Sarı çiçek mi kızıl çiçek mi?

Sarı çiçek mi kızıl çiçek mi?

Serhat Yılmaz
10/11/2019 Pazar

‘’Bir efsanedir Kartal İmam Hatip’’ diyen gazeteciler var bu ülke de. Hürriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni oldu o gazetecilerden biri geçtiğimiz günlerde.

İmam Hatipler bir efsane olabilir mi? Olacaksa da neyin efsanesidir?

Evet, İmam Hatipler efsane olabilir, gericiliğin, çağ dışılığın, hurafelerin efsanesi. Ama daha başkası değil.

***

‘’İmam Hatip ama Anadolu ha’’ diye anne ve babalarımıza yutturulan zokaların kurbanı yüz binlerce genç var bu memlekette.

Düz lise olarak girilen liselerden imam hatip mezunu olarak çıkan öğrencilerin diplomalarını süsledi bir süre büyük ‘’İMAM HATİP’’ yazıları ve lise diplomalarımız hala aynı yazıyı taşıyor.

O öğrencilerden biri de bendim naçizane…

Ve ben henüz lise ikinci sınıftayken Cem Sultan Lisesi, Cem Sultan Anadolu İmam Hatip Lisesi oldu.

Bizim de mücadele ile tanışma serüvenimiz tam o yıllarda başladı, ardından Gezi geldi.

Mücadeleye başlarken karşımıza ilk dikilen AKP’nin İmam Hatipleşme operasyonu oldu. Habersizdik.

Hiçbirimiz tehlikenin ne olduğunun farkında olamamıştık. Zaten okul idaresinin bizimle çok işi olmadığını biliyorduk, hareket serbestliğimiz buradandı. ‘’Bunlar gitsin hele, imam hatipliler kalsın, bizde işimize bakalım’’ anlayışı öğretmenlerimiz tarafından söyleniyordu bize, gizli gizli. Açıkçası o zamanlar işimize de geliyordu. Örneğin serbest kıyafetle okula girmemize kimse karışmıyordu. Çünkü çok sevdikleri, istedikleri imam hatip kuşağını yaratmak için son hızla çalışılıyordu.

Mescitle başladılar işe ardından abdesthane… Küçük şeylerdi bunlar ve biz tehlikenin farkında olamıyorduk. Çünkü bir yandan da mücadele ediyorduk. Yakında her şey değişecek diyorduk, bunlar da gidecek.

Lise yılları, mücadele ile tanıştığım, yaşamımın anlamını bulduğum bir dönemdi benim için. Ve bu dönem de Türkiye’de kendi anlamını arıyordu. Buldu, unuttu, yeniden bulacak.

***

Dört yıl önce mezun olduğum liseme gittim ailemin yanına geldiğimde. Bu hafta… Ayaklarım yılların alışkanlığıyla, aynı yollara saptı ve kendimi eski okulumun önünde buldum. Girdim. Biçimsel bir değişiklik yok aslında. Okul aynı okul, taş üzerine bir taş daha konulmamış. Adı ise ben lise ikinci sınıftayken değişen ismiyle ‘’Anadolu İmam Hatip’’ hala. Okul tabelasının yanına bir tabela daha asmışlar yalnızca: ‘’İmam Hatip Ortaokulu. ‘’ Ne büyük hizmet.

Binanın içine girince panolara baktım ilk önce. Siyasi bir hesaplaşma alanıydı bizim için panolar. Nazım’ın dizelerini astığımız panolar… Önem verirdik.

Şimdilerde Nazım’ın şiirlerinin yer aldığı panolarda ‘’15 Temmuz’’ resimleri asılı.

Tecavüz edilip elleri kesilen ve sonra katledilen Özge Can için ayağa kalktı bu memleket. Biz de kendimizce eylemlerin ön saflarını doldurduk. Önce eylemleri, sonra okul panolarını.

Yıllar önce Özge Can’ın resimleriyle doldurulan pano da belki de ‘’Kadınları hafifçe dövebilirsiniz’’ diyen ayetler yazıyor şimdi ve bunları 14-18 yaş arasındaki çocuklar yapıyor. Öğretmenler, idareciler ve iktidarın onları peşkeş çektiği tarikatlar ile yapıyor çocuklar bunu. Yıllar önce orada asılı duran şiirleri, resimleri ile anılan insanları bilmeden hiç duymadan…

Sınıfların kapıları ise dini kavramlarla dolu. Berkin’in öldüğü günü anımsadım o kavramları görünce, 13 Mart gününü. Salı günüydü. Okuldayken ve ilk derste almıştık ölüm haberini. Öfkeliydik, çok öfkeli.

Ses çıkartalım demiştik. Bir teneffüs boyunca vurmuştuk sınıfların kapılarına. Berkin’i katledenlere duyduğumuz öfkemizi göstermek için vurduğumuz kapılarda şimdi Hadis-i Şerif’ler yazılı, Ayetler asılı.

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) denilen gerici vakıfın Siyer-i Nebi yarışması afişleri var her yerde...

Dedim ya, Nazım’ın dizelerinin yerinde gerici vakıfların afişleri var şimdi.

‘’Aman çocuklar dikkatli olun, çok belli etmeyin kendinizi. Okulun içinde çok konuşmayın’’ diyen solcu öğretmenlerimizin tembihleri ile kontrol etmeye çalıştığımız devrimci heyecanımız hiç izin vermedi sessiz kalmaya.

O zaman tehlikeyi anlayamıyorduk, imam hatipli öğrencileri örgütlemek ise en başa yazdığımız görevlerimizdendi. Çünkü çoğu Doğu’dan gelmişlerdi, emekçi çocuklarıydı, nereye geldiklerini bildiklerini hiç düşünmedik.

‘’İmam Hatip Lisesi ama Anadolu ha’’ diye annelerimize babalarımıza yutturdukları okulun sınıflarına bir de isimler vermiş bu imam hatipçiler.

İkinci katta koridorun solundaki ilk sınıf, devrimci şarkılar çaldığımız sınıftı. Devrimci şarkılar çalıp halaylar çektiğimiz sınıf…  Kantin boykotunu örgütlemeye başladığımız imam hatip sınıfı… Ve o sınıfa Aliya İzzetbegoviç ismini vermiş bizim imam hatipçiler. NATO sevdalısı bir gericidir İzzetbegoviç ve genç beyinleri zehirlemektedir. O sınıfında ismini kirletmektedir bugün.

Hz. Hatice ismini gördüğümü de hatırlıyorum bir sınıfta. Eski sınıfıma bakamadım açıkçası. Ayağım eski sınıfıma götürmedi beni. Kim bilir ne koymuşlardı sınıfımın ismini.

Nostaljik bir geziden daha fazlası oldu benim için bu gezi. Komünist manifestoyu elden ele gezdirdiğimiz, günlük soL’u gururla koltuk altımızda taşıdığımız okulumuzun gericiliğe nasıl esir düştüğünü gördüm.

Ve Soma… Soma’dan katledilen işçi abilerimiz için okul bahçesinde eylem yapma cüretimizin nasıl bastırılmaya çalışıldığını anımsadım. Yakalarımıza taktığımız siyah kurdeleleri… Acımızı bizimle paylaşan ama kara kurdeleleri yakalarına takamayan öğretmenlerimizi, o değerli öğretmenlerimizi.

Bugün o eylem cüretini bağırışla, çağırışla ve kaba kuvvetle bastırmaya çalışan gerici idarecilerin bayrağı çekilmiş göklere. Görünen o ki biz yenilmişiz. Bir süreliğine…

Ancak Berkin’in katledilişine duyulan öfkeyi yüreklerinde hissedenlerin aklından çıkmayacaktır Berkin. Sıra arkadaşımızdı Berkin, bizden biriydi, mücadele ediyordu. Unutulmayacak.

Soma’da katledilen işçi abilerimiz hafızlarımızda ve mücadelemizde kalacak.

Özge Can aklımızda ve vicdanımızda yaşamaya devam edecek.

Üzerine hangi gerici yobazın ismini yazarlarsa yazsınlar, o sınıflar Berkin ile Özge Can ile anılmaya devam edecek.

Unuttukları şey bu, biz o sıralarda öğrendiğimiz mücadeleyi hala sürdürüyoruz.

Nazım’ı, Özge Can’ı, Berkin’i liselerinde yaşatan öğrenciler BURADALAR ve gericilerin liselere diktikleri bayrakları indirecekleri günlere hazırlanıyorlar.