Birleşik Haziran Hareketi için kısa notlar...

Birleşik Haziran Hareketi için kısa notlar...

Tevfik Güleryüz
14/01/2015 Çarşamba

Birleşik Haziran Hareketi Laik ve Bilimsel Eğitim için Ayaktayız kampanyasını 40 ilde yaptığı eylemlerle başlattı. Birleşik Haziran Hareketi’nin Haziran’ı yaratan herkese ulaşma olasılığı var. Forumlarda hissettiğimiz bu durumu eylemlerde eser miktarda da olsa görme şansımız oldu. Nicelik olarak değil. Nicelik olarak BHH, kendisini oluşturan öznelerin normal şartlar altında zaten taşıyabildiği sayılarla yaptı ilk eylemlerini. Eser miktarda görme şansı bulduğumuz, eylemlere katılan insanların taşıdığı, “burada, tanıdık ama yeni birşey yapıldığı ve doğru bir taleple yapıldığı” duygusu ve buna eşlik eden heyecan/mutluluk hali. Hem BHH’nin hem de memleketin ihtiyacı olan şey tam da bu duygunun taşıyıcısı olan insanların sayısının artması değil mi? Ve Haziran’ı tam da bu duygunun sahibi insanlar yaratmadı mı?

Peki bu duyguyu taşıyan insanların sayısını BHH’de nasıl artıracağız?

En başta Haziran’ın özgüveniyle davranmamız gerekiyor sanırım. Laiklikle ilgili eylem yapıyorsak laikliği eylemin her santimetrekaresinde başa çakmanın yolunu bulmalıyız. En azından bu yolu daha istekli aramalıyız. “Laikçi teyzeler” yakın zamanımızın politik geyik yapmak için kullanılan argümanlarından biriydi. Kemalist seçkinler için kullanılıyordu çoğunlukla. Birleşik Haziran Hareketini bu yolla eleştirmeye kalkanların cevaplarını çok hızlı aldıkları bir ülkede, dahası dünyada yaşıyoruz. Laiklik, bugün milyonlarca insanın en temel, devrimci taleplerinden biri haline pekala gelebilir. Sokaktaki çocuktan, fabrikadaki işçiye, markette sıra bekleyen, kasiyerlik yapan kadına herkesin hayatında karşılığı var laikliğin. Ve herkes bu karşılık için mücadele etmeye hazır ya da önümüzdeki günlerde hazır hale gelecek. BHH bu karşılığı örgütlemek için de göğüslemek için de özgüvenle hareket etmenin yolunu bulmak zorundadır.

Bir diğer başlık ezberlerimizden kurtulmak olabilir. Riskli cümle ezberden kurtulmak. Haziranlaşmak belki daha doğru. Odaklandığı başlık belirgin ve somut, ama dile getiriş biçimi binlerce türlü olan bişey Haziranlaşmak. Yani yerelleşmek var ama yerelci olmak, yerel gündemlere kendini hapsetmek yok. Yönetilemez, dikte edilemez ama uyumlu bir şey aynı zamanda Haziranlaşmak. Bürokrasi düşmanı olmayan ama bürokrasiyi de çok takmayan bir şey. Karar alma, kararlı durma iradesi demek aynı zamanda. Tüm bunları, Haziranlaşmamızı sağlayabilecek adres yerel meclislerimiz. Meclisler ne kadar gerçekse o kadar gerçek bir hareketimiz olacak. Meclisler ne kadar gerçekse o kadar çok çeşitli dile gelecek talebimiz.

Başka?

Bence hep birlikte daha bir çalışkan olmalıyız. Evet, havalar kötü, olanaklar sınırlı, zaman az. Ama eğri oturup doğru konuşalım biz de o kadar çalışkan değiliz. 11 Ocak’ta eylemi duyurmak için 9 Ocak’taki sosyal medya eylemine kadar çok az şey yaptık. Sosyal medyada ise kelimenin her anlamında “ayakta” olduğumuzu gördük, gösterdik. Değil mi ki Haziran’ı sokakta kuracağız diye bir sözümüz var. O halde sadece sosyal medyada değil mahallede, sınıfta, işyerinde, akrabalar, arkadaşlar,eş-dost arasında, belki otobüste-metroda, fatura ödemek için beklediğimiz kuyrukta daha fazla ayağa kalkmanın/ayakta durmanın yolunu bulmalıyız.

Son olarak kolaycılıktan kaçmalıyız. Kaçınmak değil kelimenin gerçek anlamıyla kaçmak. Bilmeliyiz ki bu ülkede kestirmeden eşitlik-özgürlük yok. Bilmeliyiz derken, unutmamalıyız, daha da doğrusu her daim akılda tutmalıyız demek istiyorum. O kestirme yollardan biri seçimler. İttifak tartışmaları, vekil hesapları, pazarlıkları, başarı hikayeleri... Onlar bizden uzak durmuyorsa biz onlardan uzak durmalı, gerekirse kaçmalıyız. Çünkü bunu yapmaz, seçim bahsinin en heveslileri haline dönüşürsek  sonuç alma olasılığı yüksek Laiklik ve Bilimsel Eğitim için Ayaktayız kampanyasını yapamayacak hale geliriz. Seçimleri, ittifak politikalarını ,bunların gerekçelerini konuşmak hep caziptir. Hele bu soğuk kış günlerinde, hareket etmeye, harekete geçmeye ihtiyaç duymaz oturduğun yerden konuşur durursun. Konuşurken, konuşurken bir bakmışsın Şubat’ın ilk haftası gelmiş. E havalar zaten kötü, olanaklar sınırlı, imkanlar imkansız... Boykot’u yapamamışsın.

İkinci olarak da seçim bahsinde “Ama o kürsüden seslensek ne güzel olur”la başlayıp “AKP’ yi durdurmanın başka yolu mu var?”la devam eden pek çok gerekçe, emin olalım, Haziran’a inanmayanların gerekçesidir. Oysa Haziran’da diktatörün nasıl durdurulacağını, bu ülkenin en güzel meydanlarında gördük, gösterdik.

Şimdi bunu bir kez daha, hep birlikte, Şubat’ın ilk haftasında adlı adınca gösterebiliriz.

Yeter ki odaklanalım ve harekete geçelim.