barbar çetelerin insanlığa ölümden, acıdan, yağmadan ve kölelikten başka vereceği hiçbir şey yoktur.

Ne yapmak gerekir?

Öncelikle ülkemizin mali, siyasi, iktisadi, askeri ve kültürel kısımlarında emperyalizmin boyunduruğu altında olduğunu "net" olarak görmek gerekir.

Emperyalizmin, egemenliğini kapitalist ilişkiler temelinde tekelci burjuvaziye bel bağlayan işbirlikçiler sayesinde oturttuğunu görmek gerekir.

Emperyalistlerin, hiçbir zaman özgürlük için barbar terör örgütlerine bomba atmadığını, ölümü gösterip sıtmaya razı etmek amaçlı ilkelerini görmek gerekir.

Emperyalistlerin ve işbirlikçilerinim hiçbir sorunu çözemeyeceğini bilmek yetmiyor.

Kendilerinin başlı başına bir sorun olduğunu, sorun olanlar ile uzlaşı değil sosyalist devrimci bir mücadele verilmesi gerektiğini; yaptıkları şafak baskınlarıyla, roboskiler ile patlattıkları bombalar, inkarcı, ötekileştiren politikalar vb. birçok eylem olay ile görmek gerekir.

Görünen köye kılavuz aranıyorsa eğer emperyalizme ve onunla işbirliği olanlara karşı gerçek özgürlüğü elde etmenin biricik yolunun sosyalizmden geçtiğini kılavuz edinmek gerekir.

Gerçek özgürlük, gerçek eşitlik ve "büyük insanlık", sömürü düzenini korumak isteyenlerin politikalarına reformist yanıtlar ile ıslah ederek değil, var olan düzeni yıkma talebi şiarı ile cevap verilerek elde edilir.

Emperyalistlerin postalları altında ezilmemek, insanlık onuruna yakışır bir yaşamı hayata geçirebilmek için, ülkemiz ve dünyanın tüm işçi sınıfı ve emekçi halklarıyla dayanışma içerisinde olarak, devrim ve sosyalizm mücadelesinin özgürlük için tek yol olduğunu, birbirinden ayrı mücadelenin sömürüye, kana, katliama tekrardan yol açacağını görmek gerekir.

Sosyalizme ihtiyacın tarihi zorunluluğu ortadadır. Buna karşın yineliyorum ki tek kurtuluş yolu, ya sosyalizm ya barbarlık mücadelesi doğrultusunda verilecektir.